| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 134. Ayet (2:134:15) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 2 | Bakara 141. Ayet (2:141:15) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 180. Ayet (3:180:29) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yapıyorsunuz | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 4 | Mâide 43. Ayet (5:43:2) | يُحَكِّمُونَكَ | يحكمونك | yuhakkimûneke | seni hakem yapıyorlar | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir. | |||||
| 5 | Mâide 66. Ayet (5:66:24) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyorlar | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! | |||||
| 6 | Mâide 71. Ayet (5:71:19) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyorlar | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Mâide 79. Ayet (5:79:10) | يَفْعَلُونَ | يفعلون | yef’alûn(e) | yapıyorlar | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü! | |||||
| 8 | En'am 122. Ayet (6:122:24) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 9 | En'am 127. Ayet (6:127:10) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. | |||||
| 10 | En'am 135. Ayet (6:135:8) | عَامِلٌۚ | عامل | ‘âmil(un) | yapıyorum | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler. | |||||
| 11 | En'am 159. Ayet (6:159:19) | يَفْعَلُونَ | يفعلون | yef’alûn(e) | yapıyorlar | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. | |||||
| 12 | A'raf 74. Ayet (7:74:15) | وَتَنْحِتُونَ | وتنحتون | ve tenhitûne | ve yontup yapıyorsunuz | ن ح ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 13 | A'raf 80. Ayet (7:80:5) | اَتَأْتُونَ | اتأتون | ete/tûne | siz mi yapıyorsunuz? | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 14 | A'raf 118. Ayet (7:118:6) | يَعْمَلُونَۚ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. | |||||
| 15 | A'raf 139. Ayet (7:139:10) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.” | |||||
| 16 | A'raf 141. Ayet (7:141:6) | يَسُومُونَكُمْ | يسومونكم | yesûmûnekum | onlar size yapıyorlardı | س و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 17 | A'raf 147. Ayet (7:147:13) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. | |||||
| 18 | A'raf 180. Ayet (7:180:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. | |||||
| 19 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 20 | Tevbe 105. Ayet (9:105:0) | تَعْمَلُونَۚ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” | |||||
| 21 | Tevbe 121. Ayet (9:121:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyorlar | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. | |||||
| 22 | Yunus 12. Ayet (10:12:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. | |||||
| 23 | Yunus 23. Ayet (10:23:0) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. | |||||
| 24 | Hûd 38. Ayet (11:38:1) | وَيَصْنَعُ | ويصنع | ve yasne’u | ve yapıyordu | ص ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” | |||||
| 25 | Hûd 93. Ayet (11:93:7) | عَامِلٌۜ | عامل | ‘âmil(un) | yapıyorum | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” | |||||
| 26 | Yusuf 59. Ayet (12:59:13) | اُو۫فِي | اوفي | ûfî | tam yapıyorum | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” | |||||
| 27 | Nahl 32. Ayet (16:32:12) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. | |||||
| 28 | Nahl 93. Ayet (16:93:17) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 29 | Nahl 96. Ayet (16:96:15) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz. | |||||
| 30 | Nahl 97. Ayet (16:97:18) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. | |||||
| 31 | Nahl 112. Ayet (16:112:24) | يَصْنَعُونَ | يصنعون | yasne’ûn(e) | yapıyor(lar) | ص ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. | |||||
| 32 | Kehf 94. Ayet (18:94:8) | مُفْسِدُونَ | مفسدون | mufsidûne | bozgunculuk yapıyorlar | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”[335] | |||||
| 33 | Enbiyâ 55. Ayet (21:55:7) | اللَّاعِب۪ينَ | اللاعبين | l-lâ’ibîn(e) | şaka mı yapıyorsun? | ل ع ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. | |||||
| 34 | Enbiyâ 74. Ayet (21:74:10) | تَعْمَلُ | تعمل | ta’melu | işler yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. | |||||
| 35 | Nûr 24. Ayet (24:24:9) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. | |||||
| 36 | Şu'arâ 112. Ayet (26:112:6) | يَعْمَلُونَۚ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” | |||||
| 37 | Şu'arâ 128. Ayet (26:128:1) | اَتَبْنُونَ | اتبنون | e-tebnûne | siz yapıyor musunuz? | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” | |||||
| 38 | Neml 54. Ayet (27:54:5) | اَتَأْتُونَ | اتأتون | ete/tûne | -mü yapıyorsunuz? | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 39 | Neml 84. Ayet (27:84:13) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” | |||||
| 40 | Neml 90. Ayet (27:90:13) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) | |||||
| 41 | Kasas 84. Ayet (28:84:18) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. | |||||
| 42 | Ankebut 29. Ayet (29:29:6) | وَتَأْتُونَ | وتأتون | ve te/tûne | ve yapıyorsunuz | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. | |||||
| 43 | Ankebut 34. Ayet (29:34:12) | يَفْسُقُونَ | يفسقون | yefsukûn(e) | fasıklık yapıyor(lar) | ف س ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. | |||||
| 44 | Ankebut 45. Ayet (29:45:21) | تَصْنَعُونَ | تصنعون | tasne’ûn(e) | yapıyorsunuz | ص ن ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 45 | Ankebut 55. Ayet (29:55:13) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 54,55. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. | |||||
| 46 | Lokman 15. Ayet (31:15:29) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” | |||||
| 47 | Secde 14. Ayet (32:14:14) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedî azabı tadın.” | |||||
| 48 | Secde 17. Ayet (32:17:13) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. | |||||
| 49 | Secde 19. Ayet (32:19:12) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak Me’vâ cennetleri vardır. | |||||
| 50 | Sebe' 33. Ayet (34:33:34) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yapıyor(lar) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||