"ve huve" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 170 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 En'am 164. Ayet (6:164:6) وَهُوَ وهو ve huve (halbuki) O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.[209] Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.
2 Nisâ 176. Ayet (4:176:19) وَهُوَ وهو ve huve fakat kendisi هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
3 Bakara 91. Ayet (2:91:16) وَهُوَ وهو ve huve halbuki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
4 Bakara 216. Ayet (2:216:4) وَهُوَ وهو ve huve halbuki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
5 Kehf 37. Ayet (18:37:4) وَهُوَ وهو ve huve kendisiyle هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?”
6 Muhammed 2. Ayet (47:2:10) وَهُوَ وهو ve huve ki o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.
7 Bakara 216. Ayet (2:216:11) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
8 Bakara 216. Ayet (2:216:18) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
9 Bakara 255. Ayet (2:255:48) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
10 En'am 73. Ayet (6:73:22) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
11 En'am 115. Ayet (6:115:9) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
12 Nahl 97. Ayet (16:97:8) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.
13 Kehf 35. Ayet (18:35:3) وَهُوَ وهو ve huve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.”
14 Furkan 47. Ayet (25:47:1) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
15 Ankebut 42. Ayet (29:42:10) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
16 Lokman 13. Ayet (31:13:5) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
17 Yâsîn 81. Ayet (36:81:12) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
18 Hadîd 1. Ayet (57:1:7) وَهُوَ وهو ve huve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
19 Nisâ 92. Ayet (4:92:29) وَهُوَ وهو ve huve o (öldürülen) هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
20 Bakara 139. Ayet (2:139:5) وَهُوَ وهو ve huve O iken هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.”
21 Necm 7. Ayet (53:7:1) وَهُوَ وهو ve huve o iken هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
22 Yusuf 26. Ayet (12:26:17) وَهُوَ وهو ve huve o ise هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
23 Yusuf 27. Ayet (12:27:8) وَهُوَ وهو ve huve o ise هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yûsuf) ise, doğru söyleyenlerdendir.”
24 A'raf 57. Ayet (7:57:1) وَهُوَ وهو ve huve O ki هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.
25 En'am 72. Ayet (6:72:5) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.
26 En'am 73. Ayet (6:73:1) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
27 Nahl 14. Ayet (16:14:1) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.
28 Enbiyâ 33. Ayet (21:33:1) وَهُوَ وهو ve huve O'dur هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
29 Bakara 204. Ayet (2:204:15) وَهُوَ وهو ve huve oysa o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
30 Nisâ 108. Ayet (4:108:8) وَهُوَ وهو ve huve oysa O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
31 Nisâ 142. Ayet (4:142:5) وَهُوَ وهو ve huve oysa O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.
32 Nûr 15. Ayet (24:15:13) وَهُوَ وهو ve huve oysa o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
33 Zuhruf 18. Ayet (43:18:5) وَهُوَ وهو ve huve ve هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar?
34 Rum 27. Ayet (30:27:7) وَهُوَ وهو ve huve ve bu هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
35 En'am 14. Ayet (6:14:9) وَهُوَ وهو ve huve ve kendisi هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).”
36 Bakara 29. Ayet (2:29:16) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
37 Bakara 85. Ayet (2:85:19) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
38 Bakara 112. Ayet (2:112:6) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
39 Bakara 137. Ayet (2:137:17) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
40 Bakara 217. Ayet (2:217:44) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62]
41 Âl-i İmran 85. Ayet (3:85:9) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
42 Mâide 5. Ayet (5:5:39) وَهُوَ وهو ve huve ve o هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir.[145] Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.
43 Mâide 120. Ayet (5:120:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
44 En'am 3. Ayet (6:3:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki O, göklerde de Allah’tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.
45 En'am 13. Ayet (6:13:7) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
46 En'am 18. Ayet (6:18:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
47 En'am 18. Ayet (6:18:5) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
48 En'am 57. Ayet (6:57:20) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
49 En'am 61. Ayet (6:61:1) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.[178] Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
50 En'am 62. Ayet (6:62:10) وَهُوَ وهو ve huve ve O هُوَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.