"velem" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 63 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 247. Ayet (2:247:21) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
2 Bakara 260. Ayet (2:260:10) اَوَلَمْ اولم evelem yoksa  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
3 Bakara 283. Ayet (2:283:5) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
4 Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:7) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.
5 Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:17) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
6 En'am 93. Ayet (6:93:12) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!
7 A'raf 184. Ayet (7:184:0) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
8 A'raf 185. Ayet (7:185:0) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama[237], Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
9 Tevbe 18. Ayet (9:18:0) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
10 Ra'd 41. Ayet (13:41:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
11 İbrahim 44. Ayet (14:44:18) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?”
12 Hicr 70. Ayet (15:70:2) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler.
13 Nahl 48. Ayet (16:48:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.
14 İsrâ 99. Ayet (17:99:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkârda direttiler.
15 İsrâ 111. Ayet (17:111:8) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.
16 İsrâ 111. Ayet (17:111:14) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.
17 Kehf 1. Ayet (18:1:8) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur.
18 Kehf 33. Ayet (18:33:5) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
19 Kehf 43. Ayet (18:43:1) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
20 Kehf 53. Ayet (18:53:7) وَلَمْ ولم velem fakat  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.
21 Meryem 4. Ayet (19:4:10) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.”
22 Meryem 9. Ayet (19:9:12) وَلَمْ ولم velem ve değilken  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”[338]
23 Meryem 14. Ayet (19:14:3) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
24 Meryem 20. Ayet (19:20:6) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
25 Meryem 20. Ayet (19:20:9) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
26 Meryem 32. Ayet (19:32:3) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
27 Meryem 67. Ayet (19:67:8) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?
28 Tâhâ 133. Ayet (20:133:7) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
29 Enbiyâ 30. Ayet (21:30:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
30 Nûr 6. Ayet (24:6:4) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
31 Şu'arâ 7. Ayet (26:7:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.
32 Şu'arâ 197. Ayet (26:197:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?
33 Neml 10. Ayet (27:10:10) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
34 Neml 84. Ayet (27:84:7) وَلَمْ ولم velem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
35 Kasas 31. Ayet (28:31:11) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
36 Kasas 48. Ayet (28:48:13) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
37 Kasas 57. Ayet (28:57:9) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
38 Kasas 78. Ayet (28:78:7) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
39 Ankebut 19. Ayet (29:19:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.[418]
40 Ankebut 51. Ayet (29:51:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?[419] Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
41 Ankebut 67. Ayet (29:67:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
42 Rum 8. Ayet (30:8:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar.
43 Rum 9. Ayet (30:9:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
44 Rum 13. Ayet (30:13:1) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkâr ederler.
45 Rum 37. Ayet (30:37:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
46 Secde 26. Ayet (32:26:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı?
47 Secde 27. Ayet (32:27:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi?
48 Fâtır 37. Ayet (35:37:12) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
49 Fâtır 44. Ayet (35:44:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
50 Yâsîn 71. Ayet (36:71:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.