| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 224. Ayet (2:224:5) | لِاَيْمَانِكُمْ | لايمانكم | li-eymânikum | yeminlerinize | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | Bakara 225. Ayet (2:225:6) | اَيْمَانِكُمْ | ايمانكم | eymânikum | yeminlerinizden | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 3 | Âl-i İmran 77. Ayet (3:77:6) | وَاَيْمَانِهِمْ | وايمانهم | ve eymânihim | ve yeminlerini | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 4 | Nisâ 33. Ayet (4:33:10) | اَيْمَانُكُمْ | ايمانكم | eymânukum | yeminlerinizin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir. | |||||
| 5 | Mâide 89. Ayet (5:89:6) | اَيْمَانِكُمْ | ايمانكم | eymânikum | yeminlerinizdeki | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 6 | Mâide 89. Ayet (5:89:34) | اَيْمَانِكُمْ | ايمانكم | eymânikum | yeminlerinizin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 7 | Mâide 89. Ayet (5:89:38) | اَيْمَانَكُمْۜ | ايمانكم | eymânekum | yeminlerinizi | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 8 | Mâide 108. Ayet (5:108:12) | اَيْمَانٌ | ايمان | eymânun | yeminlerin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez. | |||||
| 9 | Mâide 108. Ayet (5:108:14) | اَيْمَانِهِمْۜ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinden | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez. | |||||
| 10 | A'raf 135. Ayet (7:135:11) | يَنْكُثُونَ | ينكثون | yenkuśûn(e) | yeminlerini bozarlar | ن ك ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. | |||||
| 11 | Nahl 38. Ayet (16:38:4) | اَيْمَانِهِمْۙ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 12 | Nahl 92. Ayet (16:92:11) | اَيْمَانَكُمْ | ايمانكم | eymânekum | yeminlerinizi | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. | |||||
| 13 | Nahl 94. Ayet (16:94:3) | اَيْمَانَكُمْ | ايمانكم | eymânekum | yeminlerinizi | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 14 | Nûr 53. Ayet (24:53:4) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: “Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” | |||||
| 15 | Fâtır 42. Ayet (35:42:4) | اَيْمَانِهِمْ | ايمانهم | eymânihim | yeminlerinin | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı. | |||||
| 16 | Mücadele 16. Ayet (58:16:2) | اَيْمَانَهُمْ | ايمانهم | eymânehum | yeminlerini | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah’ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 17 | Münafikun 2. Ayet (63:2:2) | اَيْمَانَهُمْ | ايمانهم | eymânehum | yeminlerini | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! | |||||
| 18 | Tahrim 2. Ayet (66:2:6) | اَيْمَانِكُمْۚ | ايمانكم | eymânikum | yeminlerinizi | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||