"vahyettik" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 13 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nisâ 163. Ayet (4:163:2) اَوْحَيْنَٓا اوحينا evhaynâ vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135]
2 A'raf 117. Ayet (7:117:1) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve biz de vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
3 A'raf 160. Ayet (7:160:0) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
4 Yunus 87. Ayet (10:87:0) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
5 Yusuf 15. Ayet (12:15:10) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve biz vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
6 Nahl 123. Ayet (16:123:2) اَوْحَيْنَٓا اوحينا evhaynâ vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da sana, “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik.
7 Enbiyâ 73. Ayet (21:73:5) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
8 Mü'minûn 27. Ayet (23:27:1) فَاَوْحَيْنَٓا فاوحينا fe-evhaynâ biz de vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384]
9 Şu'arâ 52. Ayet (26:52:1) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik.
10 Şu'arâ 63. Ayet (26:63:1) فَاَوْحَيْنَٓا فاوحينا fe-evhaynâ diye vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
11 Kasas 7. Ayet (28:7:1) وَاَوْحَيْنَٓا واوحينا ve evhaynâ ve vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
12 Şûrâ 7. Ayet (42:7:2) اَوْحَيْنَٓا اوحينا evhaynâ biz vahyettik ki و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
13 Şûrâ 52. Ayet (42:52:2) اَوْحَيْنَٓا اوحينا evhaynâ vahyettik و ح ي
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.