| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:25) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancıların | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92] | |||||
| 2 | En'am 28. Ayet (6:28:16) | لَكَاذِبُونَ | لكاذبون | lekâżibûn(e) | yalancılardır | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. | |||||
| 3 | A'raf 66. Ayet (7:66:14) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancılar- | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” | |||||
| 4 | Hûd 27. Ayet (11:27:29) | كَاذِب۪ينَ | كاذبين | kâżibîn(e) | yalancılarsınız | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. | |||||
| 5 | Yusuf 26. Ayet (12:26:19) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancılardandır | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.” | |||||
| 6 | Nahl 39. Ayet (16:39:11) | كَاذِب۪ينَ | كاذبين | kâżibîn(e) | yalancılar | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! | |||||
| 7 | Nahl 86. Ayet (16:86:19) | لَكَاذِبُونَۚ | لكاذبون | lekâżibûn(e) | tamamen yalancılarsınız | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. | |||||
| 8 | Nahl 105. Ayet (16:105:11) | الْكَاذِبُونَ | الكاذبون | l-kâżibûn(e) | yalancılar | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 9 | Nûr 13. Ayet (24:13:14) | الْكَاذِبُونَ | الكاذبون | l-kâżibûn(e) | yalancılardır | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 10 | Şu'arâ 186. Ayet (26:186:9) | الْكَاذِب۪ينَۚ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | mutlaka yalancılar- | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” | |||||
| 11 | Neml 27. Ayet (27:27:7) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancılar- | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.” | |||||
| 12 | Kasas 38. Ayet (28:38:29) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancılar- | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||
| 13 | Ankebut 3. Ayet (29:3:11) | الْكَاذِب۪ينَ | الكاذبين | l-kâżibîn(e) | yalancıları | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. | |||||
| 14 | Zâriyât 10. Ayet (51:10:2) | الْخَرَّاصُونَۙ | الخراصون | l-ḣarrâsûn(e) | yalancılar | خ ر ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! | |||||
| 15 | Mücadele 18. Ayet (58:18:17) | الْكَاذِبُونَ | الكاذبون | l-kâżibûn(e) | yalancılardır | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir. | |||||