| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 277. Ayet (2:277:8) | وَاٰتَوُا | واتوا | ve âtevû | ve verenler | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. | |||||
| 2 | Nisâ 162. Ayet (4:162:17) | وَالْمُؤْتُونَ | والمؤتون | vel-mu/tûne | verenler | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 3 | Mâide 114. Ayet (5:114:22) | الرَّازِق۪ينَ | الرازقين | rrâzikîn(e) | rızık verenlerin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 4 | A'raf 21. Ayet (7:21:5) | النَّاصِح۪ينَۙ | الناصحين | nnâsihîn(e) | öğüt verenlerdenim | ن ص ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. | |||||
| 5 | A'raf 79. Ayet (7:79:15) | النَّاصِح۪ينَ | الناصحين | nnâsihîn(e) | öğüt verenleri | ن ص ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. | |||||
| 6 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | وَيُؤْتُونَ | ويؤتون | ve yu/tûne | ve verenlere | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 7 | Tevbe 47. Ayet (9:47:0) | سَمَّاعُونَ | سماعون | semmâ’ûne | kulak verenler | س م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 8 | Tevbe 79. Ayet (9:79:0) | الْمُطَّوِّع۪ينَ | المطوعين | l-muttavvi’îne | gönülden verenleri | ط و ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 9 | Yunus 109. Ayet (10:109:0) | الْحَاكِم۪ينَ | الحاكمين | l-hâkimîn(e) | hüküm verenlerin | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 10 | Yusuf 11. Ayet (12:11:12) | لَنَاصِحُونَ | لناصحون | le-nâsihûn(e) | öğüt verenleriz | ن ص ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” | |||||
| 11 | Hacc 58. Ayet (22:58:18) | الرَّازِق۪ينَ | الرازقين | rrâzikîn(e) | rızık verenlerin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 12 | Mü'minûn 72. Ayet (23:72:9) | الرَّازِق۪ينَ | الرازقين | rrâzikîn(e) | rızık verenlerin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 13 | Şu'arâ 136. Ayet (26:136:9) | الْوَاعِظ۪ينَۙ | الواعظين | l-vâ’izîn(e) | öğüt verenler- | و ع ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir.” | |||||
| 14 | Kasas 20. Ayet (28:20:19) | النَّاصِح۪ينَ | الناصحين | nnâsihîn(e) | öğüt verenler- | ن ص ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. | |||||
| 15 | Sebe' 39. Ayet (34:39:20) | الرَّازِق۪ينَ | الرازقين | rrâzikîn(e) | rızık verenlerin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 16 | Hadîd 18. Ayet (57:18:4) | وَاَقْرَضُوا | واقرضوا | ve akradû | ve borç verenler | ق ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır. | |||||
| 17 | Cum'a 11. Ayet (62:11:21) | الرَّازِق۪ينَ | الرازقين | rrâzikîn(e) | rızık verenlerin | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar.[549] De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 18 | Tîn 8. Ayet (95:8:4) | الْحَاكِم۪ينَ | الحاكمين | l-hâkimîn(e) | hüküm verenlerin | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir? | |||||