"ulu" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 782 sonuç bulundu.
650 - 700 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
650 Câsiye 15. Ayet (45:15:6) اَسَٓاءَ اساء esâe kötülük yaparsa س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
651 Câsiye 21. Ayet (45:21:5) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
652 Câsiye 33. Ayet (45:33:3) سَيِّـَٔاتُ سيـات seyyiâtu kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.
653 Câsiye 37. Ayet (45:37:2) الْكِبْرِيَٓاءُ الكبرياء l-kibriyâu ululuk ك ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
654 Ahkaf 3. Ayet (46:3:5) وَمَا وما ve mâ ve bulunanları مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
655 Ahkaf 16. Ayet (46:16:10) سَيِّـَٔاتِهِمْ سيـاتهم seyyiâtihim onların kötülükleri- س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
656 Ahkaf 18. Ayet (46:18:7) اُمَمٍ امم umemin toplulukları أ م م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
657 Ahkaf 24. Ayet (46:24:3) عَارِضًا عارضا ‘âridan geniş bir bulut halinde ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
658 Ahkaf 24. Ayet (46:24:8) عَارِضٌ عارض ‘âridun bir buluttur ع ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
659 Ahkaf 24. Ayet (46:24:16) ف۪يهَا فيها fîhâ içinde bulunan فِي
Diyanet İşleri (Yeni) O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
660 Ahkaf 29. Ayet (46:29:4) نَفَرًا نفرا neferan bir topluluğu ن ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince[492] birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.
661 Ahkaf 35. Ayet (46:35:26) الْقَوْمُ القوم l-kavmu topluluktan ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
662 Muhammed 20. Ayet (47:20:16) ف۪ي في bulunan فِي
Diyanet İşleri (Yeni) İnananlar, “Keşke bir sûre indirilse!” derler. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.
663 Muhammed 22. Ayet (47:22:6) تُفْسِدُوا تفسدوا tufsidû bozgunculuk yapacaksınız ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Demek, yüz çevirdiğinizde[494] yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
664 Muhammed 29. Ayet (47:29:4) ف۪ي في bulunanlar فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?
665 Fetih 5. Ayet (48:5:13) سَيِّـَٔاتِهِمْۜ سيـاتهم seyyiâtihim kötülüklerini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
666 Fetih 6. Ayet (48:6:6) الظَّٓانّ۪ينَ الظانين zzânnîne zanda bulunan ظ ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
667 Fetih 6. Ayet (48:6:12) السَّوْءِۚ السوء ssev/(i) kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
668 Fetih 9. Ayet (48:9:3) وَرَسُولِه۪ ورسوله ve rasûlihi ve Resulüne ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.)
669 Fetih 12. Ayet (48:12:15) وَظَنَنْتُمْ وظننتم ve zanentum ve zanda bulundunuz ظ ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
670 Fetih 12. Ayet (48:12:19) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluk ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
671 Fetih 29. Ayet (48:29:4) وَالَّذ۪ينَ والذين velleżîne ve bulunanlar ٱلَّذِى
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
672 Hucurât 6. Ayet (49:6:11) تُص۪يبُوا تصيبوا tusîbû yoksa kötülük edersiniz ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
673 Hucurât 6. Ayet (49:6:12) قَوْمًا قوما kavmen bir topluluğa karşı ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
674 Hucurât 10. Ayet (49:10:9) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
675 Hucurât 11. Ayet (49:11:7) قَوْمٌ قوم kavmun bir topluluk ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
676 Hucurât 11. Ayet (49:11:9) قَوْمٍ قوم kavmin toplulukla ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
677 Kaf 18. Ayet (50:18:8) عَت۪يدٌ عتيد ‘atîd(un) hazır bulunan ع ت د
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.
678 Kaf 38. Ayet (50:38:5) وَمَا وما ve mâ ve bulunanları مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
679 Zâriyât 2. Ayet (51:2:1) فَالْحَامِلَاتِ فالحاملات fel-hâmilâti yüklü (bulut)lara andolsun ح م ل
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6. Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.[504]
680 Zâriyât 7. Ayet (51:7:2) ذَاتِ ذات żâti bulunan ذُو
Diyanet İşleri (Yeni) 7,8. Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
681 Zâriyât 25. Ayet (51:25:8) قَوْمٌ قوم kavmun bir topluluk(sunuz) ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).
682 Zâriyât 35. Ayet (51:35:3) كَانَ كان kâne bulunan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık.
683 Zâriyât 49. Ayet (51:49:6) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
684 Zâriyât 53. Ayet (51:53:5) قَوْمٌ قوم kavmun bir topluluktur ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
685 Tûr 32. Ayet (52:32:7) قَوْمٌ قوم kavmun bir topluluk (mudur?) ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
686 Tûr 44. Ayet (52:44:8) سَحَابٌ سحاب sehâbun bulutlardır س ح ب
Diyanet İşleri (Yeni) Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler.
687 Necm 10. Ayet (53:10:3) عَبْدِه۪ عبده ‘abdihi kuluna ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
688 Necm 31. Ayet (53:31:3) فِي في bulunan فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
689 Necm 31. Ayet (53:31:6) فِي في bulunan فِي
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
690 Necm 31. Ayet (53:31:10) اَسَٓاؤُ۫ا اساؤا esâû kötülük eden(leri) س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
691 Necm 36. Ayet (53:36:4) بِمَا بما bimâ bulunan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37. Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
692 Necm 60. Ayet (53:60:1) وَتَضْحَكُونَ وتضحكون ve tadhakûne ve gülüyorsunuz ض ح ك
Diyanet İşleri (Yeni) 59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
693 Kamer 9. Ayet (54:9:6) عَبْدَنَا عبدنا ‘abdenâ kulumuzu ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
694 Kamer 19. Ayet (54:19:5) صَرْصَرًا صرصرا sarsaran uğultulu ص ر ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
695 Kamer 28. Ayet (54:28:8) مُحْتَضَرٌ محتضر muhtedar(un) hazır bulunsun (suyunu alsın) ح ض ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
696 Kamer 44. Ayet (54:44:4) جَم۪يعٌ جميع cemî’un bir topluluğuz ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
697 Kamer 45. Ayet (54:45:2) الْجَمْعُ الجمع l-cem’u o topluluk ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
698 Kamer 46. Ayet (54:46:3) مَوْعِدُهُمْ موعدهم mev’iduhum buluşma zamanları و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
699 Kamer 55. Ayet (54:55:3) صِدْقٍ صدق sidkin doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.