| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Kehf 23. Ayet (18:23:2) | تَقُولَنَّ | تقولن | tekûlenne | deme | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! | |||||
| 2 | Tâhâ 94. Ayet (20:94:11) | تَقُولَ | تقول | tekûle | diyeceksin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi. | |||||
| 3 | Tâhâ 97. Ayet (20:97:8) | تَقُولَ | تقول | tekûle | diyeceksin | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. | |||||
| 4 | Zümer 56. Ayet (39:56:2) | تَقُولَ | تقول | tekûle | demesinden (sakının) | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. | |||||
| 5 | Zümer 57. Ayet (39:57:2) | تَقُولَ | تقول | tekûle | demesinden | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. | |||||
| 6 | Zümer 58. Ayet (39:58:2) | تَقُولَ | تقول | tekûle | demesinden | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut azabı gördüğünde, “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. | |||||
| 7 | Cin 5. Ayet (72:5:5) | تَقُولَ | تقول | tekûle | söylemeyeceklerini | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.” | |||||