"ted’û" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 39 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 En'am 40. Ayet (6:40:12) تَدْعُونَۚ تدعون ted’ûne yalvarırsınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın).
2 En'am 41. Ayet (6:41:3) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvarırsınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
3 En'am 41. Ayet (6:41:6) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne istediğiniz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
4 En'am 56. Ayet (6:56:7) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınıza د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”
5 En'am 63. Ayet (6:63:8) تَدْعُونَهُ تدعونه ted’ûnehu O'na yakardığınızda د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?”
6 A'raf 37. Ayet (7:37:25) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvarmış د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
7 A'raf 193. Ayet (7:193:0) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).
8 A'raf 194. Ayet (7:194:0) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).
9 A'raf 197. Ayet (7:197:0) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
10 A'raf 198. Ayet (7:198:0) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler.
11 Yunus 106. Ayet (10:106:0) تَدْعُ تدع ted’u tapma د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
12 Hûd 62. Ayet (11:62:20) تَدْعُونَٓا تدعونا ted’ûnâ bizi çağırdığın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.”
13 İbrahim 9. Ayet (14:9:35) تَدْعُونَنَٓا تدعوننا ted’ûnenâ bizi çağırdığınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.
14 İsrâ 67. Ayet (17:67:8) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne bütün yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
15 İsrâ 110. Ayet (17:110:9) تَدْعُوا تدعوا ted’û çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
16 Kehf 57. Ayet (18:57:24) تَدْعُهُمْ تدعهم ted’uhum onları çağırsan da د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
17 Meryem 48. Ayet (19:48:3) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınızdan د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”
18 Hacc 73. Ayet (22:73:10) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
19 Mü'minûn 73. Ayet (23:73:2) لَتَدْعُوهُمْ لتدعوهم le-ted’ûhum onları çağırıyorsun د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
20 Furkan 14. Ayet (25:14:2) تَدْعُوا تدعوا ted’û çağırmayın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir.)
21 Şu'arâ 72. Ayet (26:72:5) تَدْعُونَۙ تدعون ted’ûn(e) du'a ettiğiniz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?”
22 Şu'arâ 213. Ayet (26:213:2) تَدْعُ تدع ted’u çağırma د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
23 Kasas 88. Ayet (28:88:2) تَدْعُ تدع ted’u yalvarma د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.
24 Fâtır 13. Ayet (35:13:22) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
25 Fâtır 14. Ayet (35:14:2) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırsanız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.
26 Fâtır 18. Ayet (35:18:7) تَدْعُ تدع ted’u (başkalarını) çağırsa د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
27 Fâtır 40. Ayet (35:40:5) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardığınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.
28 Sâffât 125. Ayet (37:125:1) اَتَدْعُونَ اتدعون eted’ûne -mi yalvarıyorsunuz? د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) 125,126. “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”[459]
29 Zümer 38. Ayet (39:38:12) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardığınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
30 Mü'min 41. Ayet (40:41:8) وَتَدْعُونَن۪ٓي وتدعونني ve ted’ûnenî ve siz beni çağırıyorsunuz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Bu ne hâl? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.”
31 Mü'min 42. Ayet (40:42:1) تَدْعُونَن۪ي تدعونني ted’ûnenî siz beni çağırıyorsunuz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.”
32 Mü'min 43. Ayet (40:43:4) تَدْعُونَن۪ٓي تدعونني ted’ûnenî siz beni çağırıyorsunuz د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
33 Mü'min 66. Ayet (40:66:7) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne sizin yalvardıklarınıza د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.”
34 Fussilet 5. Ayet (41:5:6) تَدْعُونَٓا تدعونا ted’ûnâ bizi çağırdığın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476]
35 Şûrâ 13. Ayet (42:13:28) تَدْعُوهُمْ تدعوهم ted’ûhum onları çağırdığın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
36 Ahkaf 4. Ayet (46:4:4) تَدْعُونَ تدعون ted’ûne yalvardıklarınız د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
37 Muhammed 35. Ayet (47:35:3) وَتَدْعُٓوا وتدعوا ve ted’û ve davet etmeyin د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
38 Meâric 17. Ayet (70:17:1) تَدْعُوا تدعوا ted’û çağırır د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) 17,18. O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
39 Cin 18. Ayet (72:18:5) تَدْعُوا تدعوا ted’û yalvarmayın د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”