| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 300 | Hûd 84. Ayet (11:84:15) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.” | |||||
| 301 | Hûd 85. Ayet (11:85:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 302 | Hûd 85. Ayet (11:85:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 303 | Hûd 112. Ayet (11:112:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. | |||||
| 304 | Hûd 113. Ayet (11:113:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. | |||||
| 305 | Hûd 118. Ayet (11:118:8) | وَلَا | ولا | velâ | ama hala | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 306 | Yusuf 56. Ayet (12:56:14) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 307 | Yusuf 60. Ayet (12:60:9) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.” | |||||
| 308 | Yusuf 87. Ayet (12:87:8) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” | |||||
| 309 | Yusuf 110. Ayet (12:110:14) | وَلَا | ولا | velâ | asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez. | |||||
| 310 | Ra'd 16. Ayet (13:16:17) | وَلَا | ولا | velâ | ve veremeyen | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||
| 311 | Ra'd 20. Ayet (13:20:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. | |||||
| 312 | Ra'd 31. Ayet (13:31:30) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 313 | Ra'd 36. Ayet (13:36:19) | وَلَٓا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.” | |||||
| 314 | Ra'd 37. Ayet (13:37:19) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu. | |||||
| 315 | İbrahim 17. Ayet (14:17:2) | وَلَا | ولا | velâ | fakat | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. | |||||
| 316 | İbrahim 31. Ayet (14:31:20) | وَلَا | ولا | velâ | ne yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. | |||||
| 317 | İbrahim 38. Ayet (14:38:16) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” | |||||
| 318 | İbrahim 42. Ayet (14:42:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. | |||||
| 319 | Hicr 65. Ayet (15:65:8) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” | |||||
| 320 | Hicr 69. Ayet (15:69:3) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. | |||||
| 321 | Hicr 88. Ayet (15:88:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. | |||||
| 322 | Nahl 35. Ayet (16:35:14) | وَلَٓا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 323 | Nahl 35. Ayet (16:35:16) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 324 | Nahl 61. Ayet (16:61:22) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. | |||||
| 325 | Nahl 73. Ayet (16:73:14) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. | |||||
| 326 | Nahl 84. Ayet (16:84:12) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. | |||||
| 327 | Nahl 85. Ayet (16:85:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. | |||||
| 328 | Nahl 91. Ayet (16:91:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. | |||||
| 329 | Nahl 92. Ayet (16:92:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 330 | Nahl 94. Ayet (16:94:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 331 | Nahl 95. Ayet (16:95:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 332 | Nahl 115. Ayet (16:115:17) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307] | |||||
| 333 | Nahl 116. Ayet (16:116:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 334 | Nahl 127. Ayet (16:127:6) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. | |||||
| 335 | Nahl 127. Ayet (16:127:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. | |||||
| 336 | İsrâ 15. Ayet (17:15:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.[311] | |||||
| 337 | İsrâ 23. Ayet (17:23:20) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. | |||||
| 338 | İsrâ 26. Ayet (17:26:8) | وَلَا | ولا | velâ | (fakat) | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. | |||||
| 339 | İsrâ 29. Ayet (17:29:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.[314] | |||||
| 340 | İsrâ 29. Ayet (17:29:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.[314] | |||||
| 341 | İsrâ 31. Ayet (17:31:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. | |||||
| 342 | İsrâ 32. Ayet (17:32:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. | |||||
| 343 | İsrâ 33. Ayet (17:33:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. | |||||
| 344 | İsrâ 34. Ayet (17:34:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. | |||||
| 345 | İsrâ 36. Ayet (17:36:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. | |||||
| 346 | İsrâ 37. Ayet (17:37:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. | |||||
| 347 | İsrâ 39. Ayet (17:39:8) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. | |||||
| 348 | İsrâ 56. Ayet (17:56:12) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.” | |||||
| 349 | İsrâ 71. Ayet (17:71:13) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.[321] | |||||