"tekûne" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 42 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 147. Ayet (2:147:5) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne artık olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
2 Bakara 193. Ayet (2:193:4) تَكُونَ تكون tekûne kalmayıncaya ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
3 Bakara 266. Ayet (2:266:4) تَكُونَ تكون tekûne olmasını ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75]
4 Bakara 282. Ayet (2:282:99) تَكُونَ تكون tekûne olursa ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80]
5 Nisâ 29. Ayet (4:29:12) تَكُونَ تكون tekûne olan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
6 Mâide 29. Ayet (5:29:7) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne olasın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.”
7 Mâide 71. Ayet (5:71:3) تَكُونَ تكون tekûne olmayacak ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
8 En'am 14. Ayet (6:14:22) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).”
9 En'am 35. Ayet (6:35:26) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne o halde olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma.
10 En'am 52. Ayet (6:52:23) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne olasın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176]
11 En'am 69. Ayet (6:69:4) يَتَّقُونَ يتقون yettekûne korunanlar و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
12 En'am 114. Ayet (6:114:21) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne hiç olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde, sakın şüphecilerden olma.[190]
13 A'raf 156. Ayet (7:156:0) يَتَّقُونَ يتقون yettekûne korunanlara و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”
14 Enfal 34. Ayet (8:34:0) الْمُتَّقُونَ المتقون l-muttekûne korunanlardır و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
15 Enfal 39. Ayet (8:39:0) تَكُونَ تكون tekûne kalmayıncaya ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
16 Yunus 78. Ayet (10:78:0) وَتَكُونَ وتكون ve tekûne ve olması ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.”
17 Yunus 92. Ayet (10:92:0) لِتَكُونَ لتكون li-tekûne olman için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.
18 Yunus 94. Ayet (10:94:0) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma!
19 Yunus 95. Ayet (10:95:0) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
20 Yunus 95. Ayet (10:95:0) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne yoksa olursun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
21 Yunus 105. Ayet (10:105:0) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”
22 Hûd 46. Ayet (11:46:22) تَكُونَ تكون tekûne olmanı ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.
23 Yusuf 85. Ayet (12:85:7) تَكُونَ تكون tekûne olacaksın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler.
24 Yusuf 85. Ayet (12:85:10) تَكُونَ تكون tekûne olacaksın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Allah’a yemin ederiz ki, sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler.
25 Hicr 32. Ayet (15:32:7) تَكُونَ تكون tekûne sen olmadın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.
26 Nahl 92. Ayet (16:92:15) تَكُونَ تكون tekûne olduğu için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
27 İsrâ 91. Ayet (17:91:2) تَكُونَ تكون tekûne olmalı ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
28 Meryem 45. Ayet (19:45:10) فَتَكُونَ فتكون fetekûne o zaman olursun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.”
29 Tâhâ 113. Ayet (20:113:10) يَتَّقُونَ يتقون yettekûne korunurlar و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
30 Hacc 46. Ayet (22:46:5) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne olsun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
31 Şu'arâ 116. Ayet (26:116:7) لَتَكُونَنَّ لتكونن le-tekûnenne mutlaka olacaksın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”
32 Şu'arâ 167. Ayet (26:167:7) لَتَكُونَنَّ لتكونن letekûnenne mutlaka olacaksın ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!”
33 Şu'arâ 194. Ayet (26:194:3) لِتَكُونَ لتكون li-tekûne olman için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 193,194,195. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
34 Şu'arâ 213. Ayet (26:213:7) فَتَكُونَ فتكون fe-tekûne sonra olursun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
35 Kasas 10. Ayet (28:10:15) لِتَكُونَ لتكون li-tekûne olması için ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
36 Kasas 19. Ayet (28:19:24) تَكُونَ تكون tekûne olmak ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.
37 Kasas 19. Ayet (28:19:31) تَكُونَ تكون tekûne olmak ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.
38 Kasas 86. Ayet (28:86:13) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.
39 Kasas 87. Ayet (28:87:14) تَكُونَنَّ تكونن tekûnenne olma ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
40 Zümer 65. Ayet (39:65:12) وَلَتَكُونَنَّ ولتكونن ve letekûnenne ve olursun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.”
41 Fetih 20. Ayet (48:20:13) وَلِتَكُونَ ولتكون ve li-tekûne olsun diye ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
42 Müzzemmil 17. Ayet (73:17:2) تَتَّقُونَ تتقون tettekûne kendinizi kurtaracaksınız و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hâl böyle iken inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?