| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 193. Ayet (7:193:0) | تَدْعُوهُمْ | تدعوهم | ted’ûhum | onları çağırsanız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). | |||||
| 2 | A'raf 198. Ayet (7:198:0) | تَدْعُوهُمْ | تدعوهم | ted’ûhum | onları çağırsanız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, hâlbuki onlar görmezler. | |||||
| 3 | Kehf 57. Ayet (18:57:24) | تَدْعُهُمْ | تدعهم | ted’uhum | onları çağırsan da | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329] | |||||
| 4 | Mü'minûn 73. Ayet (23:73:2) | لَتَدْعُوهُمْ | لتدعوهم | le-ted’ûhum | onları çağırıyorsun | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. | |||||
| 5 | Fâtır 14. Ayet (35:14:2) | تَدْعُوهُمْ | تدعوهم | ted’ûhum | onları çağırsanız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. | |||||
| 6 | Şûrâ 13. Ayet (42:13:28) | تَدْعُوهُمْ | تدعوهم | ted’ûhum | onları çağırdığın | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. | |||||