"yalnız" Analizi

Türkçe Meali ve benzeşen aramasında 88 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 14. Ayet (2:14:8) خَلَوْا خلوا ḣalev yalnız kaldıkları خ ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
2 Bakara 76. Ayet (2:76:8) خَلَا خلا ḣalâ yalnız kaldıkları خ ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”
3 Bakara 127. Ayet (2:127:12) اَنْتَ انت ente (yalnız) sen اَنْتَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
4 Bakara 129. Ayet (2:129:14) اَنْتَ انت ente yalnız sen اَنْتَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
5 Bakara 172. Ayet (2:172:14) اِيَّاهُ اياه iyyâhu yalnızca ona إِيَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.
6 Âl-i İmran 8. Ayet (3:8:14) اَنْتَ انت ente yalnız sen اَنْتَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.”
7 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:15) خَلَوْا خلوا ḣalev yalnız kaldıkları خ ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
8 Nisâ 11. Ayet (4:11:20) وَاحِدَةً واحدة vâhideten yalnız bir kadın و ح د
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9 Nisâ 98. Ayet (4:98:1) اِلَّا الا illâ yalnız hariçtir إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan[128], çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
10 Nisâ 114. Ayet (4:114:7) اِلَّا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
11 Nisâ 117. Ayet (4:117:5) اِلَّٓا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.[131] Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.
12 Nisâ 117. Ayet (4:117:9) اِلَّا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.[131] Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.
13 Mâide 56. Ayet (5:56:7) فَاِنَّ فان fe inne yalnız إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah’ı, O‘nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.
14 Mâide 109. Ayet (5:109:12) اِنَّكَ انك inneke yalnız sensin إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın.
15 Mâide 118. Ayet (5:118:9) اَنْتَ انت ente yalnız sen اَنْتَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.
16 En'am 26. Ayet (6:26:8) اِلَّٓا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helâk ediyorlar.
17 En'am 41. Ayet (6:41:2) اِيَّاهُ اياه iyyâhu yalnız O'na إِيَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.”
18 En'am 57. Ayet (6:57:16) اِلَّا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
19 En'am 62. Ayet (6:62:8) لَهُ له lehu yalnız O'nundur لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.
20 En'am 139. Ayet (6:139:7) خَالِصَةٌ خالصة ḣâlisatun yalnız خ ل ص
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır.” Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.[195] Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
21 En'am 156. Ayet (6:156:3) اِنَّمَٓا انما innemâ yalnız إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
22 A'raf 29. Ayet (7:29:12) لَهُ له lehu yalnız O'na لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
23 A'raf 32. Ayet (7:32:19) خَالِصَةً خالصة ḣâlisaten yalnız onlarındır خ ل ص
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
24 A'raf 83. Ayet (7:83:3) اِلَّا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.
25 Enfal 25. Ayet (8:25:0) خَٓاصَّةًۚ خاصة ḣâssa(ten) yalnızca خ ص ص
Diyanet İşleri (Yeni) Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.[246]
26 Enfal 72. Ayet (8:72:0) اِلَّا الا illâ yalnız olmaz إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
27 Tevbe 52. Ayet (9:52:0) اِلَّٓا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.”
28 Hûd 29. Ayet (11:29:9) اِلَّا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
29 Hûd 51. Ayet (11:51:9) اِلَّا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
30 Yusuf 9. Ayet (12:9:7) لَكُمْ لكم lekum yalnız size لَكُم
Diyanet İşleri (Yeni) “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”
31 Yusuf 86. Ayet (12:86:6) اِلَى الى ila yalnız إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi.
32 Ra'd 30. Ayet (13:30:27) وَاِلَيْهِ واليه ve ileyhi ve yalnız O'nadır إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.”
33 Ra'd 36. Ayet (13:36:14) اِنَّمَٓا انما innemâ yalnız إِنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”
34 İbrahim 52. Ayet (14:52:7) اَنَّمَا انما ennemâ yalnızca  أَنَّ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
35 Hicr 31. Ayet (15:31:1) اِلَّٓا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.
36 Hicr 59. Ayet (15:59:1) اِلَّٓا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) 59,60. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
37 Nahl 35. Ayet (16:35:30) اِلَّا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
38 Nahl 51. Ayet (16:51:11) فَاِيَّايَ فاياي fe-iyyâye yalnız benden إِيَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.”
39 Nahl 53. Ayet (16:53:11) فَاِلَيْهِ فاليه fe-ileyhi yalnız O'na إِلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız.
40 İsrâ 22. Ayet (17:22:9) مَخْذُولًا۟ مخذولا maḣżûlâ(n) ve yalnız başına bırakılmış olarak خ ذ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.
41 Kehf 44. Ayet (18:44:3) لِلّٰهِ لله li(A)llâhi yalnız Allah'a mahsustur اللَّهُ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
42 Meryem 48. Ayet (19:48:7) وَاَدْعُوا وادعوا ve ed’û ve yalnız yalvarıyorum د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”
43 Meryem 62. Ayet (19:62:5) اِلَّا الا illâ yalnızca إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
44 Tâhâ 116. Ayet (20:116:7) اِلَّٓا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
45 Enbiyâ 58. Ayet (21:58:3) اِلَّا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.[365]
46 Enbiyâ 92. Ayet (21:92:8) فَاعْبُدُونِ فاعبدون fa’budûn(i) yalnız bana kulluk edin ع ب د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.
47 Hacc 34. Ayet (22:34:17) فَلَهُٓ فله fe-lehu yalnız O'na لَهُ
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
48 Şu'arâ 77. Ayet (26:77:4) اِلَّا الا illâ yalnız hariç إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”
49 Şu'arâ 145. Ayet (26:145:8) اِلَّا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
50 Şu'arâ 164. Ayet (26:164:8) اِلَّا الا illâ yalnız إِلَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”