| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 101. Ayet (2:101:18) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | arkasına | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:13) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | ardına | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 3 | Nisâ 24. Ayet (4:24:14) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | ötesi | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 4 | En'am 94. Ayet (6:94:11) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | arkasında | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 5 | Hûd 92. Ayet (11:92:10) | وَرَٓاءَكُمْ | وراءكم | verâekum | arkanızda | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır.” | |||||
| 6 | Kehf 79. Ayet (18:79:12) | وَرَٓاءَهُمْ | وراءهم | verâehum | onların ilerisinde | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.” | |||||
| 7 | Hadîd 13. Ayet (57:13:13) | وَرَٓاءَكُمْ | وراءكم | verâekum | arkanıza | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. | |||||
| 8 | Meâric 31. Ayet (70:31:3) | وَرَٓاءَ | وراء | verâe | ötesini | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir. | |||||
| 9 | İnsân 27. Ayet (76:27:6) | وَرَٓاءَهُمْ | وراءهم | verâehum | ötelerindeki | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar. | |||||