| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Duhân 46. Ayet (44:46:2) | الْحَم۪يمِ | الحميم | l-hamîm(i) | sıcak suyun | ح م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. | |||||
| 2 | Hacc 5. Ayet (22:5:63) | الْمَٓاءَ | الماء | l-mâe | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 3 | Secde 27. Ayet (32:27:5) | الْمَٓاءَ | الماء | l-mâe | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi? | |||||
| 4 | Fussilet 39. Ayet (41:39:10) | الْمَٓاءَ | الماء | l-mâe | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir. | |||||
| 5 | Abese 25. Ayet (80:25:3) | الْمَٓاءَ | الماء | l-mâe | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık. | |||||
| 6 | Kamer 28. Ayet (54:28:3) | الْمَٓاءَ | الماء | lmâe | suyun | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” | |||||
| 7 | Kasas 23. Ayet (28:23:3) | مَٓاءَ | ماء | mâe | suyuna | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. | |||||
| 8 | Nâzi'ât 31. Ayet (79:31:3) | مَٓاءَهَا | ماءها | mâehâ | suyunu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ondan suyunu ve merasını çıkardı. | |||||
| 9 | Hûd 44. Ayet (11:44:5) | مَٓاءَكِ | ماءك | mâeki | suyunu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. | |||||
| 10 | En'am 99. Ayet (6:99:6) | مَٓاءًۚ | ماء | mâen | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. | |||||
| 11 | Ankebut 63. Ayet (29:63:7) | مَٓاءً | ماء | mâen | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. | |||||
| 12 | Muhammed 15. Ayet (47:15:41) | مَٓاءً | ماء | mâen | suyun | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 13 | Secde 8. Ayet (32:8:7) | مَٓاءٍ | ماء | mâin | bir suyun | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı. | |||||
| 14 | Kehf 41. Ayet (18:41:3) | مَٓاؤُ۬هَا | ماؤها | mâuhâ | suyu | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile.” | |||||
| 15 | Mülk 30. Ayet (67:30:5) | مَٓاؤُ۬كُمْ | ماؤكم | mâukum | suyunuz | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?” | |||||
| 16 | Kamer 28. Ayet (54:28:8) | مُحْتَضَرٌ | محتضر | muhtedar(un) | hazır bulunsun (suyunu alsın) | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” | |||||
| 17 | Mü'minûn 50. Ayet (23:50:11) | وَمَع۪ينٍ۟ | ومعين | ve ma’în(in) | ve suyu bulunan | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. | |||||