| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 400 | Enbiyâ 43. Ayet (21:43:11) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. | |||||
| 401 | Enbiyâ 45. Ayet (21:45:5) | وَلَا | ولا | velâ | ama | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. | |||||
| 402 | Enbiyâ 66. Ayet (21:66:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” | |||||
| 403 | Hacc 8. Ayet (22:8:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmadan | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 404 | Hacc 8. Ayet (22:8:11) | وَلَا | ولا | velâ | ve olmadan | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 405 | Hacc 37. Ayet (22:37:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. | |||||
| 406 | Hacc 52. Ayet (22:52:7) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[377] | |||||
| 407 | Hacc 55. Ayet (22:55:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün[378] azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. | |||||
| 408 | Mü'minûn 27. Ayet (23:27:26) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”[384] | |||||
| 409 | Mü'minûn 62. Ayet (23:62:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar. | |||||
| 410 | Mü'minûn 88. Ayet (23:88:9) | وَلَا | ولا | velâ | fakat | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” | |||||
| 411 | Mü'minûn 101. Ayet (23:101:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. | |||||
| 412 | Mü'minûn 108. Ayet (23:108:4) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ”Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!” der. | |||||
| 413 | Nûr 2. Ayet (24:2:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve asla | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. | |||||
| 414 | Nûr 4. Ayet (24:4:12) | وَلَا | ولا | velâ | ve artık | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir. | |||||
| 415 | Nûr 22. Ayet (24:22:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 416 | Nûr 31. Ayet (24:31:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 417 | Nûr 31. Ayet (24:31:19) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 418 | Nûr 31. Ayet (24:31:63) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 419 | Nûr 33. Ayet (24:33:28) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. | |||||
| 420 | Nûr 35. Ayet (24:35:24) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388] | |||||
| 421 | Nûr 37. Ayet (24:37:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. | |||||
| 422 | Nûr 58. Ayet (24:58:34) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 423 | Nûr 61. Ayet (24:61:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 424 | Nûr 61. Ayet (24:61:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 425 | Nûr 61. Ayet (24:61:13) | وَلَا | ولا | velâ | ve (bir güçlük) yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur.[390] Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. | |||||
| 426 | Furkan 3. Ayet (25:3:10) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 427 | Furkan 3. Ayet (25:3:14) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 428 | Furkan 3. Ayet (25:3:16) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 429 | Furkan 3. Ayet (25:3:19) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 430 | Furkan 3. Ayet (25:3:21) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. | |||||
| 431 | Furkan 19. Ayet (25:19:8) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız. | |||||
| 432 | Furkan 33. Ayet (25:33:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. | |||||
| 433 | Furkan 55. Ayet (25:55:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. | |||||
| 434 | Furkan 68. Ayet (25:68:8) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. | |||||
| 435 | Furkan 68. Ayet (25:68:16) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. | |||||
| 436 | Şu'arâ 13. Ayet (26:13:3) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).”[396] | |||||
| 437 | Şu'arâ 87. Ayet (26:87:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” | |||||
| 438 | Şu'arâ 88. Ayet (26:88:5) | وَلَا | ولا | velâ | ne de | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” | |||||
| 439 | Şu'arâ 101. Ayet (26:101:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve yoktur | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Candan bir dostumuz da yok.” | |||||
| 440 | Şu'arâ 151. Ayet (26:151:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” | |||||
| 441 | Şu'arâ 152. Ayet (26:152:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 151,152. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” | |||||
| 442 | Şu'arâ 156. Ayet (26:156:1) | وَلَا | ولا | velâ | sakın | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.” | |||||
| 443 | Şu'arâ 181. Ayet (26:181:3) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.” | |||||
| 444 | Şu'arâ 183. Ayet (26:183:1) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 445 | Şu'arâ 183. Ayet (26:183:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 446 | Neml 48. Ayet (27:48:9) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. | |||||
| 447 | Neml 70. Ayet (27:70:1) | وَلَا | ولا | velâ | لَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. | |||||
| 448 | Neml 70. Ayet (27:70:4) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. | |||||
| 449 | Neml 80. Ayet (27:80:5) | وَلَا | ولا | velâ | ve | لَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. | |||||