| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 163. Ayet (4:163:11) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | nitekim vahyetmiştik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135] | |||||
| 2 | A'raf 117. Ayet (7:117:1) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve biz de vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. | |||||
| 3 | A'raf 160. Ayet (7:160:0) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. | |||||
| 4 | Yunus 87. Ayet (10:87:0) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. | |||||
| 5 | Yusuf 15. Ayet (12:15:10) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve biz vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. | |||||
| 6 | Enbiyâ 73. Ayet (21:73:5) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. | |||||
| 7 | Şu'arâ 52. Ayet (26:52:1) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. | |||||
| 8 | Kasas 7. Ayet (28:7:1) | وَاَوْحَيْنَٓا | واوحينا | ve evhaynâ | ve vahyettik | و ح ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. | |||||