Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2062, sondan
4175. ayet;
17. sure ve
İsrâ Suresinin
33. ayetidir.
İsrâ Suresi 33. ayetinin kelime sayisi
22, harf sayısı
90 ve toplam ebced değeri ise
5962 olarak hesaplanmıştır.
İsrâ Suresinin toplam ebced değeri
473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ولا تقتلوا النفس التي حرم الله الا بالحق ومن قتل مظلوما فقد جعلنا لوليه سلطانا فلا يسرف في القتل انه كان منصورا
ولاتقتلواالنفسالتيحرماللهالابالحقومنقتلمظلومافقدجعلنالوليهسلطانافلايسرففيالقتلانهكانمنصورا
Velâ taktulû-nnefse-lletî harrama(A)llâhu illâ bilhakk(i)(k) vemen kutile mazlûmen fekad ce’alnâ liveliyyihi sultânen felâ yusrif fî-lkatl(i)(s) innehu kâne mensûrâ(n)
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
Yedinci ödev adam öldürmemektir (bk. En‘âm
6:151). “Yetki” diye çevirdiğimiz sultân kelimesi, bu bağlamda haksız yere öldürülen kişinin velisine, katile yasal cezanın uygulanmasını talep etme veya affetme şıklarından birini tercih yetkisi olarak açıklanmıştır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1208-1209). Âyette, katile ölüm cezası uygulanması halinde velinin öldürmede aşırılığa gitmemesi istenmektedir. Bu “aşırılık” iki şekilde açıklanmaktadır: ☼a) Sadece ölüm cezası uygulanmalı; işkence etme, organlarını kesme gibi zararlar verilmemelidir. ☼b) Katilden başkasına zarar verilmemelidir. Kaynakların bildirdiğine göre Câhiliye Arapları’nda maktulün yakınları sadece katilin öldürülmesiyle yetinmez, ya ondan daha şerefli birini veya bir kişiye karşı iki ya da daha fazla kişiyi öldürmedikçe adaletin yerine gelmeyeceğine inanırlardı. Âyet bu haksızlığı yasaklamaktadır (Râzî, XX, 203; Şevkânî, III, 255).
Râzî “Ancak o da öldürme hususunda haksızlığa sapmasın” ifadesini, hemen ölüm cezası verme yolunu seçmeyip “öncelikle diyet alma veya affetme şıklarının düşünülmesi daha uygundur” şeklinde açıklamıştır (XX, 202). Yine Râzî, “Bir kimse haksızlıkla öldürülürse ...” ifadesini dikkate alarak, “Öldürülen kişi mazlum olma sıfatını tam olarak taşımazsa konu bu âyetin hükmüne girmez, yani böyle bir olayda ölüm cezası uygulanmaz” görüşündedir (XX, 202).
Âyetin sonundaki yardımdan maksat, Allah’ın katile verilecek cezayı takdir etmek suretiyle maktulün yakınına yardım etmiş olmasıdır. Şu halde o kişi katil için tayin edilmiş olan cezanın uygulanmasıyla yetinmeli, aşırılığa sapmamalıdır (Zemahşerî, II, 360).
Allah’ın saygın kıldığı (öldürülmesini yasakladığı) canı haksız yere öldürmeyin!(Haksız yere) öldürülen kişinin velisine (yakınına) elbette yetki verdik. (Yine de) o öldürmede ileri gitmesin (ille de karşılığında ölüm istemesin)! Şüphesiz ki (öldürülen kişiye) yardım edilmiş (olacak)tır.
Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayınız! Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu veli kısasta ileri gitmesin! Ona verdiğimiz yetkiyle, alacağı yardımı almıştır.
Allah'ın haram¹ kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, Biz onun velisini sultan² kıldık. O da öldürmede haddi aşmasın. O yardım olunmuştur.³
1- Kutsal. Yasak. 2- Hesap sormada yetkili kıldık. 3- Hesap sorma hakkı ve yetkisi sağlanarak, kendisine yardım sağlanmıştır.
Haklı bir neden olmaksızın, Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi (sakın) öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse, onun velisine (Devletten katilin cezalandırılmasını istemeye) yetki vermişizdir; (ama) o da öldürmede (kısas dışında) ileri gitmesin (kan davası gütmesin) . Çünkü o, gerçekten (mağdur olduğundan dolayı) yardım olunmuştur.
Haklı olmadıkça Allah'ın haram ettiği cana kıymayın ve kim, zulümle öldürülürse mirasçısına, öldürene karşı bir kudret ve salahiyet verdik ancak öldürmede aşırı gitmemeli; şüphe yok ki yardıma da mazhar edilmiştir o.
Ve yine sakın haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Bu konuda haksız yere öldürülen kimsenin velisine, adil bir karşılıkta bulunma yetkisi tanımışızdır, böylelikle o öldürülenin hakkını arar. Ancak o da öldürmede aşırı gitmesin, katil yerine, katilin akrabalarını veya onunla birlikte bir başkalarının ölümünü de istemesin. Çünkü o, kendisine böyle bir yetki verilmekle, zaten yardım görmüştür.
Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı, saygıya lâyık bulduğu cana kıymayın. Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine hakkını alması için yetki verdik. Ancak veli de cahilce davranarak kısas gereği infazda şer’i-kanuni sınırları aşmasın. Zaten kendisine yetki tanınarak yardıma lâyık görülmüştür.
Haklı bir sebep olmaksızın Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksızlıkla öldürülürse onun velisine bir yetki vermişizdir. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü o gerçekten yardım görmüştür.
Haklı bir sebep olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür.
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın (öldürülmesini) haram ettiği cana kıymayın. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse, biz o ölünün (geride kalan) velisine bir yetki verdik (ölünün hakkını öldürenden ister). O da cana kıyma işinde ileri gitmesin (Şer'î hükümlerin dışına çıkmasın). Çünkü o veli, (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuş bulunuyor.
Haksız yere Allah’ın yasak ettiği cana da kıymayın. İşte kim, mazlum olarak öldürülürse, Biz onun velisine bir hak tanımışızdır. Fakat öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona yardım edilecektir.
[Yani; mümkün ise öldürmesin, kan bedelini alarak yardım alsın.]
Hak için olmadıkça Allahın haram etmiş olduğu cana kıymayasınız, haksızlıkla öldürülen kimsenin velisine yetki verdik, öldürmekte işkence yapılmasın, onun da hakkı vardır
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın! Kim haksızlığa uğramış olarak öldürülürse, biz onun aile temsilcisini (kısas hakkını istemeye) yetkili kıldık. Ama o da “cana karşılık can” sınırlarını aşmasın! Çünkü (dinin verdiği yetki ile) kendisine zaten yardım edilmiştir.
Öldürülen kişinin velisi katilin öldürülmesini talep edebilir. Ancak ona mahkeme yoluyla devletin karar vermesi gerekir. Yoksa herkes katili öldürmeye ve kendi intikamını almaya kalkarsa kan davaları başlar, düzen bozulur ve anarşi çıkar. “Cana karşılık can sınırlarının aşılmaması” katil bulunamadı diye yakınlarından herhangi birinin öldürülmemesidir.
Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.
Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır.
ALLAH'ın kutsal kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir. İntikam duygusuyla öldürmede sınırı aşmasın; zira kendisine yardım edilmiştir
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.
Allahın tahrim eylediği nefsi katil de etmeyin, meğer ki hak sebeble ola, ve her kim mazlûmen katledilirse onun velisi için biz bir tesallut hakkı vermişizdir, o da katil de israf etmesin, çünkü o mensur bulunuyor
Allahın haram kıldığı cana, haklı bir sebeb olmadıkça, kıymayın. Kimi mazlum olarak öldürülürse biz onun velîsine (mirasçısına maktülün hakkını taleb hususunda) bir salâhiyyet vermişizdir. O da katilde israf etmesin. Çünkü o, cidden (ve zâten) yardıma mazhar edilmişdir.
Hem hak bir sebeb olmadıkça, Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin! Bir kimse zulme uğramış olarak öldürülürse, o hâlde şübhesiz ki onun velîsine (hakkını araması için)bir salâhiyet vermişizdir; artık (o da) öldürmede (Allah'ın koyduğu) haddi aşmasın! Çünki kendisi (de) yardım olunan bir kimsedir.
Geçerli bir sebep olmadığı sürece, Allah’ın yasakladığı bir nefsi öldürmeyin. Kim zulme uğrayarak, haksız bir şekilde öldürülürse, Öldürülenin velisini onun hakkını almakta yetkili kıldık. Veli isteklerinde aşırı gitmesin. Çünkü kendisi de (Allah’dan) yardım görmektedir.
Allah/ın öldürmesini haram kıldığı kimseyi öldürmeyin, meğer ki bihakkın olsun [⁴]. Her kim mazlûmen öldürülürse onun velisine tasallût hakkı veririz [⁵]. Artık o da katilde ileri gitmesin [⁶] çünkü o, yardım görmüştür.
[4] Kısas ile, had ile olsun.[5] Katili kısasen öldürmek veya diyetini almak veya af etmek haklarını vârisi olan velisine veririz.[6] Katilden başkasına geçmesin, katile işkence yapmasın.
Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine (kısas için) yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü taşırmasın. Çünkü o gerçekten yardım görmüştür.
Ayrıca, haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, Allah’ın kutsal kıldığı cana kıymayın! Her kim haksız yere öldürülürse, onun meşrû mirasçılarına, kâtilin kısas edilerek öldürülmesini isteme veya kendilerine kan diyetinin ödenmesi konusunda (2. Bakara: 178) hukûkî bir yetki tanımışızdır; o hâlde onlar, kâtilin öldürülmesini yeterli görmeyip, başkalarını da öldürmeye kalkarak öldürme konusunda sınırı aşmasınlar, çünkü kendilerine, haklarını alabilmeleri için Allah tarafından yardım edilmiştir.
Hakk’lı olmadıkça Allah’ın haram kıldığı Can’ı öldürmeyin!
Kim zulmedilmiş olarak öldürülürse, onun veliyysine bir tasallut hakkı verdik.
Artık Öldürme’de aşırı gitmesin!
O, yardım görmüştür.
Allah’ın, haksız yere1 öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim de haksız yere öldürülürse, Biz onun mirasçısına (öldürülenin hakkını arama) yetkisi2 verdik. O da öldürmede (kısas) sınırlarını aşmasın.3 Gerçekten o (mirasçı, kısas yasasıyla) yardım4 görmüştür.
1 İslâm hukukuna göre; kasten adam öldürenler, Müslümanlarla savaşanlar, İslâm devletini yıkmaya çalışanlar, zina yapan evli kadın veya erkekler ve mürtedler, “haklı olarak öldürme” sınırına girer ve bu işi, sadece devlet yapar. Bk. (En’am: 151)2 İslâm hukukuna göre; bir cinâyet işlendiğinde yetkili olan devlet değil, öldürülen kişinin vârisleridir. Öldürülenin vârisi, katili affetme veya ondan öldürülenin hayatına karşılık diyet alma yetkisine sahiptir. Buna devlet karışamaz.3 Kâtilden başkalarını öldürmek, kâtili işkence ile öldürmek, cesedini tahrip etmek ve diyet aldıktan sonra öldürmek haramdır.4 Öldürülenin velîsi kısası kendisi uygulayamaz bu yetki sadece İslâm devletine aittir. Devlet, mirasçılara hukuku uygulamak sûretiyle yardım eder.
Ve yine sakın, haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, 38 Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Bu konuda, haksız yere öldürülen kimsenin velisine [adil bir karşılıkta bulunma] yetkisi 39 tanımışızdır; ama hal böyle de olsa, bu kişi [karşılıkta] bire bir sınırını sakın aşmasın. 40 [Maktule gelince,] o, şüphesiz, [Allah tarafından] yardıma layık görülmüştür! 41
Ve Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Bununla birlikte kim haksız yere öldürülürse, onun velisine (kısas ve tazminat isteme konusunda) bir yetki verdik. Fakat o da ceza konusunda aşırıya gitmesin zaten. O, yetki verilerek yardıma mazhar olmuştur. 2/178, 4/29-92, 5/27...32- 45, 25/68
Yine haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah’ın dokunulmaz kıldığı hiçbir cana kıymayın! Zira haksız yere canına kıyılan kim olursa olsun,[2261] işte onun velisine (eşdeğer bir ceza konusunda) yaptırım yetkisi tanımışızdır; fakat o katl cezasında (belli) sınırı aşmasın;[2262] çünkü o, zaten yardıma mazhar olmuştur.[2263]
[2261] Lafzen: “kimin canına haksız yere kıyılmışsa..” Bizim çevirimiz, âyetin devamına, dış bağlama ve vahyin ilkelerine uygundur (Bkz:
2:178). Yani: “yoksul ya da zengin, güçlü ya da güçsüz, fark etmez” anlamındadır.
[2262] “Eşdeğer bir ceza” (kısas), Bakara 178’de kasten adam öldürme suçunun cezası olarak öngörülür. Aynı ceza türünün önceki vahiylerde de bulunduğuyla ilgili bkz:
5:45. Tanındığı ifade edilen yetkinin üst sınırı budur, fakat maktulün velisi isterse, aynı âyette diyet alarak kâtilin suçunun dengi olan cezayı bağışlama yetkisi de verilmiştir (
2:178, ilgili notlar). Burada “bir cana karşılık bir can” sınırının aşılıp güçlünün güçsüze, varsılın yoksula karşı intikam amaçlı bir katliâm yapması yasaklanmaktadır (Krş:
2:178, ilgili notlar).
[2263] Mücâhid buradaki “o” zamirinin cinayet kurbanını gösterdiği görüşündedir (Taberî). Fakat dilsel açıdan, zamir veliyi gösterir. Kaldı ki, bu ibareyi kendisinden önceki cümleden koparmak için inneden önce bir bağlaç da kullanılmamıştır. Taberî de bunu tercih eder.
Ve Allah'ın haram kılmış olduğu nefsi katletmeyin, meğer ki bihakkın olsun. Ve kim mazlumen katledilirse onun velîsine bir tasallut (selâhiyeti) vermişizdir. Artık o da katilde israf etmesin. Şüphe yok ki, o (maktul veya velîsi) mansur bulunmuştur.
Haklı bir gerekçe olmaksızın Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın! Bir kimse zulmen öldürülürse onun velisine (mirasçısına) bir yetki vermişizdir; artık o da kısas hususunda aşırı davranmasın, (meşrû hakla yetinsin). Zaten kendisine yetki verilmekle gerekli destek sağlanmıştır. {KM, Sayılar 35, 12. 19; Tesniye 19, 6. 12; Yuşa 20, 3}
Öldürme yasağına insanın kendisi de dahildir. Onun için intihar da adam öldürme gibi haramdır. Âyette yetkiden maksat kısas veya diyet olup uygulama işi yönetime aittir.
Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisi(olan mirasçısı)na yetki vermişizdir (öldürülenin hakkını arar. Fakat o da) öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiş(yetki verilmiş)tir.
(176) Kâtil yerine, kâtilin akrabâsını veya kâtille beraber bir başkasını öldürmesin. (177) Kendisine verilen bu yetkiyi kötüye kullanmasın. Öldürülenin velîsi, kâtilden kısâs talebeder. Ona kısâs hakkını ancak mahkeme kararıyla devlet verir. Yoksa kendisi, mahkemesiz kimseyi öldüremez. Çünkü o takdirde düzen bozulur, anarşi olur.
Allah’ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmeyin; haklı sebeple olursa[1] başka. Kim haksız yere öldürülürse onun en yakınına (velisine) yetki vermişizdir. O da katili öldürme işinde aşırıya kaçmasın[2] çünkü o yardım görmüştür[3].
[1] Allah'ın haklı gördüğü ve bunu Kitabı'nda bildirdiği sebep dışında kimse öldürülemez. [2] Öldürme fiilini bizzat maktulün velisi(en yakını) yapar. [3] Bakara
2:178
Allah'ın haram kıldığı bir cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Kim, mazlum olarak öldürülürse, onun velisine bir yetki verdik. Fakat, öldürmede o da aşırı gitmesin. Çünkü ona yardım edilmiştir.
Allah'ın haram kıldığı bir cana haksız yere kıymayın. Mazlum olarak öldürülenin velisine bir yetki verdik; o da kısasta aşırı gitmesin. Çünkü o zaten bir yardıma erişmiştir.(3)
(3)
2:178 ve açıklamalarına bakınız.
Allah'ın saygıya layık kıldığı cana haklı bir sebep yokken kıymayın. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisine yetki/söz hakkı vermişizdir. Ama o da öldürmede sınır tanımazlık etmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
daħı depelemeñ nefsi ol kim ḥarām eyledi Tañrı illā ḥaķk-ıla daħı her kim depelenile žulm eylenmiş-iken bayıķ ķılduķ velįsine güç yitmek pes orandan geçmesüñ depelemekde bayıķ ol ya'nį velį oldı arķa virinilmiş.
Daḫı öldürmeñüz nefsi ki ḥarām eyledi anı Tañrı Ta‘ālā illā ḥaḳḳ‐ıla. Daḫı kimki öldürülse maẓlūm‐iken pes ḳıldı anuñ vāriẟine ḥüccet ve yol. Pes isrāfeylemesün öldürmekde. Taḥḳīḳ ol manṣūrdur ḳatl vāciblıġ‐ıla.
Allahın haram buyurduğu cana haqsız yerə qəsd etməyin. (Onu yalnız və yalnız böyük bir günah işlədikdə, məsələn, iman gətirdikdən sonra küfrə düşdükdə, yaxud zinakarlıq etdikdə öldürmək olar). Haqsız yerə öldürülən məzlum bir şəxsin sahibinə (və ya varisinə qatil barəsində) bir ixtiyar verdik (istəsə, qatildən qisas alar, istəsə, bağışlayar və ya qanbahası tələb edər). Lakin o da qətl etməkdə ifrata varmasın (qisas almalı olsa, yalnız qatili öldürməklə kifayətlənsin)! Çünki (şəriətin bü hökmləri ilə) ona artıq kömək olunmuşdur.
And slay not the life which Allah hath forbidden save with right. Whoso is slain wrongfully, We have given power unto his heir, but let him not commit excess in slaying. Lo! he will be helped.
Nor take life - which Allah has made sacred - except for just cause. And if anyone is slain wrongfully, we have given his heir authority (to demand Qisas(2216) or to forgive): but let him nor exceed bounds in the matter of taking life; for he is helped (by the Law).*
2216 On the subject of Qisas see
2:178 and the notes thereto. Under the strict limitations there laid down, a life may be taken for a life. The heir is given the right to demand the life; but he must not exceed due bounds, because he is helped by the Law. Some Commentators understand "he" in "he is helped (by the Law)" to refer to the heir of the person against whom Qisas is sought. He too will be helped by the Law, if the heir of the first slain exceeds the bounds of Law.