Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1866, sondan
4371. ayet;
15. sure ve
Hicr Suresinin
64. ayetidir.
Hicr Suresi 64. ayetinin kelime sayisi
4, harf sayısı
23 ve toplam ebced değeri ise
968 olarak hesaplanmıştır.
Hicr Suresinin toplam ebced değeri
179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (6)
ل (2)
ر (0) bulunuyor.
واتيناك بالحق وانا لصادقون
Veeteynâke bilhakki ve-innâ lesâdikûn(e)
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
Melekler, Lût’un kaygısını gidermek üzere, gerek kendisi gerekse öteki müminler için korkulacak bir şey olmadığını; insanların yani inkârcı kavminin, kendilerine haber verilip uyarıldıklarında kuşkuyla karşılayıp reddettikleri (Zemahşerî, II, 316) felâketi gerçekleştirmek üzere Allah tarafından gönderildiklerini, böylece gerçeği getirdiklerini yani Allah’ın, inkârcılıkları sebebiyle müstahak olanlar için hükmettiği belânın gerçek olduğunu ispatlamak için geldiklerini haber verdiler; ardından da Hz. Lût’un ve ona iman eden yakınlarının söz konusu felâketten kurtulabilmeleri için yapmaları gerekeni bildirdiler.
63,64. (Melekler) “Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz.” demişlerdi.
Benzer mesajlar: ‘Ankebût
29:31-34; Zâriyât
51:31-34.
“Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.”
“Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı¹ getirdik.”
1- Allah'tan aldığımız bilgiyi, gerçeği.
"Sana (va’ad olunan acı) gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
O gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.
“Ve sana gerçekleşmesi kaçınılmaz olan gerçek haberi getirdik. Çünkü şüphesiz biz doğru söylüyoruz.
“Sana, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı, kesinlik kazanan bir cezayı uygulamak için geldik. Biz kesinlikle doğru söylüyoruz.” dediler.
Biz sana hakla geldik ve biz kesinlikle doğru söyleyenleriz.
'Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz.'
Sana, onların azabına dair gerçekle geldik, ve biz muhakkak doğru söyleyicileriz.
Sana da hakkı getirdik. Ve biz doğru söyleyenleriz.
Sana hakkı getirdik, biz gerçekleriz
Ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik. Kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz.
63,64,65. "Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
"Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz."
"Sana gerçeği getirdik; biz elbette doğru söylüyoruz."
Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız
«Sana Hak (kın emri) ile geldik. Biz şübhesiz doğru söyleyenleriz».
“Ve sana hak ile (kavminin hak ettiği bir azâb ile) geldik; muhakkak ki biz, elbette doğru (söyleyen) kimseleriz.”
“Sana gerçek doğru olanı getirdik ve bu hususta doğruyu söylüyoruz”
Sana cayılmayacak vâde getirdik. Biz her halde gerçek diyenleriz".
“Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz.”
“Çünkü kör bir tesadüf bizi getirmedi buralara. Aksine, belli bir hikmet doğrultusunda, Allah’ın hükmünü gerçekleştirmek için, hak ile geldik sana; elbette biz, doğru söylüyoruz.”
“Sana Gerçeği getirdik. Biz, doğru söyleyenler’iz”.
“...Biz sana Hakk(ın emrin)i getirdik ve şüphesiz biz doğru söylüyoruz...”
“ve sana [gerçekleşmesi kaçınılmaz olan] hakkı getirdik; 45 çünkü, kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz”.
“Ve biz sana gerçekleşecek olan haberi getirdik, şüphesiz biz doğruyu söylüyoruz.” 29/34
ve biz sana tartışılmaz bir gerçekle geldik; zira unutma ki biz sadece doğruyu söyleriz.
Ve sana hak ile geldik ve şüphe yok ki, biz elbette sâdıklardanız.»
63, 64, 65. “Yok” dediler, “Biz sana, onların şüphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz. Hemen gecenin sonunda aileni yola çıkar, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse dönüp ardına bakmasın, size emredilen yere geçin gidin. ” [15, 8; 11, 65]
Bundan maksat: “Sakın arkana bakma, yoksa taş kesilirsin.” değildir. Maksat şudur: “Arkanıza bakarsanız felakette helâk olanların müthiş çığlıkları, manzaraları ile karşılaşırsınız. Şimdi ne onların lâyık oldukları cezayı bulmaları sebebiyle sevinme, ne de üzülme zamanı değildir. Oradan hızla uzaklaşmalısınız ki azap yağmurundan etkilenmeyesiniz.”
Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!
Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.
Sana hak olanı getirdik, şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
“Biz sana hak ile gelmiş bulunuyoruz; ve biz sözünde sadık olan kimseleriz.
"Sana gerçeği getirdik. Biz, özü-sözü doğru olanlarız."
“daħı getürdük saña ḥaķķı ya'nį girtü 'aźāb daħı bayıķ biz girçeklerüz.”
Daḫı geldük saña ḥaḳḳ‐ıla ve biz girçeklerden‐biz, didiler.
Biz sənə (Allahdan) doğru xəbər gətirmişik. Biz, həqiqətən, doğru danışanlarıq!
And bring thee the Truth, and lo! we are truth tellers.
"We have brought to thee that which is inevitably(1990) due, and assuredly we tell the truth.*
1990 Another meaning of al Haqq. The Punishment which is justly and inevitably due, which must certainly come to pass. (Cf.
22:18,
16:36, and
16:38).