| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 6. Ayet (2:6:7) | اَمْ | ام | em | yada | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 2 | Bakara 114. Ayet (2:114:24) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır. | |||||
| 3 | Bakara 130. Ayet (2:130:13) | الدُّنْيَاۚ | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. | |||||
| 4 | Bakara 200. Ayet (2:200:18) | الدُّنْيَا | الدنيا | -ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.[60] | |||||
| 5 | Bakara 201. Ayet (2:201:7) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada da | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 6 | Bakara 217. Ayet (2:217:50) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada (da) | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 7 | Âl-i İmran 22. Ayet (3:22:6) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. | |||||
| 8 | Âl-i İmran 45. Ayet (3:45:18) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.” | |||||
| 9 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:8) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada da | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 10 | Mâide 33. Ayet (5:33:15) | اَوْ | او | ev | yada | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149] | |||||
| 11 | Mâide 33. Ayet (5:33:29) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149] | |||||
| 12 | Mâide 41. Ayet (5:41:62) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 13 | Mâide 42. Ayet (5:42:9) | اَوْ | او | ev | yada | أَوْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever. | |||||
| 14 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 15 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | اَمْ | ام | em | yada | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 16 | Tevbe 69. Ayet (9:69:0) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 17 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 18 | Tevbe 85. Ayet (9:85:0) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. | |||||
| 19 | Yunus 70. Ayet (10:70:0) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. | |||||
| 20 | Hûd 60. Ayet (11:60:4) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. | |||||
| 21 | Yusuf 4. Ayet (12:4:8) | رَاَيْتُ | رايت | raeytu | (rü'yada) gördüm | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. | |||||
| 22 | Yusuf 101. Ayet (12:101:16) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” | |||||
| 23 | Nahl 30. Ayet (16:30:13) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. | |||||
| 24 | Nahl 41. Ayet (16:41:11) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.. | |||||
| 25 | Nahl 122. Ayet (16:122:3) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. | |||||
| 26 | İsrâ 52. Ayet (17:52:7) | لَبِثْتُمْ | لبثتم | lebiśtum | (dünyada) kalmadınız | ل ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! | |||||
| 27 | İsrâ 72. Ayet (17:72:4) | هٰذِه۪ٓ | هذه | hâżihi | şu (dünyada) | هَٰذَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. | |||||
| 28 | Hacc 9. Ayet (22:9:9) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9. İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. | |||||
| 29 | Hacc 15. Ayet (22:15:9) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?[374] | |||||
| 30 | Mü'minûn 64. Ayet (23:64:8) | يَجْـَٔرُونَۜ | يجـرون | yec-erûn(e) | feryada başlarlar | ج أ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar. | |||||
| 31 | Mü'minûn 100. Ayet (23:100:4) | ف۪يمَا | فيما | fîmâ | yerde (dünyada) | فِي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 99,100. Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. | |||||
| 32 | Nûr 14. Ayet (24:14:7) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! | |||||
| 33 | Nûr 19. Ayet (24:19:14) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 34 | Kasas 42. Ayet (28:42:4) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. | |||||
| 35 | Ankebut 27. Ayet (29:27:13) | الدُّنْيَاۚ | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir. | |||||
| 36 | Lokman 15. Ayet (31:15:16) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” | |||||
| 37 | Ahzab 57. Ayet (33:57:9) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.[442] | |||||
| 38 | Yâsîn 10. Ayet (36:10:4) | اَمْ | ام | em | yada | أَم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. | |||||
| 39 | Zümer 10. Ayet (39:10:12) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.” | |||||
| 40 | Mü'min 43. Ayet (40:43:10) | الدُّنْيَا | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” | |||||
| 41 | Zuhruf 60. Ayet (43:60:7) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | (şu) dünyada | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. | |||||
| 42 | Muhammed 12. Ayet (47:12:15) | يَتَمَتَّعُونَ | يتمتعون | yetemette’ûne | (dünyada) biraz yaşarlar | م ت ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir. | |||||
| 43 | Haşr 3. Ayet (59:3:9) | الدُّنْيَاۜ | الدنيا | ddunyâ | dünyada | د ن و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır. | |||||
| 44 | Nâzi'ât 46. Ayet (79:46:5) | يَلْبَثُٓوا | يلبثوا | yelbeśû | (dünyada) kalmamışlar | ل ب ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler. | |||||