| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Enfal 24. Ayet (8:24:0) | وَاَنَّهُٓ | وانه | ve ennehu | ve siz | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 2 | Mü'minûn 115. Ayet (23:115:5) | وَاَنَّكُمْ | وانكم | ve ennekum | ve sizin | أَنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” | |||||
| 3 | Mâide 20. Ayet (5:20:17) | وَاٰتٰيكُمْ | واتيكم | ve âtâkum | ve size verdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 4 | İbrahim 34. Ayet (14:34:1) | وَاٰتٰيكُمْ | واتيكم | ve âtâkum | ve size verdi | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. | |||||
| 5 | İbrahim 10. Ayet (14:10:14) | وَيُؤَخِّرَكُمْ | ويؤخركم | ve yuaḣḣirakum | ve sizi ertelemek için | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 6 | Nûh 4. Ayet (71:4:5) | وَيُؤَخِّرْكُمْ | ويؤخركم | ve yuaḣḣirkum | ve sizi ertelesin | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” | |||||
| 7 | Bakara 268. Ayet (2:268:4) | وَيَأْمُرُكُمْ | ويأمركم | ve ye/murukum | ve size emreder | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan sizi fakirlikle korkutur[76] ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:2) | يَأْمُرَكُمْ | يأمركم | ye/murakum | ve size emretmez | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? | |||||
| 9 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | وَاَيَّدَكُمْ | وايدكم | ve eyyedekum | ve sizi destekledi | أ ي د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 10 | Nisâ 131. Ayet (4:131:15) | وَاِيَّاكُمْ | واياكم | ve iyyâkum | ve size de | إِيَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 11 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:21) | وَاِيَّاكُمْ | واياكم | ve iyyâkum | ve sizi | إِيَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 12 | Muhammed 38. Ayet (47:38:20) | وَاَنْتُمُ | وانتم | ve entumu | ve sizler | اَنْتُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 13 | Bakara 22. Ayet (2:22:22) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 14 | Bakara 44. Ayet (2:44:6) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 15 | Bakara 50. Ayet (2:50:9) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 16 | Bakara 51. Ayet (2:51:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 17 | Bakara 83. Ayet (2:83:28) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 18 | Bakara 84. Ayet (2:84:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. | |||||
| 19 | Bakara 92. Ayet (2:92:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. | |||||
| 20 | Bakara 187. Ayet (2:187:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 21 | Bakara 188. Ayet (2:188:16) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. | |||||
| 22 | Bakara 232. Ayet (2:232:31) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 23 | Bakara 272. Ayet (2:272:26) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 25 | Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? | |||||
| 26 | Âl-i İmran 71. Ayet (3:71:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? | |||||
| 27 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 28 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:5) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 29 | Âl-i İmran 143. Ayet (3:143:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz. | |||||
| 30 | Nisâ 43. Ayet (4:43:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 31 | Mâide 95. Ayet (5:95:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 32 | Enfal 20. Ayet (8:20:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. | |||||
| 33 | Enfal 27. Ayet (8:27:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. | |||||
| 34 | Enfal 60. Ayet (8:60:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez. | |||||
| 35 | Sâffât 18. Ayet (37:18:3) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).” | |||||
| 36 | Zümer 55. Ayet (39:55:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. | |||||
| 37 | Zuhruf 71. Ayet (43:71:13) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. | |||||
| 38 | Hucurât 2. Ayet (49:2:21) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. | |||||
| 39 | Necm 61. Ayet (53:61:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? | |||||
| 40 | Vâkı'a 84. Ayet (56:84:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. | |||||
| 41 | Enbiyâ 35. Ayet (21:35:5) | وَنَبْلُوكُمْ | ونبلوكم | ve neblûkum | ve sizi imtihan ederiz | ب ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. | |||||
| 42 | A'raf 74. Ayet (7:74:8) | وَبَوَّاَكُمْ | وبواكم | ve bevve-ekum | ve sizi yerleştirdi | ب و أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 43 | Âl-i İmran 64. Ayet (3:64:10) | وَبَيْنَكُمْ | وبينكم | ve beynekum | ve sizin aranızda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.”[93] | |||||
| 44 | En'am 58. Ayet (6:58:11) | وَبَيْنَكُمْۜ | وبينكم | ve beynekum | ve sizin aranızda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 45 | Yunus 29. Ayet (10:29:0) | وَبَيْنَكُمْ | وبينكم | ve beynekum | ve sizin aranızda | ب ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.” | |||||
| 46 | Mâide 20. Ayet (5:20:15) | وَجَعَلَكُمْ | وجعلكم | v ece’alekum | ve sizi yaptı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 47 | Yunus 59. Ayet (10:59:0) | فَجَعَلْتُمْ | فجعلتم | fe-ce’altum | ve sizin kıldığınızı | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” | |||||
| 48 | Neml 62. Ayet (27:62:8) | وَيَجْعَلُكُمْ | ويجعلكم | ve yec’alukum | ve sizi yapan | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! | |||||
| 49 | Ahkaf 31. Ayet (46:31:12) | وَيُجِرْكُمْ | ويجركم | ve yucirkum | ve sizi korusun | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” | |||||
| 50 | Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:13) | وَجِئْتُكُمْ | وجئتكم | Ve ci/tukum | ve size getirdim | ج ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||