Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1650, sondan
4587. ayet;
12. sure ve
Yusuf Suresinin
54. ayetidir.
Yusuf Suresi 54. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
61 ve toplam ebced değeri ise
3009 olarak hesaplanmıştır.
Yusuf Suresinin toplam ebced değeri
497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (10)
ل (10)
ر (0) bulunuyor.
وقال الملك ائتوني به استخلصه لنفسي فلما كلمه قال انك اليوم لدينا مكين امين
وقالالملكائتونيبهاستخلصهلنفسيفلماكلمهقالانكاليوملدينامكينامين
Vekâle-lmeliku-/tûnî bihi estaḣlishu linefsî(s) felemmâ kellemehu kâle inneke-lyevme ledeynâ mekînun emîn(un)
Kral, “Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım”, dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.”
Hz. Yûsuf’un, kendi niteliklerini açıklayarak yöneticiden görev istemesi, herhangi bir alanda uzman olan kimsenin, umumun menfaati için yetkililerden görev istemesinin câiz olduğunu göstermektedir.
Hz. Peygamber’in, görev talebinde hırslı ve ısrarlı olmamak konusundaki uyarılarının amacı (Müslim, “İmâre”,
3:13-14), kamu görevine lâyık olanların bulunup tayin edilmesine teşviktir.
Hükümdar şöyle demişti: “Onu (Yusuf’u) bana getirin; onu kendime özel (danışman) yapayım!’ Ona konuşunca “Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin; güvenilirsin (güvendesin)” demişti.
Kral dedi ki: “Onu bana getiriniz; onu kendime özel danışman tayin edeyim.” Onunla konuşunca, “Bugün sen, katımda yüksek makam sahibisin ve güvenilir birisin” dedi.
Ve Hükümdar: “Onu bana getirin. Onu, yanımda seçkin bir kimse yapayım.” dedi. Onunla görüştüğünde de: “Sen bundan böyle yanımızda itibarlısın ve güvendesin.” dedi.
(Bu yüksek meziyet ve marifetlerini fark eden Mısır Meliki Firavun olan) Kral; “Onu bana getirin”, diyerek (Hz. Yusuf’u yanına istemişti) . “Onu kendime özel (dost ve danışman) yapayım” demişti. Kendisiyle konuşup (ondaki olgunluğu görünce,Yusuf’a) : “Sen artık bugün yanımızda mevki sahibi, güvenilir (bir kimse) sin ve artık emniyettesin” (diye teminat vermişti).
Padişah, onu tapıma getirin de dedi, kendime öz yakınım edineyim onu. Yusuf'la konuşunca da gerçekten de dedi, bugün sen büyük bir mevki sahibisin, emin bir adamsın.
Hükümdar dedi ki: “Onu bana getirin; kendime has en yakınlardan biri yapayım.” Ve onunla konuşunca, hükümdar dedi ki: “Bu gün sen, yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin.”
Kral:
“Yûsuf'u bana getirin, onu kendime özel danışman yapayım” dedi. Onunla konuşunca:
“Bugün, sen, yanımızda yüksek makam sahibi, itibarlı ve güvenilir birisin” dedi.
Hükümdar dedi ki: "Onu getirin kendime özel (görevli) edineyim" Onunla konuşunca da: "Sen bugün bizim yanımızda önemli mevki sahibi ve güvenilir birisin" dedi.
Hükümdar dedi ki: 'Onu bana getirin, kendime bağlı kılayım.' Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: 'Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin.'
Hükümdar dedi ki! Onu bana getirin, kendime onu has (bir yaradımcı) edineyim. Sonra hükümdar Yûsuf'la konuşunca: “- Sen bugün, yanımızda mühim bir mevki sahibisin, emînsin”. dedi.
Kral dedi ki: “Onu bana getirin. Onu kendim için özel bir memur yaparım.” Yusuf gelip onunla konuşunca, Kral “Artık bugün sen, yanımızda güvenilir ve yüksek bir makam sahibisin” dedi.
Hâkan dedi ki: «Onu bana getirin, özden dost edeyim onu kendime»; onunla konuşunca, «Yanımızda yerleştin, burada sen eminsin» dedi Yusuf'a
(Yusuf'un bu sözlerini duyan) Kral: “Getirin onu (Yusuf'u) bana, onu yakın çevreme (sırdaş olarak) alayım” dedi. (Yusuf kralın yanına gelmeyi kabul etti. Kral) onunla konuşunca da (Yusuf'a): “Bugün(den sonra) sen artık bizim yüksek mevki sahibi ve güvenilir bir adamımızsın” dedi.
Kral, rüyasının yorumunu yapan Hz. Yusuf’a nasıl tedbir alması gerektiğini sordu. Hz. Yusuf da “üründe bolluk ve bereket yaşandığında stok yapmak gerektiğini, kıtlık olduğunda bu stoklardan hem satarak hem de ihtiyaçları gidererek zorlukları aşabileceklerini” söyledi. Bunun üzerine Kral bu işi kimin yapabileceğini sorunca, Hz. Yusuf bir sonraki ayette ifade edildiği gibi “bu işe ben talibim” dedi.
Hükümdar: "Onu bana getirin, yanıma alayım" dedi. Onunla konuşunca: "Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır." dedi.
Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.
Kral gördüğü rüyanın yorumunu bir de Hz. Yusuf’tan bizzat dinlemek istedi. O da rüyayı ve yorumunu anlattı. Kral, nasıl tedbir almak gerektiğini sorunca, Hz. Yusuf: «Bolluk yılarında çok ekin ekip ürünü stok etmek gerekir. Böylece kıtlık yıllarında hem kendinizin geçimini sağlarsınız hem de ihracat yaparak hazineye bol döviz kazandırırsınız» dedi. Kral: «Peki bu işi kim yapacak?» diye sorunca, Hz. Yusuf, 55. âyette meâli verilen sözü söyledi.
Kral dedi ki: "Getirin onu, yanımda çalışması için onu atayayım" Kendisiyle konuşup görüşünce, "Sen artık bugün yanımızda önemli bir makamı olan güvenilir birisin," dedi.
Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin" dedi.
Melik de dedi: getirin bana onu kendime tahsıs edeyim! bunun üzerine vaktâ ki onunla konuştu, dedi: sen bu gün, nezdimizde cidden bir mevkı' sahibisin, eminsin,
Padişah: «Getirin onu bana, dedi, onu kendime has bir (müsteşar) edineyim». Onunla konuşunca da şöyle söyledi: «Sen bu gün (den itibaren) bizim nezdimizde mühim bir mevki saahibisin, emîn (bir müsteşar) sın».
Hükümdar ise: “Onu bana getirin; kendime hâs (müşâvir) yapayım” dedi. Sonra onunla konuşunca: “Doğrusu sen bugün bizim yanımızda makam sâhibi emîn bir kimsesin!” dedi.
Melik “Onu (Yusuf’u) bana getirin ki, yalnızca kendime danışman edineyim” dedi. Yusuf la konuştuktan sonra “Artık benim yanımda güvenilir ve sağlam bir yerin var” demişti.
Padişah «— Onu bana getirin, onu kendim için ayıracağım [²]» dedi. Vaktaki onunla konuştu, «— Bugün sen nezdimizde mevki sahibisin, emniyet sahibisin» dedi
[2] Kendime mahsus arkadaş edineceğim.
Hükümdar, “Onu bana getirin, kendime özgü (özel danışman) kılayım” dedi. Onunla konuşunca, “Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilirsin” dedi.
Yûsuf’un bu sözleri kendisine iletilince kral, onun ne kadar üstün bir kişiliğe sahip olduğunu anlayarak, “Onu bana getirin, kendime özel danışman ve yakın dost edineyim!” dedi. Nihâyet Yûsuf, kralın yanına gelmeyi kabul etti. Kral, onunla yaptığı sohbetin ardından, “Sen artık bu günden itibaren, gönlümüzde taht kurmuş son derece itibarlı ve güvenilir bir şahsiyetsin!” dedi ve ne yapacağını sordu. Yusuf:
Melik: -“Onu bana getirin!
Onu kendime tahsis ederek kadroma alayım!” dedi.
Onunla konuştuğunda:
-“Bugün yanımızda senin güvenilir önemli bir yerin vardır” dedi.
Hükümdar: “Onu bana getirin, kendime müşavir yapayım.” dedi ve onunla konuşunca da: “Sen artık bugünden itibaren yanımızda mevki sahibi, güvenilir (bir kimse)sin.” dedi.
Ve Kral: “Onu bana getirin,” dedi, “ki, kendime dost edineyim”. Ve o'nunla konuşunca, [Kral:] “Bundan böyle yanımızda kendisine güven duyulan biri olarak” dedi, “yüksek bir yerin olacaktır!”
Bunun üzerine Kral: “Onu bana getirin; onu kendime özel danışman yapacağım!” dedi. Onunla konuşunca da: “Bundan böyle, senin katımızda saygın bir konumun olacak ve benim güvenilir bir adamım olacaksın.” dedi. 37/105, 77/44
Derken, kral “Onu bana getirin!” diye emretti, “Onu kendime seçkin bir yardımcı olarak atayayım.” Onunla konuşmasının ardından dedi ki: “İyi bil ki bundan böyle sen, bizim nezdimizde saygın bir konuma sahipsin, güvenilir birisin.”
Ve hükümdar dedi ki: «O'nu bana getirin, O'nu kendime tahsis edeyim. Vaktâ ki O'nunla konuştu. Dedi ki: «Şüphesiz sen bizim yanımızda mevki-i emanet sahibisin.»
Hükümdâr: “Onu yanıma getirin, özel danışman edineyim. ” dedi. Onunla konuştuktan sonra da: “Sen artık bundan böyle, nezdimizde yüksek bir makam sahibi, tam itimad edilen bir müsteşarsın. ” dedi.
Bu Hükümdar, Yusuf (a.s.)’ı satın alan aziz değildir. Mısırlıların Hiksoslar dedikleri, Arabistan’dan gelerek dört yüz yıl Mısır’da hüküm süren sülaleden faziletli bir zat idi.
Kral: "Onu bana getirin, dedi, onu kendime özel (dost) yapayım!" Kendisiyle konuş(up ondaki olgunluğu gör)ünce (Yusuf'a): "Sen, dedi, artık bugün yanımızda mevki sahibi, güvenilir(bir kimse)sin.
Kral dedi ki “Getirin onu bana; özel adamım yapayım.” Yusuf’la görüşünce de dedi ki “Bugün sen bizim katımızda sağlam yeri olan güvenilir bir kişisin.”
Hükümdar:-Onu bana getirin, yanıma alayım, dedi. Onunla konuşunca:-Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır, dedi.
Hükümdar “Onu bana getirin, kendime danışman yapayım” dedi. Onunla konuşunca da “Bundan böyle sen bizim yanımızda yüksek mevki sahibi, güvenilir birisin” dedi.
Kral dedi ki: "Onu bana getirin, kendime özel dost edineyim." Yûsuf'la konuşunca da şöyle dedi: "Artık bugün yanımızda mevkii olan, güvenilir bir dostsun."
daħı eyitti pādişāh “getürüñ baña anı ħāś eyleyeyin gendüzüm içün.” pes ol vaķt kim söyledi aña eyitti “bayıķ sen bugün ķatumuzda yirlüsin ya'nį hürmetlü inam.”
Melik eyitdi: Getürüñüz Yūsufı ḫāṣ idineyüm kendü özüm‐çün, didi. Pes olvaḳt ki Yūsuf geldi melige söyledi. Melik eyitdi: Sen bu gün bizüm ḳatu‐muzda menzilüñ yüçedür, iminsin, didi.
Padşah dedi: “(Yusifi) yanıma gətirin, onu özümə ən yaxın (adam) edəcəyəm!” Sonra (padşah) onunla söhbət etdikdə: “Sən bu gün (bu gündən) yanımızda mövqe sahibisən, e’tibarlı bir şəxssən!” – dedi.
And the king said: Bring him unto me that I may attach him to my person. And when he had talked with him he said: Lo! thou art today our presence established and trusts
So the king said: "Bring him unto me;(1714) I will take him specially to serve about my own person." Therefore when he had spoken to him, he said: "Be assured this day, thou art, before our own presence, with rank firmly established, and fidelity fully proved!(1715)*
1714 Joseph had not yet appeared before the king. The king's order in the same terms in verse 50 above had led to a message from Joseph and the subsequent public proceedings with the ladies. Now that Joseph's innocence, wisdom, truth, and trustworthiness had been proved, and confirmed by the splendid tribute of the courtier's wife, and Joseph's own manly bearing before the king, the king was much impressed, and took him specially to serve about his own person as his trusty and confidential Wazir. If, as is probable, the 'Aziz had by this time died (for he is never mentioned again) Joseph succeeded to his office, and he is addressed as 'Aziz, in verse 78 below. But Joseph got more than his rank and powers, as specially selected to carry out a great emergency policy to meet the very difficult times of depression that were foretold. He was given plenary powers and the fullest confidence that a king could give to his most trusted and best-proved Wazir or Prime Minister, with special access to his Person, like a Grand Chamberlain. (R). 1715 Who was this Pharaoh, and what approximate date could we assign to him? He was probably a king of the Hyksos Dynasty, somewhere between the 19th and the 17th century B.C. See Appendix IV, on Egyptian Chronology and Israel (printed after S. 7).