| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:12) | وَيَعْلَمَ | ويعلم | ve ya’leme | (sınayıp) bilmeden | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? | |||||
| 2 | Âl-i İmran 166. Ayet (3:166:8) | وَلِيَعْلَمَ | وليعلم | ve liya’leme | ve bilmesi içindir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:1) | وَلِيَعْلَمَ | وليعلم | ve liya’leme | ve bilmesi içindir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 4 | Yusuf 52. Ayet (12:52:2) | لِيَعْلَمَ | ليعلم | li-ya’leme | bilmesi içindir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yûsuf), “Benim böyle yapmam, Aziz’in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. | |||||
| 5 | Nahl 39. Ayet (16:39:6) | وَلِيَعْلَمَ | وليعلم | ve li-ya’leme | ve bilsinler (diye) | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! | |||||
| 6 | Nahl 70. Ayet (16:70:13) | يَعْلَمَ | يعلم | ya’leme | hiçbir şeyi bilmez olsun | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 7 | Hacc 5. Ayet (22:5:52) | يَعْلَمَ | يعلم | ya’leme | bilmez | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 8 | Hacc 54. Ayet (22:54:1) | وَلِيَعْلَمَ | وليعلم | ve liya’leme | ve bilsinler diye | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir. | |||||
| 9 | Şu'arâ 197. Ayet (26:197:6) | يَعْلَمَهُ | يعلمه | ya’lemehu | onu bilmesi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? | |||||
| 10 | Ankebut 3. Ayet (29:3:6) | فَلَيَعْلَمَنَّ | فليعلمن | fe-leya’lemenna | elbette bilecektir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. | |||||
| 11 | Ankebut 3. Ayet (29:3:10) | وَلَيَعْلَمَنَّ | وليعلمن | ve leya’lemenne | ve bilecektir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. | |||||
| 12 | Ankebut 11. Ayet (29:11:1) | وَلَيَعْلَمَنَّ | وليعلمن | ve leya’lemenna | ve elbette bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. | |||||
| 13 | Ankebut 11. Ayet (29:11:5) | وَلَيَعْلَمَنَّ | وليعلمن | ve leya’lemenne | ve elbette bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. | |||||
| 14 | Şûrâ 35. Ayet (42:35:1) | وَيَعْلَمَ | ويعلم | ve ya’leme | ve bilsinler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, böyle yapar ki, âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. | |||||
| 15 | Hadîd 29. Ayet (57:29:2) | يَعْلَمَ | يعلم | ya’leme | bilsinler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 16 | Cin 28. Ayet (72:28:1) | لِيَعْلَمَ | ليعلم | li-ya’leme | bilsin diye | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. | |||||