"ve şey" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 58 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 3. Ayet (2:3:6) وَمِمَّا ومما ve mimmâ ve şeyden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
2 Bakara 4. Ayet (2:4:6) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
3 Bakara 33. Ayet (2:33:21) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
4 Bakara 66. Ayet (2:66:6) وَمَا وما ve mâ ve şey (için) مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23]
5 Bakara 77. Ayet (2:77:8) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
6 Bakara 102. Ayet (2:102:17) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
7 Bakara 136. Ayet (2:136:4) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
8 Bakara 136. Ayet (2:136:7) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
9 Bakara 136. Ayet (2:136:15) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
10 Bakara 136. Ayet (2:136:19) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”
11 Bakara 173. Ayet (2:173:8) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46]
12 Bakara 267. Ayet (2:267:10) وَمِمَّٓا ومما ve mimmâ ve şeylerden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır.
13 Âl-i İmran 30. Ayet (3:30:10) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir.
14 Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:7) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”
15 Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:15) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”
16 Âl-i İmran 115. Ayet (3:115:1) وَمَا وما ve mâ ve şeyler مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
17 Âl-i İmran 166. Ayet (3:166:1) وَمَٓا وما ve mâ ve şey مَا
Diyanet İşleri (Yeni) 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
18 Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:8) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
19 Âl-i İmran 199. Ayet (3:199:11) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
20 Nisâ 60. Ayet (4:60:11) وَمَٓا وما ve mâ ve şeylere مَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124]
21 Nisâ 79. Ayet (4:79:7) وَمَٓا وما ve mâ ve şey مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
22 Nisâ 162. Ayet (4:162:11) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.
23 Mâide 3. Ayet (5:3:7) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyler مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
24 Mâide 3. Ayet (5:3:16) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyler (havyanlar) مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
25 Mâide 3. Ayet (5:3:22) وَمَا وما ve mâ ve şeyler مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
26 Mâide 59. Ayet (5:59:15) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilâhî kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.”
27 Mâide 68. Ayet (5:68:12) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.
28 Mâide 81. Ayet (5:81:6) وَمَٓا وما ve mâ ve şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
29 Mâide 99. Ayet (5:99:10) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir.
30 Hûd 5. Ayet (11:5:14) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
31 İbrahim 38. Ayet (14:38:6) وَمَا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
32 Nahl 23. Ayet (16:23:8) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
33 Nahl 115. Ayet (16:115:8) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307]
34 Kehf 16. Ayet (18:16:3) وَمَا وما ve mâ ve şeylerden مَا
Diyanet İşleri (Yeni) (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Mademki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o hâlde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.”[327]
35 Kehf 56. Ayet (18:56:16) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
36 Meryem 65. Ayet (19:65:4) وَمَا وما ve mâ ve şeylerin مَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?
37 Meryem 68. Ayet (19:68:3) وَالشَّيَاط۪ينَ والشياطين ve-şşeyâtîne ve şeytanları ش ط ن
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
38 Tâhâ 73. Ayet (20:73:7) وَمَٓا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
39 Hacc 12. Ayet (22:12:8) وَمَا وما ve mâ ve şeylere مَا
Diyanet İşleri (Yeni) O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
40 Hacc 35. Ayet (22:35:13) وَمِمَّا ومما ve mimmâ ve şeylerden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
41 Nûr 29. Ayet (24:29:16) وَمَا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
42 Neml 25. Ayet (27:25:13) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
43 Neml 74. Ayet (27:74:7) وَمَا وما ve mâ ve şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
44 Kasas 54. Ayet (28:54:10) وَمِمَّا ومما ve mimmâ ve şeyden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.
45 Secde 16. Ayet (32:16:9) وَمِمَّا ومما ve mimmâ ve şeylerden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
46 Sâd 37. Ayet (38:37:1) وَالشَّيَاط۪ينَ والشياطين ve-şşeyâtîne ve şeytanları ش ط ن
Diyanet İşleri (Yeni) 37,38. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
47 Mü'min 70. Ayet (40:70:4) وَبِمَٓا وبما ve bimâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler.
48 Ahkaf 28. Ayet (46:28:15) وَمَا وما ve mâ ve şeyler مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.
49 Zâriyât 22. Ayet (51:22:4) وَمَا وما ve mâ ve şey مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
50 Hadîd 4. Ayet (57:4:18) وَمَا وما ve mâ ve şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.