| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 11. Ayet (2:11:7) | الْاَرْضِۙ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. | |||||
| 2 | Bakara 29. Ayet (2:29:7) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Bakara 168. Ayet (2:168:7) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. | |||||
| 4 | Bakara 205. Ayet (2:205:5) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. | |||||
| 5 | Âl-i İmran 137. Ayet (3:137:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:14) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 7 | Nisâ 100. Ayet (4:100:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 8 | Nisâ 101. Ayet (4:101:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 9 | Mâide 17. Ayet (5:17:27) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzündeki | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” | |||||
| 10 | Mâide 32. Ayet (5:32:17) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 11 | Mâide 32. Ayet (5:32:39) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 12 | Mâide 33. Ayet (5:33:9) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.[149] | |||||
| 13 | Mâide 36. Ayet (5:36:9) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 14 | Mâide 64. Ayet (5:64:42) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez. | |||||
| 15 | Mâide 106. Ayet (5:106:25) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 16 | En'am 6. Ayet (6:6:11) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 17 | En'am 11. Ayet (6:11:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.” | |||||
| 18 | En'am 116. Ayet (6:116:6) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. | |||||
| 19 | A'raf 10. Ayet (7:10:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik.[214] Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! | |||||
| 20 | A'raf 24. Ayet (7:24:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” | |||||
| 21 | A'raf 56. Ayet (7:56:4) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. | |||||
| 22 | A'raf 74. Ayet (7:74:10) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 23 | A'raf 74. Ayet (7:74:24) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 24 | A'raf 85. Ayet (7:85:30) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.” | |||||
| 25 | A'raf 127. Ayet (7:127:11) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. | |||||
| 26 | A'raf 146. Ayet (7:146:7) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. | |||||
| 27 | A'raf 168. Ayet (7:168:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. | |||||
| 28 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 29 | Enfal 63. Ayet (8:63:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 30 | Enfal 67. Ayet (8:67:0) | الْاَرْضِۜ | الارض | l-ard(i) | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.[253] | |||||
| 31 | Enfal 73. Ayet (8:73:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. | |||||
| 32 | Tevbe 2. Ayet (9:2:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir. | |||||
| 33 | Tevbe 74. Ayet (9:74:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 34 | Yunus 23. Ayet (10:23:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. | |||||
| 35 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 36 | Yunus 78. Ayet (10:78:0) | الْاَرْضِۜ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.” | |||||
| 37 | Yunus 83. Ayet (10:83:0) | الْاَرْضِۚ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi. | |||||
| 38 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 39 | Hûd 6. Ayet (11:6:5) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. | |||||
| 40 | Hûd 20. Ayet (11:20:6) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı. | |||||
| 41 | Hûd 85. Ayet (11:85:14) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” | |||||
| 42 | Hûd 116. Ayet (11:116:13) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 43 | Yusuf 109. Ayet (12:109:15) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 44 | Ra'd 17. Ayet (13:17:38) | الْاَرْضِۜ | الارض | l-ard(i) | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir. | |||||
| 45 | Ra'd 18. Ayet (13:18:14) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 46 | Ra'd 25. Ayet (13:25:17) | الْاَرْضِۙ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. | |||||
| 47 | Ra'd 33. Ayet (13:33:20) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 48 | İbrahim 8. Ayet (14:8:8) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzündeki | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyık olandır.” | |||||
| 49 | Nahl 13. Ayet (16:13:5) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. | |||||
| 50 | Nahl 36. Ayet (16:36:23) | الْاَرْضِ | الارض | l-ardi | yeryüzünde | أ ر ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. | |||||