| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 120. Ayet (2:120:16) | وَلَئِنِ | ولئن | ve le-ini | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır. | |||||
| 2 | Bakara 145. Ayet (2:145:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 157. Ayet (3:157:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 158. Ayet (3:158:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | elbette | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 5 | Tevbe 65. Ayet (9:65:0) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” | |||||
| 6 | Hûd 7. Ayet (11:7:17) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 7 | Hûd 8. Ayet (11:8:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 8 | Hûd 9. Ayet (11:9:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. | |||||
| 9 | Hûd 10. Ayet (11:10:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir. | |||||
| 10 | Yusuf 32. Ayet (12:32:11) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” | |||||
| 11 | İbrahim 7. Ayet (14:7:7) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” | |||||
| 12 | Nahl 126. Ayet (16:126:8) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. | |||||
| 13 | İsrâ 86. Ayet (17:86:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. | |||||
| 14 | Enbiyâ 46. Ayet (21:46:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. | |||||
| 15 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 16 | Ankebut 10. Ayet (29:10:16) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? | |||||
| 17 | Ankebut 61. Ayet (29:61:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? | |||||
| 18 | Ankebut 63. Ayet (29:63:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. | |||||
| 19 | Rum 51. Ayet (30:51:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgâr göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. | |||||
| 20 | Rum 58. Ayet (30:58:10) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. | |||||
| 21 | Lokman 25. Ayet (31:25:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 22 | Fâtır 41. Ayet (35:41:8) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır. | |||||
| 23 | Zümer 38. Ayet (39:38:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||
| 24 | Fussilet 50. Ayet (41:50:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 25 | Fussilet 50. Ayet (41:50:16) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 26 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 27 | Zuhruf 87. Ayet (43:87:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? | |||||
| 28 | Haşr 12. Ayet (59:12:6) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez. | |||||
| 29 | Haşr 12. Ayet (59:12:10) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez. | |||||