| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 11. Ayet (3:11:4) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 2 | En'am 150. Ayet (6:150:21) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar. | |||||
| 3 | A'raf 147. Ayet (7:147:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. | |||||
| 4 | Enfal 52. Ayet (8:52:0) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır. | |||||
| 5 | Enfal 54. Ayet (8:54:0) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi. | |||||
| 6 | Tevbe 120. Ayet (9:120:0) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimselerin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. | |||||
| 7 | İbrahim 9. Ayet (14:9:11) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. | |||||
| 8 | Şûrâ 16. Ayet (42:16:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır. | |||||
| 9 | Muhammed 2. Ayet (47:2:1) | وَالَّذ۪ينَ | والذين | velleżîne | ve kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||