Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1607, sondan
4630. ayet;
12. sure ve
Yusuf Suresinin
11. ayetidir.
Yusuf Suresi 11. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
43 ve toplam ebced değeri ise
1412 olarak hesaplanmıştır.
Yusuf Suresinin toplam ebced değeri
497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (12)
ل (6)
ر (0) bulunuyor.
قالوا يا ابانا ما لك لا تأمنا على يوسف وانا له لناصحون
قالواياابانامالكلاتأمناعلىيوسفوانالهلناصحون
Kâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te/mennâ ‘alâ yûsufe ve-innâ lehu lenâsihûn(e)
Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”
“Niçin Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun?” şeklindeki sorularından anlaşılıyor ki kardeşleri daha önce de Yûsuf’un kendileriyle beraber kıra çıkmasını istemişler fakat, babaları bu konuda onlara güvenmediği için buna izin vermemişti. Ya‘kūb aleyhisselâm aslında oğullarına güvenmediği halde, bunu hissettirmeme nezaketini göstermiş, gerekçe olarak, onlar farkında olmadan Yûsuf’u kurtların kapıp yiyebileceğinden korktuğunu ifade etmiştir.
(Kardeşler babalarına) şöyle demişti: “Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun için samimi olanlarız.
Ayette geçen [lâ te’mennâ] ifadesi nehiy “yasaklama” kalıbında değil [lâ te’menunâ] şeklinde “Bize güvenmiyorsun!” anlamındadır. Bu nedenle [nûn] harfi üzerinde, bir tecvid kuralı olarak “[işmâm]” yani dudak hareketiyle [ötre] göndermesi yapılır. Böylece bu işaret maksadın [nehiy] değil bir durum tespiti olduğunu ortaya koyar.,Ayette yer alan [nâsıhûne] kelimesi “nasihat edenler” değil, “samimi davrananlar, iyiliğini isteyenler” anlamına gelmektedir.
Dediler ki: “Ey babamız! Sana ne oluyor da Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz, onun iyiliğini istemekteyiz.”
“Ey babamız! Yûsuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz.” dediler.
(Bu karara vardıktan sonra) “Ey babamız,” dediler. “Sana ne oluyor ki, Yusuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz.”
Onlar, baba demişlerdi, ne diye Yusuf'u emniyet etmiyorsun bize ve biz, hiç şüphe yok ki ona öğütler vermedeyiz.
Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına: “Ey baba!” dediler. “Biz Yûsuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden O'nun hakkında bize güvenmiyorsun?
Oğulları :
“Ey babamız, neden, Yûsuf'la ilgili bize güvenmiyorsun? Oysa ki, biz ona iyi davranıyor, onun iyiliğini istiyoruz.” dediler.
(Babalarına gidip) dediler ki: "Ey babamız! Ne oluyor da, Yusuf'a karşı bize güvenemiyorsun? Oysa gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz.
(Bu karara vardıktan sonra) 'Ey Babamız,' dediler. 'Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz.'
Sonra babalarına dediler ki: “- ey babamız, sen bize Yûsuf'u neye inanmıyorsun? Doğrusu biz onun için hayır isteyicileriz.
Babalarına gelip dediler ki: “Neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun!? Hâlbuki biz onun hayrını isteyenleriz. (Onu alır eğitiriz.)
Dediler ki: «Ey babamız! Bizlere Yusuf'u inanmaz mısın? Biz ona öğütçüyüz
(Bu karara vardıktan sonra babalarına) şöyle dediler: “Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini istiyoruz.”
Hz. Yusuf’la ilgili planlarını yaptıktan sonra, babaları Hz. Yakup’a gelerek Yusuf’u da yanlarına alarak bir kır gezisine çıkmak istediklerini söylediler. İçinde bir his doğmuş olacak ki; Hz. Yakup bunun tehlikeli olabileceğini ve bu planlarından vaz geçmelerini istedi.
11,12. Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler.
Dediler ki: «Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun! Oysa ki biz onun iyiliğini istemekteyiz.
Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız."
Dediler ki: "Ey babamız! Sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini istiyoruz."
Vardılar ey bizim pederimiz, dediler, sen neye bize Yusüfü inanmıyorsun? Cidden biz onun için recaciyiz
Dediler: «Ey babamız, sen bize Yuusufu neye inanmıyorsun? Halbuki biz onun elbet hayırhahlarıyız».
Dediler ki: “Ey babamız! Sana ne oldu ki Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun? Hâlbuki doğrusu biz, elbette onun iyiliğini isteyenleriz.”
Babalarına “Ey Babamız! Yusuf hakkında niçin bize güvenmiyorsun? Biz onun hayata hazırlanması için tavsiyelerde bulunacağız.”
Onlar dediler: Baba! Yusuf/u bize neye emniyet etmiyorsun? Biz onun hakkında hayırhahız.
“Ey babamız! Biz onun (Yusuf'un) iyiliğini istediğimiz halde, sen neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?”
Yûsuf’un kardeşleri, babaları Yakup Peygambere gelerek bir kır gezisine çıkmaya karar verdiklerini ve Yûsuf’u da yanlarında götürmek istediklerini söylediler. Babaları, bunun tehlikeli olabileceğini söyleyince, “Ey babamız!” dediler, “Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Oysabiz ne de olsa onun kardeşleriyiz ve her zaman onun iyiliğini isteriz.”
Dediler ki:
-“Ey babamız! Senin neyin var, Yûsuf‘u bize emanet etmiyorsun? Biz, onun için (iyiniyetli, samimi) nasihatçıyız”.
(Aralarında bu karara vardıktan sonra) “Ey Babamız! Biz Yûsuf’un iyiliğini istediğimiz halde, sen onu niçin bize emanet etmeye güvenmiyorsun.” dediler.
[Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına:] “Ey babamız!” dediler, “Biz Yusuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden o'nun hakkında bize güvenmiyorsun?
Babalarına gelerek: “Ey Babamız, sana ne oldu ki Yusuf konusunda bize hiç güvenmiyorsun? Hâlbuki biz, onun hep iyiliğini istiyoruz.”
(Babalarına dönüp) “Ey babamız!” dediler, “Biz ona samimi ve içten davrandığımız hâlde, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?
Dediler ki: «Ey babamız! Sana ne oluyor ki, Yusuf'u bize inanmıyorsun? Ve halbuki, biz O'nun için elbette hayırhâh kimseleriz.»
11, 12. (Onlar buna karar verdikten sonra bir gün babalarına varıp: ) “Sevgili Babamız! dediler, sen neden güvenip de Yusuf'u bize emanet etmiyorsun. Oysa biz onu çok seviyoruz. Ona samimiyetle bağlıyız. ” “Yarın onu bizimle gönder, gezsin oynasın, biz ona çok iyi sahip çıkarız. ”
(Bu fikirde karar kıldılar ve babalarına gelip) Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun, oysa biz ona öğüt verenler(onun iyiliğini isteyenler)iz?"
(Babalarına geldiler ve) “Ey babamız! Neden Yusuf konusunda bize güvenmez oldun? Oysa biz hep onun iyiliğini isteriz” dediler.
-Baba, Sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, Onun iyiliğini isteriz.
Babalarına dediler ki: “Baba, niçin Yusuf'u bize emanet etmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini istiyoruz.
Dediler ki: "Ey babamız, ne oluyor da Yûsuf konusunda bize güvenmiyorsun. Oysaki biz ona hep öğüt vermekteyiz."
eyittiler: “iy atamuz! n’oldı saña inanmazsın bize yūsuf üzere? daħı bayıķ biz aña eyü dileyicilerüz.”
Ṭanışup eyitdiler atalarına: Ne oldı saña bizden Yūsuf üstine bizüm‐çüninanmazsın, didiler. Daḫı biz aña şefḳat idicilerdenüz, didiler.
Onlar dedilər: “Ata! Biz Yusifin xeyirxahları olduğumuz halda, sən nə üçün onu bizə e’tibar etmirsən?
They said: O our father! Why wilt thou not trust us with Joseph, when lo! we are good friends to him?
They said: "O our father! why dost thou not trust us with Joseph,- seeing we are indeed his sincere wellwishers?( 1642)*
1642 The plot having been formed, the brethren proceed to put it into execution. Jacob, knowing the situation, did not ordinarily trust his beloved Joseph with the brethren. The latter therefore remonstrate and feign brotherly affection.