| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Zümer 71. Ayet (39:71:23) | وَيُنْذِرُونَكُمْ | وينذرونكم | ve yunżirûnekum | ve sizi uyaran | ن ذ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. | |||||
| 101 | Mü'min 27. Ayet (40:27:6) | وَرَبِّكُمْ | وربكم | ve rabbikum | ve sizin de Rabbinize | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ da, “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. | |||||
| 102 | Mü'min 41. Ayet (40:41:8) | وَتَدْعُونَن۪ٓي | وتدعونني | ve ted’ûnenî | ve siz beni çağırıyorsunuz | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Bu ne hâl? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.” | |||||
| 103 | Mü'min 64. Ayet (40:64:9) | وَصَوَّرَكُمْ | وصوركم | ve savverakum | ve sizi şekillendirdi | ص و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! | |||||
| 104 | Mü'min 64. Ayet (40:64:12) | وَرَزَقَكُمْ | ورزقكم | ve razekakum | ve sizi besledi | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! | |||||
| 105 | Mü'min 80. Ayet (40:80:1) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 106 | Fussilet 31. Ayet (41:31:8) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve size vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 31,32. “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” | |||||
| 107 | Fussilet 31. Ayet (41:31:13) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve size vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 31,32. “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” | |||||
| 108 | Şûrâ 15. Ayet (42:15:24) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve size aittir | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” | |||||
| 109 | Zuhruf 16. Ayet (43:16:6) | وَاَصْفٰيكُمْ | واصفيكم | ve asfâkum | ve size seçti | ص ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? | |||||
| 110 | Zuhruf 64. Ayet (43:64:5) | وَرَبُّكُمْ | وربكم | ve rabbukum | ve sizin Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur. | |||||
| 111 | Zuhruf 71. Ayet (43:71:13) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. | |||||
| 112 | Duhân 20. Ayet (44:20:4) | وَرَبِّكُمْ | وربكم | ve rabbikum | ve sizin Rabbiniz olana | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.” | |||||
| 113 | Câsiye 35. Ayet (45:35:7) | وَغَرَّتْكُمُ | وغرتكم | ve ġarratkumu | ve sizi aldattı | غ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. | |||||
| 114 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:8) | وَكَفَرْتُمْ | وكفرتم | ve kefertum | ve siz inkar ettiyseniz | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 115 | Ahkaf 31. Ayet (46:31:12) | وَيُجِرْكُمْ | ويجركم | ve yucirkum | ve sizi korusun | ج و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” | |||||
| 116 | Muhammed 37. Ayet (47:37:3) | فَيُحْفِكُمْ | فيحفكم | fe-yuhfikum | ve sizi sıkıştırsaydı | ح ف و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. | |||||
| 117 | Muhammed 38. Ayet (47:38:20) | وَاَنْتُمُ | وانتم | ve entumu | ve sizler | اَنْتُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 118 | Fetih 20. Ayet (48:20:16) | وَيَهْدِيَكُمْ | ويهديكم | ve yehdiyekum | ve sizi iletsin diye | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin. | |||||
| 119 | Fetih 24. Ayet (48:24:6) | وَاَيْدِيَكُمْ | وايديكم | ve eydiyekum | ve sizin ellerinizi | ي د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. | |||||
| 120 | Fetih 25. Ayet (48:25:4) | وَصَدُّوكُمْ | وصدوكم | ve saddûkum | ve size engel olanlardır | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. | |||||
| 121 | Hucurât 2. Ayet (49:2:21) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. | |||||
| 122 | Tûr 39. Ayet (52:39:4) | وَلَكُمُ | ولكم | ve lekumu | ve sizin (midir?) | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa, kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? | |||||
| 123 | Necm 61. Ayet (53:61:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? | |||||
| 124 | Vâkı'a 7. Ayet (56:7:1) | وَكُنْتُمْ | وكنتم | ve kuntum | ve sizler olduğunuz (zaman) | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır. | |||||
| 125 | Vâkı'a 61. Ayet (56:61:5) | وَنُنْشِئَكُمْ | وننشئكم | ve nunşiekum | ve sizi yeniden inşa' edelim | ن ش أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. | |||||
| 126 | Vâkı'a 84. Ayet (56:84:1) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. | |||||
| 127 | Hadîd 14. Ayet (57:14:12) | وَغَرَّتْكُمُ | وغرتكم | ve ġarratkumu | ve sizi aldattı | غ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.” | |||||
| 128 | Hadîd 14. Ayet (57:14:18) | وَغَرَّكُمْ | وغركم | ve ġarrakum | ve sizi aldattı | غ ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.” | |||||
| 129 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:8) | وَعَدُوَّكُمْ | وعدوكم | ve ’aduvvekum | ve sizin düşmanınızı | ع د و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 130 | Mümtehine 1. Ayet (60:1:21) | وَاِيَّاكُمْ | واياكم | ve iyyâkum | ve sizi | إِيَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır. | |||||
| 131 | Mümtehine 9. Ayet (60:9:9) | وَاَخْرَجُوكُمْ | واخرجوكم | ve aḣracûkum | ve sizi çıkaran | خ ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 132 | Saf 12. Ayet (61:12:4) | وَيُدْخِلْكُمْ | ويدخلكم | ve yudḣilkum | ve sizi koysun | د خ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 133 | Teğabun 3. Ayet (64:3:5) | وَصَوَّرَكُمْ | وصوركم | ve savverakum | ve sizi biçimlendirdi | ص و ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır. | |||||
| 134 | Nûh 4. Ayet (71:4:5) | وَيُؤَخِّرْكُمْ | ويؤخركم | ve yuaḣḣirkum | ve sizi ertelesin | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” | |||||
| 135 | Nûh 12. Ayet (71:12:1) | وَيُمْدِدْكُمْ | ويمددكم | ve yumdidkum | ve size yardım etsin | م د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’ | |||||
| 136 | Mürselât 27. Ayet (77:27:5) | وَاَسْقَيْنَاكُمْ | واسقيناكم | ve eskaynâkum | ve size içirmedik mi? | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi? | |||||
| 137 | Nebe' 8. Ayet (78:8:1) | وَخَلَقْنَاكُمْ | وخلقناكم | ve ḣalaknâkum | ve sizi yarattık | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizleri (erkekli-dişili) eşler hâlinde yarattık. | |||||