"ve huve" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 170 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 29. Ayet (2:29:16) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
2 Bakara 85. Ayet (2:85:19) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
3 Bakara 91. Ayet (2:91:16) وَهُوَ وهو ve huve halbuki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
4 Bakara 112. Ayet (2:112:6) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
5 Bakara 137. Ayet (2:137:17) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
6 Bakara 139. Ayet (2:139:5) وَهُوَ وهو ve huve O iken هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.”
7 Bakara 204. Ayet (2:204:15) وَهُوَ وهو ve huve oysa o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
8 Bakara 216. Ayet (2:216:4) وَهُوَ وهو ve huve halbuki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
9 Bakara 216. Ayet (2:216:11) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
10 Bakara 216. Ayet (2:216:18) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
11 Bakara 217. Ayet (2:217:44) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62]
12 Bakara 255. Ayet (2:255:48) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
13 Âl-i İmran 39. Ayet (3:39:3) وَهُوَ وهو ve huve ve O (Zekeriyya) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.
14 Âl-i İmran 85. Ayet (3:85:9) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
15 Âl-i İmran 150. Ayet (3:150:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
16 Nisâ 92. Ayet (4:92:29) وَهُوَ وهو ve huve o (öldürülen) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
17 Nisâ 108. Ayet (4:108:8) وَهُوَ وهو ve huve oysa O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
18 Nisâ 124. Ayet (4:124:9) وَهُوَ وهو ve huve ve onlar هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
19 Nisâ 142. Ayet (4:142:5) وَهُوَ وهو ve huve oysa O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.
20 Nisâ 176. Ayet (4:176:19) وَهُوَ وهو ve huve fakat kendisi هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
21 Mâide 5. Ayet (5:5:39) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.
22 Mâide 120. Ayet (5:120:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
23 En'am 3. Ayet (6:3:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, göklerde de Allah’tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.
24 En'am 13. Ayet (6:13:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
25 En'am 14. Ayet (6:14:9) وَهُوَ وهو ve huve ve kendisi هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).”
26 En'am 18. Ayet (6:18:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
27 En'am 18. Ayet (6:18:5) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
28 En'am 57. Ayet (6:57:20) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
29 En'am 60. Ayet (6:60:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
30 En'am 61. Ayet (6:61:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
31 En'am 62. Ayet (6:62:10) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
32 En'am 66. Ayet (6:66:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179]
33 En'am 72. Ayet (6:72:5) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.
34 En'am 73. Ayet (6:73:1) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
35 En'am 73. Ayet (6:73:22) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
36 En'am 97. Ayet (6:97:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.
37 En'am 98. Ayet (6:98:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.
38 En'am 99. Ayet (6:99:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı.[186] Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.
39 En'am 101. Ayet (6:101:15) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
40 En'am 102. Ayet (6:102:12) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
41 En'am 103. Ayet (6:103:4) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
42 En'am 103. Ayet (6:103:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.”[187] O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
43 En'am 114. Ayet (6:114:5) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde, sakın şüphecilerden olma.[190]
44 En'am 115. Ayet (6:115:9) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
45 En'am 117. Ayet (6:117:9) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O, doğru yolu bulanları en iyi bilendir.
46 En'am 127. Ayet (6:127:6) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.
47 En'am 141. Ayet (6:141:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.[196] Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)[197] verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
48 En'am 164. Ayet (6:164:6) وَهُوَ وهو ve huve (halbuki) O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.[209] Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.
49 En'am 165. Ayet (6:165:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
50 A'raf 57. Ayet (7:57:1) وَهُوَ وهو ve huve O ki هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.