| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 133. Ayet (7:133:5) | وَالْقُمَّلَ | والقمل | vel-kummele | ve kımıl (haşerat) | ق م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. | |||||
| 2 | A'raf 168. Ayet (7:168:0) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve kimi de | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. | |||||
| 3 | A'raf 178. Ayet (7:178:0) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 4 | Hûd 93. Ayet (11:93:14) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” | |||||
| 5 | Ra'd 33. Ayet (13:33:33) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 6 | Kehf 17. Ayet (18:17:28) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi de | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. | |||||
| 7 | Tâhâ 81. Ayet (20:81:12) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” | |||||
| 8 | Hacc 18. Ayet (22:18:26) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. | |||||
| 9 | Fâtır 32. Ayet (35:32:11) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve kimi | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 10 | Fâtır 32. Ayet (35:32:13) | وَمِنْهُمْ | ومنهم | ve minhum | ve kimi de | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 11 | Zümer 36. Ayet (39:36:9) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. | |||||
| 12 | Mü'min 9. Ayet (40:9:3) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 13 | Mü'min 33. Ayet (40:33:10) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.” | |||||
| 14 | Mü'min 79. Ayet (40:79:8) | وَمِنْهَا | ومنها | ve minhâ | ve kiminden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. | |||||
| 15 | Şûrâ 44. Ayet (42:44:1) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. | |||||
| 16 | Şûrâ 46. Ayet (42:46:10) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. | |||||
| 17 | Teğabun 2. Ayet (64:2:6) | وَمِنْكُمْ | ومنكم | ve minkum | ve kiminiz | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü’mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||