| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 59. Ayet (2:59:17) | كَانُوا | كانوا | kânû | yaptıkları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19] | |||||
| 2 | Bakara 74. Ayet (2:74:37) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 3 | Bakara 85. Ayet (2:85:49) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 4 | Bakara 96. Ayet (2:96:25) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür. | |||||
| 5 | Bakara 110. Ayet (2:110:16) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 6 | Bakara 139. Ayet (2:139:9) | اَعْمَالُنَا | اعمالنا | a’mâlunâ | bizim yaptıklarımız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 7 | Bakara 139. Ayet (2:139:11) | اَعْمَالُكُمْۚ | اعمالكم | a’mâlukum | sizin yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 8 | Bakara 140. Ayet (2:140:30) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 9 | Bakara 144. Ayet (2:144:34) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yaptıkları- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.[38] | |||||
| 10 | Bakara 149. Ayet (2:149:17) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. | |||||
| 11 | Bakara 177. Ayet (2:177:39) | عَاهَدُواۚ | عاهدوا | ‘âhedû | andlaşma yaptıkları | ع ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 12 | Bakara 217. Ayet (2:217:48) | اَعْمَالُهُمْ | اعمالهم | a’mâluhum | onların bütün yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 13 | Bakara 234. Ayet (2:234:24) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 14 | Bakara 237. Ayet (2:237:34) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 15 | Bakara 265. Ayet (2:265:26) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 16 | Bakara 271. Ayet (2:271:19) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 17 | Bakara 283. Ayet (2:283:31) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:26) | بِالْعِبَادِ۟ | بالعباد | bil-’ibâd(i) | kulları(nın yaptıkları)nı | ع ب د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 22. Ayet (3:22:4) | اَعْمَالُهُمْ | اعمالهم | a’mâluhum | onların yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:20) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 21 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:20) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûne | onların yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:3) | فَعَلُوا | فعلوا | fe’alû | yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:21) | فَعَلُوا | فعلوا | fe’alû | yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. | |||||
| 24 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:25) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız(dan) | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 25 | Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:13) | كَسَبُواۚ | كسبوا | kesebû | yaptıkları işlerden | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 26 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:36) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 27 | Âl-i İmran 163. Ayet (3:163:8) | يَعْمَلُونَ۟ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir. | |||||
| 28 | Nisâ 62. Ayet (4:62:6) | قَدَّمَتْ | قدمت | kaddemet | yaptıkları (kötülükler) | ق د م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? | |||||
| 29 | Nisâ 88. Ayet (4:88:9) | كَسَبُواۜ | كسبوا | kesebû | yaptıkları | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. | |||||
| 30 | Nisâ 94. Ayet (4:94:39) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 31 | Nisâ 108. Ayet (4:108:20) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûne | onların yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. | |||||
| 32 | Nisâ 128. Ayet (4:128:28) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 33 | Nisâ 135. Ayet (4:135:37) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûne | yaptıklarınız- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 34 | Mâide 8. Ayet (5:8:27) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınız | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 35 | Mâide 38. Ayet (5:38:7) | كَسَبَا | كسبا | kesebâ | yaptıklarına | ك س ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 36 | Mâide 79. Ayet (5:79:6) | فَعَلُوهُۜ | فعلوه | fe-’alûh(u) | yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü! | |||||
| 37 | Mâide 93. Ayet (5:93:14) | وَعَمِلُوا | وعملوا | ve ’amilû | ve yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever. | |||||
| 38 | En'am 49. Ayet (6:49:7) | كَانُوا | كانوا | kânû | yaptıkları | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. | |||||
| 39 | En'am 88. Ayet (6:88:16) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | yaptıkları | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti. | |||||
| 40 | En'am 108. Ayet (6:108:17) | عَمَلَهُمْ | عملهم | ‘amelehum | yaptıkları işi | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 41 | En'am 124. Ayet (6:124:28) | كَانُوا | كانوا | kânû | (yaptıkları) | ك و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara bir âyet geldiği zaman, “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. | |||||
| 42 | En'am 132. Ayet (6:132:4) | عَمِلُواۜ | عملوا | ‘amilû | yaptıkları işler- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. | |||||
| 43 | En'am 132. Ayet (6:132:9) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûn(e) | onların yaptıkları- | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. | |||||
| 44 | A'raf 28. Ayet (7:28:2) | فَعَلُوا | فعلوا | fe’alû | onlar yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” | |||||
| 45 | A'raf 43. Ayet (7:43:36) | تَعْمَلُونَ | تعملون | ta’melûn(e) | yaptıklarınıza | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. | |||||
| 46 | A'raf 53. Ayet (7:53:30) | نَعْمَلُۜ | نعمل | na’mel(u) | yaptıklarımızdan | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 47 | A'raf 155. Ayet (7:155:0) | فَعَلَ | فعل | fe-’ale | yaptıklarından | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. | |||||
| 48 | A'raf 173. Ayet (7:173:0) | فَعَلَ | فعل | fe’ale | yaptıkları | ف ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. | |||||
| 49 | Enfal 39. Ayet (8:39:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûne | yaptıklarını | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. | |||||
| 50 | Enfal 47. Ayet (8:47:0) | يَعْمَلُونَ | يعملون | ya’melûne | onların bütün yaptıklarını | ع م ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır. | |||||