"vur" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 69 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Muhammed 4. Ayet (47:4:9) اَثْخَنْتُمُوهُمْ اثخنتموهم eśḣantumûhum onları iyice vurup sindirdiğiniz ث خ ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
2 Mülk 13. Ayet (67:13:4) اجْهَرُوا اجهروا -cherû açığa vurun ج ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
3 Sâd 42. Ayet (38:42:1) اُرْكُضْ اركض urkud (yere) vur ر ك ض
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik.
4 İbrahim 18. Ayet (14:18:7) اشْتَدَّتْ اشتدت -şteddet savurduğu ش د د
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
5 Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:12) اَصَابَتْ اصابت asâbet vurup ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
6 Bakara 60. Ayet (2:60:6) اضْرِبْ اضرب -drib vur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
7 A'raf 160. Ayet (7:160:0) اضْرِبْ اضرب -drib vur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
8 Şu'arâ 63. Ayet (26:63:5) اضْرِبْ اضرب -drib vur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
9 Bakara 73. Ayet (2:73:2) اضْرِبُوهُ اضربوه dribûhu vurun ona (öldürülene) ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
10 Mümtehine 1. Ayet (60:1:42) اَعْلَنْتُمْۜ اعلنتم a’lentum açığa vurduğunuz ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.
11 Hucurât 9. Ayet (49:9:5) اقْتَتَلُوا اقتتلوا ktetelû vuruşurlarsa ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
12 Duhân 16. Ayet (44:16:3) الْبَطْشَةَ البطشة l-batşete vuruşla ب ط ش
Diyanet İşleri (Yeni) Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
13 İsrâ 27. Ayet (17:27:2) الْمُبَذِّر۪ينَ المبذرين l-mubeżżirîne savurganlar ب ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.
14 Sâd 17. Ayet (38:17:11) اَوَّابٌ اواب evvâb(un) (bize) çok başvururdu أ و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
15 Sâd 44. Ayet (38:44:14) اَوَّابٌ اواب evvâb(un) (bize) başvururdu أ و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
16 Nisâ 149. Ayet (4:149:2) تُبْدُوا تبدوا tubdû açığa vurursanız ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
17 Ahzab 54. Ayet (33:54:2) تُبْدُوا تبدوا tubdû açığa vursanız ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
18 Mâide 99. Ayet (5:99:9) تُبْدُونَ تبدون tubdûne açığa vurduğunuz ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir.
19 Nûr 29. Ayet (24:29:15) تُبْدُونَ تبدون tubdûne açığa vurduğunuz ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
20 Âl-i İmran 29. Ayet (3:29:8) تُبْدُوهُ تبدوه tubdûhu açığa vursanız onu ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
21 İsrâ 26. Ayet (17:26:9) تُبَذِّرْ تبذر tubeżżir saçıp savurma ب ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
22 İsrâ 26. Ayet (17:26:10) تَبْذ۪يرًا تبذيرا tebżîrâ(n) savurarak ب ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
23 Kehf 45. Ayet (18:45:16) تَذْرُوهُ تذروه teżrûhu savurduğu ذ ر و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
24 Nahl 19. Ayet (16:19:6) تُعْلِنُونَ تعلنون tu’linûn(e) açığa vurduğunuz ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
25 Neml 25. Ayet (27:25:14) تُعْلِنُونَ ۩ تعلنون tu’linûn(e) açığa vurdukları ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
26 Teğabun 4. Ayet (64:4:10) تُعْلِنُونَۜ تعلنون tu’linûn(e) açığa vurduğunuz ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
27 İsrâ 68. Ayet (17:68:10) حَاصِبًا حاصبا hâsiben taşlar savuran bir kasırga ح ص ب
Diyanet İşleri (Yeni) Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?
28 Zâriyât 1. Ayet (51:1:2) ذَرْوًاۙ ذروا żervâ(n) savurup ذ ر و
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6. Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.[504]
29 Âl-i İmran 112. Ayet (3:112:1) ضُرِبَتْ ضربت duribet vurulmuştur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
30 Mürselât 2. Ayet (77:2:2) عَصْفًاۙ عصفا ‘asfâ(n) savuranlara ع ص ف
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
31 Nûr 2. Ayet (24:2:3) فَاجْلِدُوا فاجلدوا feclidû vurun ج ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
32 Nûr 4. Ayet (24:4:9) فَاجْلِدُوهُمْ فاجلدوهم feclidûhum vurun onlara ج ل د
Diyanet İşleri (Yeni) Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.
33 Hâkka 32. Ayet (69:32:7) فَاسْلُكُوهُۜ فاسلكوه fe-slukûh(u) vurun onu س ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu.”
34 Tâhâ 77. Ayet (20:77:8) فَاضْرِبْ فاضرب fadrib ve vur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.
35 Sâd 44. Ayet (38:44:4) فَاضْرِبْ فاضرب fadrib ve vur ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
36 Enfal 12. Ayet (8:12:0) فَاضْرِبُوا فاضربوا fadribû vurun ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.
37 Zâriyât 29. Ayet (51:29:5) فَصَكَّتْ فصكت fesakket vurarak ص ك ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi.
38 Muhammed 4. Ayet (47:4:5) فَضَرْبَ فضرب fe-darbe vurun ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
39 Kehf 11. Ayet (18:11:1) فَضَرَبْنَا فضربنا fe-darabnâ biz de vurduk ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
40 Hucurât 9. Ayet (49:9:13) فَقَاتِلُوا فقاتلوا fe-kâtilû vuruşun ق ت ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
41 Nûr 43. Ayet (24:43:26) فَيُص۪يبُ فيصيب feyusîbu vurur ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.
42 Kasas 10. Ayet (28:10:8) لَتُبْد۪ي لتبدي letubdî açığa vuracaktı ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
43 Tâhâ 97. Ayet (20:97:25) لَنَنْسِفَنَّهُ لننسفنه le-nensifennehu onu savuracağız ن س ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
44 Müddessir 29. Ayet (74:29:1) لَوَّاحَةٌ لواحة levvâhatun yakar kavurur ل و ح
Diyanet İşleri (Yeni) Derileri kavurur.
45 Ahzab 37. Ayet (33:37:19) مُبْد۪يهِ مبديه mubdîhi açığa vuracağı ب د و
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439]
46 Duhân 16. Ayet (44:16:2) نَبْطِشُ نبطش nebtişu vururuz ب ط ش
Diyanet İşleri (Yeni) Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
47 Meâric 16. Ayet (70:16:1) نَزَّاعَةً نزاعة nezzâ’aten kavurur soyar ن ز ع
Diyanet İşleri (Yeni) 15,16. Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
48 İbrahim 38. Ayet (14:38:7) نُعْلِنُۜ نعلن nu’lin(u) açığa vurduğumuz ع ل ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
49 Yunus 54. Ayet (10:54:0) وَاَسَرُّوا واسروا ve eserrû ve açığa vururlar س ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
50 Enfal 12. Ayet (8:12:0) وَاضْرِبُوا واضربوا vadribû ve vurun ض ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.