"velâ" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 661 sonuç bulundu.
350 - 400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
350 İsrâ 77. Ayet (17:77:8) وَلَا ولا velâ ve asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
351 İsrâ 82. Ayet (17:82:9) وَلَا ولا velâ ama (bu)  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.
352 İsrâ 110. Ayet (17:110:13) وَلَا ولا velâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
353 İsrâ 110. Ayet (17:110:16) وَلَا ولا velâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
354 Kehf 5. Ayet (18:5:6) وَلَا ولا velâ ve yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
355 Kehf 19. Ayet (18:19:35) وَلَا ولا velâ sakın  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
356 Kehf 22. Ayet (18:22:29) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”
357 Kehf 23. Ayet (18:23:1) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme!
358 Kehf 26. Ayet (18:26:19) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”
359 Kehf 28. Ayet (18:28:11) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
360 Kehf 28. Ayet (18:28:19) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
361 Kehf 38. Ayet (18:38:5) وَلَٓا ولا velâ ve asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”
362 Kehf 44. Ayet (18:44:2) الْوَلَايَةُ الولاية l-velâyetu velilik (koruyuculuk) و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
363 Kehf 49. Ayet (18:49:17) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
364 Kehf 49. Ayet (18:49:25) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
365 Kehf 51. Ayet (18:51:6) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.
366 Kehf 69. Ayet (18:69:7) وَلَٓا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
367 Kehf 73. Ayet (18:73:6) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.[331]
368 Kehf 108. Ayet (18:108:6) حِوَلًا حولا hivelâ(n) ayrılmak ح و ل
Diyanet İşleri (Yeni) 107,108. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedî kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
369 Kehf 110. Ayet (18:110:20) وَلَا ولا velâ ve asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
370 Meryem 42. Ayet (19:42:11) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?”
371 Meryem 42. Ayet (19:42:13) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?”
372 Meryem 60. Ayet (19:60:10) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
373 Meryem 67. Ayet (19:67:1) اَوَلَا اولا evelâ  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?
374 Tâhâ 21. Ayet (20:21:3) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.”
375 Tâhâ 40. Ayet (20:40:16) وَلَا ولا velâ ve asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”
376 Tâhâ 42. Ayet (20:42:5) وَلَا ولا velâ ve asla لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin.”
377 Tâhâ 47. Ayet (20:47:10) وَلَا ولا velâ ve لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”
378 Tâhâ 52. Ayet (20:52:10) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.”
379 Tâhâ 58. Ayet (20:58:11) وَلَٓا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.”
380 Tâhâ 69. Ayet (20:69:12) وَلَا ولا velâ ve asla  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”
381 Tâhâ 74. Ayet (20:74:12) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
382 Tâhâ 77. Ayet (20:77:17) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.
383 Tâhâ 81. Ayet (20:81:6) وَلَا ولا velâ ama لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.”
384 Tâhâ 89. Ayet (20:89:7) وَلَا ولا velâ ve değildir  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
385 Tâhâ 89. Ayet (20:89:11) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
386 Tâhâ 94. Ayet (20:94:6) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi.
387 Tâhâ 107. Ayet (20:107:5) وَلَٓا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.”
388 Tâhâ 110. Ayet (20:110:7) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz.
389 Tâhâ 112. Ayet (20:112:10) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
390 Tâhâ 114. Ayet (20:114:5) وَلَا ولا velâ asla لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.
391 Tâhâ 118. Ayet (20:118:6) وَلَا ولا velâ ve yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”
392 Tâhâ 119. Ayet (20:119:5) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.”
393 Tâhâ 123. Ayet (20:123:17) وَلَا ولا velâ ve yoktur  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
394 Tâhâ 131. Ayet (20:131:1) وَلَا ولا velâ ve asla لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
395 Enbiyâ 19. Ayet (21:19:12) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
396 Enbiyâ 28. Ayet (21:28:7) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
397 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:11) وَلَا ولا velâ ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
398 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:14) وَلَا ولا velâ ve  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
399 Enbiyâ 40. Ayet (21:40:8) وَلَا ولا velâ ve ne de  لَا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.