Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1907, sondan
4330. ayet;
16. sure ve
Nahl Suresinin
6. ayetidir.
Nahl Suresi 6. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
31 ve toplam ebced değeri ise
1806 olarak hesaplanmıştır.
Nahl Suresinin toplam ebced değeri
557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ولكم فيها جمال حين تريحون وحين تسرحون
ولكمفيهاجمالحينتريحونوحينتسرحون
Velekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne vehîne tesrahûn(e)
Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
Sûrenin ilk âyetinde yüce Allah’ın, putperestlerce ileri sürülen ortaklardan münezzeh olduğu, 2. âyetinde O’ndan başka tanrı bulunmadığı ifade buyurulduktan sonra 18. âyete kadar olan bölümde de bu gerçeği kanıtlamak üzere O’nun varlığının, birliğinin ve yaratıcı kudretinin bazı delilleri gösterilmekte, insanın yararlanmakta olduğu ilâhî lutuf ve nimetler hatırlatılmakta, nimetin sahibini tanıyıp O’na şükretmek gerektiği uyarısında bulunulmaktadır. Tasavvuf ve felsefe kültüründe “büyük âlem” denilen yer ve göklerle “küçük âlem” denilen insanın yaratılması ve yaratılış keyfiyeti, insanı kuşatan canlı ve cansız tabiatın ona yararlı olacak şekilde nimet ve imkânlarla donatılması hep Allah’ın varlığına ve hikmetli yaratıcılığına delâlet etmektedir. 8. âyette Allah’ın, burada sayılanlar dışında, o günkü insanların veya her devirde yaşayanların bilmedikleri daha başka şeyler de yaratmakta olduğu ifade edilmek suretiyle hem yaratılışın akıp giden bir süreç olduğu belirtiliyor hem de insanlarda, gördükleriyle yetinmeyip tabiatın gizliliklerini keşfetme merakı uyandırılması hedefleniyor, bu keşiflerin Allah inancının gelişip güçlenmesine katkıda bulunacağına işaret ediliyor. Yeryüzünde insandan başka hiçbir varlık Allah’a karşı gelme gücüne ve özgürlüğüne sahip değildir. Bu sebeple 3. âyette insanın yaratılış sürecine dikkat çekilerek (bu hususta geniş bilgi için bk. Mü’minûn
23:12-14), “bir damla su”dan, bir spermden yaratılan insanın, yaratanına karşı çıkacak kadar irade ve eylem gücüyle, özgürlüğüyle donatıldığına, “alelâde bir nesne iken böylesine yüksek ve şerefli bir düzeye ulaşması”na (Râzî, XIX, 226); bunun da ilim ve hikmet sahibi yüce yaratıcının varlığı, birliği ve ulu kudretinin delili olduğuna dikkat çekilmesi son derece anlamlıdır. Müfessirler, 5 ve 6. âyetlerde, diğer maddî ve psikolojik faydaları yanında bilhassa tüylerinden, sütlerinden ve etlerinden istifade edilmek üzere yaratıldığı bildirilen ve en‘âm kelimesiyle ifade edilen hayvanların koyun, keçi, sığır ve deveden ibaret olduğunu belirtirler. 8. âyette ise at, katır ve eşek cinsinin diğerlerinden ayrı zikredilmiş; bunların taşıma aracı ve ziynet olarak yaratıldığı bildirilirken etlerinden ve sütlerinden söz edilmemiştir. Bazı fakihler bu ifadeleri de dikkate alarak, bu üç hayvanın etlerinin ve sütlerinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Ancak âlimlerin çoğunluğu bu âyetlerin Allah’ın yaratıcılığı ve nimetleriyle ilgili olduğu, buradan hareketle etleri yenen ve yenmeyen hayvanlar hakkında hüküm çıkarmanın isabetli olmayacağı kanaatindedirler (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1145 vd.; Râzî, XIX, 229-230; İbn Âşûr, XIV, 107-110).
(Ayrıca) onlarda sizin için akşam getirirken, sabah salıverirken bir (başka) güzellik vardır.
Ayette sürünün akşam getirilmesinin önce söylenme sebebi sürünün eksiksiz gelmesinin insana huzur vermesi olabilir.
Akşamleyin getirirken de sabahleyin salıverirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Akşamları yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır.¹
Onları (hayvanları meralara) akşamları getirip, sabahları götürmeniz de, sizin için bir güzelliktir (ferahlık vesilesidir).
Akşamleyin yayımdan getirir, sabahleyin yayıma götürürken de güzellikleri var, zevk alırsınız onlardan.
Akşamleyin mer'adan getirir, sabahleyin meraya götürürken de, güzellikleri var, zevk alırsınız o davarlardan.
Akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken, onlardaki güzellik ve verdikleri zevk sizi cezbeder.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
6:142.
Akşamleyin (otlaktan) getirirken ve sabah salarken onlarda sizin için güzellik vardır.
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir zevk ve güzellik var.
Akşamleyin getirdiğinizde ve sabahleyin salıverdiğinizde, sizin için bir güzellik kaynağı vardır.
Onları ağıla götürür iken, yaylımlarken, sizin için onlarda sevinç vardır
(Onları) akşamleyin getirirken, sabahleyin (otlamaya) salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
Onları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız.
Sizin için onlardan ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik (bir zevk) vardır.
Ayrıca boş zamanlarınızda ve seyahatlerinizde sizin için onlarda bir konfor ve zevk vardır.
O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.
Akşam getirir, sabah salarken onlarda sizin içîn bir cemal de vardır
Akşamlayın getirirken, sabahlayın salıverirken onlarda sizin için (ne) güzel bir zînet (ve zevk) vardır!
Ve akşamleyin getirirken, sabahleyin de salıverirken onlarda sizin için bir (zevk ve)güzellik vardır.
(Bu hayvanları) Akşam eve getirdiğinizde ve sabah çayıra saldığınızda, sizin hoşunuza giden güzellikler var.
Onları akşam yataklarına getirdiğinizde, sabahleyin mer/alara götürdüğünüzde onlara bakıp ferahlanırsınız.
Ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ayrıca, sabahleyin onları sürüler hâlinde otlağa çıkarırken, akşamleyin ağıllarına geri getirirken, sizi büyüleyenapayrı bir güzellik vardır onlarda.
Getirişiniz sırasında, götürüşünüz sırasında onlarda sizin için (estetik) güzellik vardır.
(O hayvanları) akşamları (evinize) getirdiğiniz, sabahları (otlağa) götürdüğünüz sırada, onlarda sizin için güzellik(ler) vardır.
akşam eve getirirken, sabah otlağa çıkarırken onlarda bir güzellik bulursunuz.
Ve onlarda, sabah yaylıma salarken akşam da otlaktan gelirken, sizin için apayrı bir güzellik vardır. 3/14
Yine onlarda, akşam getirirken ve sabah salarken sizin güzellik duygunuzu tatmin eden bir boyut vardır.[2090]
[2090] Vahiy bu iki âyette, insan yararına yaratılan varlıkların üç boyutlu işlevine atıf yapmaktadır: Zorunluluklar (zarûriyyât), gereklilikler (hâciyyât) ve estetik değerler (tahsîniyyât). Bir amaç uğruna yaratılan hayvanlar dünyası da, insanın protein gibi zorunlu, giyinme ve ısınma gibi gerekli, güzellik gibi estetik değer ihtiyacını karşılamaktadır.
Ve sizin için onları akşamleyin getirdiğiniz ve sabahleyin salıverdiğiniz sırada bir ziynet vardır
Onları akşamleyin ağıllarına getirir, sabahleyin otlaklara götürürken bambaşka bir zevk alırsınız! [6, 142]
Ve akşamleyin mer'adan getirdiğiniz, sabahleyin mer'aya götürdüğünüz zaman onlarda sizin için bir güzellik de vardır. (Onların gidiş gelişleri size ayrı bir güzellik ve zevk verir.)
Ağıla alırken ve otlağa salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ve onların gidiş gelişlerinde ayrı bir güzellik bulursunuz.
Onları akşam ağıla getirirken ve sabah çayıra salarken seyretmek size haz verir.
Bir güzellik de vardır onlarda sizin için: Sabah saldığınız sırada, akşam topladığınız sırada.
daħı sizüñ anlardadur görk ol vaķt kim geçe aġıla getürürsiz daħı ol vaķt kim otlaġa śalarsız.
Daḫı size ol davarlarda zīnet vardur rāḥat olġanda, daḫı üstlerinebingende.
Onları səhər naxıra, axşam axura gətirdikdə (səhər otlamaq üçün çölə göndərib axşam tövləyə qaytardıqda) baxıb zövq alırsınız (fərəhlənirsiniz).
And wherein is beauty for you, when ye bring them home, and when ye take them out to pasture.
And ye have a sense of pride and beauty in them as ye drive them home in the evening, and as ye lead them forth to pasture in the morning.(2025)*
2025 The good man is proud of his cattle and is good to them. As they go to, and return from, pasture, morning and evening, he has a sense of his power and wealth and their beauty and docility. Will not man turn from these material facts to the great spiritual truths and purpose behind them?