"ve ben" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 38 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 41. Ayet (2:41:17) وَاِيَّايَ واياي ve iyyâye ve benden إِيَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2 Bakara 197. Ayet (2:197:27) وَاتَّقُونِ واتقون vettekûni ve benden sakının و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hac (ayları), bilinen aylardır.[58] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.
3 En'am 141. Ayet (6:141:16) مُتَشَابِهٍۜ متشابه muteşâbih(in) ve benzemez ش ب ه
Diyanet İşleri (Yeni) O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.[196] Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)[197] verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
4 En'am 163. Ayet (6:163:6) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.”
5 A'raf 68. Ayet (7:68:4) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım.”
6 A'raf 143. Ayet (7:143:39) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince[228] onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.
7 A'raf 148. Ayet (7:148:1) وَاتَّخَذَ واتخذ vetteḣaże ve benimsediler أ خ ذ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular.
8 A'raf 155. Ayet (7:155:0) وَاِيَّايَۜ واياي ve iyyây(e) ve beni de إِيَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.
9 Yunus 41. Ayet (10:41:0) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben de اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: “Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).”
10 Yunus 72. Ayet (10:72:0) وَاُمِرْتُ وامرت ve umirtu ve ben emrolundum أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
11 Yunus 90. Ayet (10:90:0) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben de اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi.
12 Yunus 104. Ayet (10:104:0) وَاُمِرْتُ وامرت ve umirtu ve ben emrolundum أ م ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”
13 Hûd 84. Ayet (11:84:22) وَاِنّ۪ٓي واني ve innî ve ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
14 Hûd 88. Ayet (11:88:11) وَرَزَقَن۪ي ورزقني ve razekanî ve beni rızıklandırmışsa ر ز ق
Diyanet İşleri (Yeni) Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.”
15 Yusuf 59. Ayet (12:59:15) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.”
16 Yusuf 72. Ayet (12:72:10) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler.
17 Yusuf 101. Ayet (12:101:20) وَاَلْحِقْن۪ي والحقني ve elhiknî ve beni kat ل ح ق
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”
18 İbrahim 22. Ayet (14:22:11) وَوَعَدْتُكُمْ ووعدتكم ve ve’adtukum ve ben de size va'dettim و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
19 İsrâ 80. Ayet (17:80:6) وَاَخْرِجْن۪ي واخرجني ve aḣricnî ve beni çıkar خ ر ج
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
20 Meryem 30. Ayet (19:30:7) وَجَعَلَن۪ي وجعلني ve ce’alenî ve beni yaptı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
21 Meryem 31. Ayet (19:31:1) وَجَعَلَن۪ي وجعلني ve ce’alenî ve beni kıldı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.”
22 Meryem 32. Ayet (19:32:4) يَجْعَلْن۪ي يجعلني yec’alnî ve beni yapmadı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
23 Tâhâ 13. Ayet (20:13:1) وَاَنَا وانا ve ene ve ben اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”
24 Tâhâ 18. Ayet (20:18:10) وَلِيَ ولي veliye ve benim var لِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm.”
25 Tâhâ 82. Ayet (20:82:1) وَاِنّ۪ي واني ve innî ve ben إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”
26 Tâhâ 84. Ayet (20:84:6) وَعَجِلْتُ وعجلت ve ’aciltu ve ben acele ettim ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim.”
27 Enbiyâ 56. Ayet (21:56:9) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben de اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
28 Mü'minûn 52. Ayet (23:52:6) وَاَنَا۬ وانا ve ene ve ben de اَنَا۬
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının.
29 Şu'arâ 21. Ayet (26:21:9) وَجَعَلَن۪ي وجعلني ve ce’alenî ve beni yaptı ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”[397]
30 Şu'arâ 83. Ayet (26:83:5) وَاَلْحِقْن۪ي والحقني ve elhiknî ve beni kat ل ح ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”
31 Şu'arâ 85. Ayet (26:85:1) وَاجْعَلْن۪ي واجعلني ve-c’alnî ve beni kıl ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.”
32 Şu'arâ 118. Ayet (26:118:5) وَنَجِّن۪ي ونجني ve neccinî ve beni kurtar ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.”
33 Neml 19. Ayet (27:19:20) وَاَدْخِلْن۪ي وادخلني ve edḣilnî ve beni sok د خ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
34 Yâsîn 27. Ayet (36:27:5) وَجَعَلَن۪ي وجعلني ve ce’alenî ve beni kıldığını ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) 26,27. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi.
35 Ahkaf 23. Ayet (46:23:6) وَاُبَلِّغُكُمْ وابلغكم ve ubelliġukum ve ben size tebliğ ediyorum ب ل غ
Diyanet İşleri (Yeni) Hûd, “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi.
36 Tahrim 11. Ayet (66:11:17) وَنَجِّن۪ي ونجني ve neccinî ve beni kurtar ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
37 Tahrim 11. Ayet (66:11:21) وَنَجِّن۪ي ونجني ve neccinî ve beni kurtar ن ج و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
38 Kâfirûn 6. Ayet (109:6:3) وَلِيَ ولي veliye ve benimdir لِيَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”