"tek" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 145 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 Sâd 7. Ayet (38:7:6) الْاٰخِرَةِۚ الاخرة l-âḣirati öteki أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
101 Sâd 15. Ayet (38:15:6) وَاحِدَةً واحدة vâhideten bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
102 Sâd 22. Ayet (38:22:14) بَعْضٍ بعض ba’din ötekinin ب ع ض
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler.
103 Sâd 23. Ayet (38:23:10) وَاحِدَةٌ واحدة vâhidetun bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken ‘Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı.”
104 Sâd 61. Ayet (38:61:11) النَّارِ النار nnâr(i) ateşteki ن و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır.”
105 Sâd 65. Ayet (38:65:10) الْوَاحِدُ الواحد l-vâhidu tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.”
106 Zümer 4. Ayet (39:4:15) الْوَاحِدُ الواحد l-vâhidu tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır.
107 Zümer 6. Ayet (39:6:4) وَاحِدَةٍ واحدة vâhidetin bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan[466] eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı.[467] Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
108 Zümer 42. Ayet (39:42:17) الْاُخْرٰٓى الاخرى l-uḣrâ ötekilerini أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
109 Zümer 45. Ayet (39:45:4) وَحْدَهُ وحده vahdehu tek olarak و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir tek (ilâh) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler.
110 Mü'min 12. Ayet (40:12:6) وَحْدَهُ وحده vahdehu tek olan و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.”
111 Mü'min 16. Ayet (40:16:14) الْوَاحِدِ الواحد l-vâhidi tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır
112 Mü'min 84. Ayet (40:84:7) وَحْدَهُ وحده vahdehu tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
113 Fussilet 6. Ayet (41:6:11) وَاحِدٌ واحد vâhidun bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Allah’a ortak koşanların vay hâline!”
114 Şûrâ 8. Ayet (42:8:6) وَاحِدَةً واحدة vâhideten bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
115 Zuhruf 32. Ayet (43:32:15) بَعْضٍ بعض ba’din ötekiler ب ع ض
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.
116 Zuhruf 33. Ayet (43:33:6) وَاحِدَةً واحدة vâhideten bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
117 Zuhruf 48. Ayet (43:48:9) اُخْتِهَاۘ اختها uḣtihâ öteki- أ خ و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
118 Ahkaf 27. Ayet (46:27:7) وَصَرَّفْنَا وصرفنا ve sarrafnâ ve tekrar tekrar açıkladık ص ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık.
119 Fetih 9. Ayet (48:9:4) وَتُعَزِّرُوهُ وتعزروه ve tu’azzirûhu O'nu destekleyesiniz ع ز ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.)
120 Hucurât 9. Ayet (49:9:12) الْاُخْرٰى الاخرى l-uḣrâ öteki أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
121 Necm 20. Ayet (53:20:3) الْاُخْرٰى الاخرى l-uḣrâ öteki أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 19,20. Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?[511]
122 Necm 47. Ayet (53:47:4) الْاُخْرٰىۙ الاخرى l-uḣrâ tekrar أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.
123 Kamer 31. Ayet (54:31:5) وَاحِدَةً واحدة vâhideten tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
124 Kamer 43. Ayet (54:43:4) اُو۬لٰٓئِكُمْ اولئكم ulâikum ötekileriniz- أُولَٰئِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
125 Kamer 50. Ayet (54:50:4) وَاحِدَةٌ واحدة vâhidetun bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
126 Mücadele 6. Ayet (58:6:2) يَبْعَثُهُمُ يبعثهم yeb’aśuhumu tekrar dirilteceği ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir.
127 Mücadele 18. Ayet (58:18:2) يَبْعَثُهُمُ يبعثهم yeb’aśuhumu tekrar diriltir ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
128 Mücadele 22. Ayet (58:22:27) وَاَيَّدَهُمْ وايدهم ve eyyedehum ve onları desteklemiştir أ ي د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
129 Haşr 23. Ayet (59:23:15) الْمُتَكَبِّرُۜ المتكبر l-mutekebbir(u) Mütekebbirdir (çok uludur) ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
130 Mümtehine 4. Ayet (60:4:32) وَحْدَهُٓ وحده vahdehu bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538]
131 Saf 14. Ayet (61:14:8) كَمَا كما kemâ nitekim كَمَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.[544] Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.[545]
132 Saf 14. Ayet (61:14:30) فَاَيَّدْنَا فايدنا fe-eyyednâ biz de destekledik أ ي د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.[544] Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.[545]
133 Hâkka 13. Ayet (69:13:6) وَاحِدَةٌۙ واحدة vâhide(tun) bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.
134 Hâkka 14. Ayet (69:14:6) وَاحِدَةً واحدة vâhide(ten) bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.
135 Nûh 18. Ayet (71:18:4) وَيُخْرِجُكُمْ ويخرجكم ve yuḣricukum ve tekrar çıkaracaktır خ ر ج
Diyanet İşleri (Yeni) ‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’
136 Nûh 26. Ayet (71:26:10) دَيَّارًا ديارا deyyârâ(n) tek kişi د و ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”
137 Müddessir 3. Ayet (74:3:2) فَكَبِّرْۙ فكبر fe-kebbir tekbir et ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbini yücelt.
138 Müddessir 11. Ayet (74:11:4) وَح۪يدًاۙ وحيدا ve hîdâ(n) tek olarak و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
139 Nebe' 28. Ayet (78:28:3) كِذَّابًاۜ كذابا kiżżâbâ(n) tekzib ile ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
140 Nâzi'ât 13. Ayet (79:13:4) وَاحِدَةٌۙ واحدة vâhide(tun) bir tek و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki o, bir haykırıştan (sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
141 Mutaffifîn 4. Ayet (83:4:5) مَبْعُوثُونَۙ مبعوثون meb’ûśûn(e) tekrar diriltileceklerini ب ع ث
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
142 Târık 8. Ayet (86:8:3) رَجْعِه۪ رجعه rac’ihi onu tekrar döndürmeye ر ج ع
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
143 Fecr 3. Ayet (89:3:2) وَالْوَتْرِۙ والوتر vel-vetr(i) ve tek'e و ت ر
Diyanet İşleri (Yeni) Çifte ve teke andolsun,
144 İnşirâh 7. Ayet (94:7:3) فَانْصَبْۙ فانصب fensab (tekrar) başla ن ص ب
Diyanet İşleri (Yeni) Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.