"ye/tû" Analizi

Arapça Okunuşu ve benzeşen aramasında 20 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 85. Ayet (2:85:16) يَأْتُوكُمْ يأتوكم ye/tûkum size geldiklerinde أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
2 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:5) وَيَأْتُوكُمْ ويأتوكم ve ye/tûkum üzerinize gelseler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
3 Mâide 41. Ayet (5:41:27) يَأْتُوكَۜ يأتوك ye/tûk(e) sana gelmemiş olan أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
4 Mâide 108. Ayet (5:108:4) يَأْتُوا يأتوا ye/tû yapmalarına أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.
5 A'raf 112. Ayet (7:112:1) يَأْتُوكَ يأتوك ye/tûke sana getirsinler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler.”
6 Tevbe 54. Ayet (9:54:0) يَأْتُونَ يأتون ye/tûne gelmemeleridir أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
7 İsrâ 88. Ayet (17:88:8) يَأْتُوا يأتوا ye/tû getirmek أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
8 İsrâ 88. Ayet (17:88:13) يَأْتُونَ يأتون ye/tûne getiremezler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
9 Kehf 15. Ayet (18:15:8) يَأْتُونَ يأتون ye/tûne getirmeleri أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
10 Meryem 38. Ayet (19:38:5) يَأْتُونَنَاۚ يأتوننا ye/tûnenâ bize geldikleri أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
11 Hacc 27. Ayet (22:27:5) يَأْتُوكَ يأتوك ye/tûke sana gelsinler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
12 Nûr 4. Ayet (24:4:6) يَأْتُوا يأتوا ye/tû getirmeyenlere أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.
13 Nûr 13. Ayet (24:13:8) يَأْتُوا يأتوا ye/tû getirmediler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.
14 Nûr 49. Ayet (24:49:5) يَأْتُٓوا يأتوا ye/tû gelirler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler.
15 Furkan 33. Ayet (25:33:2) يَأْتُونَكَ يأتونك ye/tûneke sana getiremezler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
16 Şu'arâ 37. Ayet (26:37:1) يَأْتُوكَ يأتوك ye/tûke sana getirsinler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”
17 Neml 38. Ayet (27:38:10) يَأْتُون۪ي يأتوني ye/tûnî bana gelmelerinden أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”
18 Ahzab 18. Ayet (33:18:11) يَأْتُونَ يأتون ye/tûne onlar gelmezler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır.
19 Tûr 34. Ayet (52:34:1) فَلْيَأْتُوا فليأتوا fel-ye/tû haydi getirsinler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
20 Kalem 41. Ayet (68:41:4) فَلْيَأْتُوا فليأتوا fel-ye/tû o halde çağırsınlar أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!