| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | En'am 56. Ayet (6:56:7) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınıza | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.” | |||||
| 2 | En'am 108. Ayet (6:108:4) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıklarına | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 3 | A'raf 194. Ayet (7:194:0) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). | |||||
| 4 | A'raf 197. Ayet (7:197:0) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler. | |||||
| 5 | İsrâ 57. Ayet (17:57:3) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıkları | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yalvardıkları bu varlıklar, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. | |||||
| 6 | İsrâ 67. Ayet (17:67:8) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | bütün yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. | |||||
| 7 | Meryem 48. Ayet (19:48:3) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınızdan | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.” | |||||
| 8 | Hacc 62. Ayet (22:62:8) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıkları | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 9 | Hacc 73. Ayet (22:73:10) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de. | |||||
| 10 | Ankebut 42. Ayet (29:42:5) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | onların yalvardıklarını | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 11 | Lokman 30. Ayet (31:30:8) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıkları | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. | |||||
| 12 | Fâtır 13. Ayet (35:13:22) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. | |||||
| 13 | Mü'min 20. Ayet (40:20:5) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıkları | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hak ve adâletle hükmeder. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 14 | Mü'min 66. Ayet (40:66:7) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | sizin yalvardıklarınıza | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.” | |||||
| 15 | Zuhruf 86. Ayet (43:86:4) | يَدْعُونَ | يدعون | yed’ûne | yalvardıkları | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. | |||||
| 16 | Ahkaf 4. Ayet (46:4:4) | تَدْعُونَ | تدعون | ted’ûne | yalvardıklarınız | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” | |||||
| 17 | Ahkaf 5. Ayet (46:5:17) | دُعَٓائِهِمْ | دعائهم | du’âihim | bunların yalvardıkları- | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler. | |||||