| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 35. Ayet (2:35:19) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 2 | Bakara 95. Ayet (2:95:9) | بِالظَّالِم۪ينَ | بالظالمين | bi-zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Bakara 124. Ayet (2:124:19) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlere | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. | |||||
| 4 | Bakara 145. Ayet (2:145:32) | الظَّالِم۪ينَۢ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. | |||||
| 5 | Bakara 193. Ayet (2:193:15) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. | |||||
| 6 | Bakara 246. Ayet (2:246:54) | بِالظَّالِم۪ينَ | بالظالمين | bi-zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Bakara 258. Ayet (2:258:43) | الظَّالِم۪ينَۚ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 8 | Bakara 270. Ayet (2:270:13) | لِلظَّالِم۪ينَ | للظالمين | li-zzâlimîne | zalimler için | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 57. Ayet (3:57:11) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez.” | |||||
| 10 | Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:18) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:24) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 151. Ayet (3:151:19) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 192. Ayet (3:192:9) | لِلظَّالِم۪ينَ | للظالمين | li-zzâlimîne | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” | |||||
| 14 | Nisâ 75. Ayet (4:75:20) | الظَّالِمِ | الظالم | zzâlimi | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? | |||||
| 15 | Nisâ 97. Ayet (4:97:5) | ظَالِم۪ٓي | ظالمي | zâlimî | yazık eden kimselere | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127] | |||||
| 16 | Mâide 29. Ayet (5:29:13) | الظَّالِم۪ينَۚ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” | |||||
| 17 | Mâide 51. Ayet (5:51:23) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.[152] | |||||
| 18 | Mâide 72. Ayet (5:72:32) | لِلظَّالِم۪ينَ | للظالمين | li-zzâlimîne | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 19 | Mâide 107. Ayet (5:107:26) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerden | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 20 | En'am 33. Ayet (6:33:11) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | o zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. | |||||
| 21 | En'am 52. Ayet (6:52:25) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 22 | En'am 58. Ayet (6:58:14) | بِالظَّالِم۪ينَ | بالظالمين | bi-zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 23 | En'am 68. Ayet (6:68:23) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.[180] | |||||
| 24 | En'am 129. Ayet (6:129:4) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. | |||||
| 25 | En'am 144. Ayet (6:144:40) | الظَّالِم۪ينَ۟ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki, sığırdan da iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde, orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.[199] | |||||
| 26 | A'raf 5. Ayet (7:5:12) | ظَالِم۪ينَ | ظالمين | zâlimîn(e) | zalimlermişiz | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. | |||||
| 27 | A'raf 19. Ayet (7:19:17) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” | |||||
| 28 | A'raf 41. Ayet (7:41:10) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. | |||||
| 29 | A'raf 44. Ayet (7:44:28) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 30 | A'raf 47. Ayet (7:47:13) | الظَّالِم۪ينَ۟ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. | |||||
| 31 | A'raf 148. Ayet (7:148:22) | ظَالِم۪ينَ | ظالمين | zâlimîn(e) | zalimler(den) | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular. | |||||
| 32 | A'raf 150. Ayet (7:150:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” | |||||
| 33 | Enfal 54. Ayet (8:54:0) | ظَالِم۪ينَ | ظالمين | zâlimîn(e) | zulmedicilerdi | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi. | |||||
| 34 | Tevbe 19. Ayet (9:19:0) | الظَّالِم۪ينَۢ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. | |||||
| 35 | Tevbe 47. Ayet (9:47:0) | بِالظَّالِم۪ينَ | بالظالمين | bi-zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 36 | Tevbe 109. Ayet (9:109:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. | |||||
| 37 | Yunus 39. Ayet (10:39:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu. | |||||
| 38 | Yunus 85. Ayet (10:85:0) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” | |||||
| 39 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerden olursun | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 40 | Hûd 18. Ayet (11:18:23) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. | |||||
| 41 | Hûd 31. Ayet (11:31:31) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zulmeden | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 42 | Hûd 44. Ayet (11:44:19) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. | |||||
| 43 | Hûd 83. Ayet (11:83:7) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimler- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. | |||||
| 44 | Yusuf 75. Ayet (12:75:11) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | haksızları | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. | |||||
| 45 | İbrahim 13. Ayet (14:13:16) | الظَّالِم۪ينَۙ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.” | |||||
| 46 | İbrahim 22. Ayet (14:22:41) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 47 | İbrahim 27. Ayet (14:27:14) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır[294], zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. | |||||
| 48 | Hicr 78. Ayet (15:78:5) | لَظَالِم۪ينَۙ | لظالمين | le-zâlimîn(e) | zalim kimseler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.[299] | |||||
| 49 | Nahl 28. Ayet (16:28:4) | ظَالِم۪ٓي | ظالمي | zâlimî | zulmederlerken | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” | |||||
| 50 | İsrâ 82. Ayet (17:82:11) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîne | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır. | |||||