Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2110, sondan
4127. ayet;
17. sure ve
İsrâ Suresinin
81. ayetidir.
İsrâ Suresi 81. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
36 ve toplam ebced değeri ise
785 olarak hesaplanmıştır.
İsrâ Suresinin toplam ebced değeri
473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وقل جاء الحق وزهق الباطل ان الباطل كان زهوقا
وقلجاءالحقوزهقالباطلانالباطلكانزهوقا
Vekul câe-lhakku vezeheka-lbâtil(u)(c) inne-lbâtile kâne zehûkâ(n)
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
Sözlükte hak, “gerçek, sabit ve doğru olan, varlığı kesin olan şey” demek olup daha çok gerçeğe uyan inanç, düşünce, bilgi ve hükümleri ifade etmek üzere kullanılır. Hiçbir bozulmaya uğramadan aslî hüviyetini koruyan ilâhî dine hak din, çeşitli mezhepler arasında bu dini en doğru temsil ettiği kabul edilen mezhep veya mezheplere de hak mezhep denilmektedir. Hakkın karşıtı bâtıldır. Buna göre bâtıl da terim olarak asılsız, gerçeğe uymayan inanç, hüküm ve düşünceleri; ayrıca ilâhî kaynaklı olmadığı için hak olma özelliği de taşımayan veya ilâhî kaynaklı olmakla birlikte belirtilen özelliğini kısmen ya da tamamen kaybetmiş dinleri ve mezhepleri ifade eden bir terimdir. Söz konusu âyetteki hak kelimesinin öncelikli anlamı İslâm dini, bâtılın anlamı da putperestliktir. Hak kelimesinin burada özetlenen anlamı yanında bir de hukuk ve ahlâkı ilgilendiren anlamı vardır ki bu da “korunması, gözetilmesi ya da sahibine ödenmesi gerekli olan maddî veya mânevî imkân, pay, eşya ve menfaatler” şeklinde özetlenebilir (bilgi için bk. Fahrettin Olguner, “Bâtıl” DİA, V, 147-148; Mustafa Çağrıcı, “Hak”, a.e., XV, 137-139, V, 147-148).
Taberî, âyetteki hak ve bâtıl kelimeleriyle ne kastedildiği hakkında farklı görüşler olduğunu belirterek bunlara dair rivayetleri aktardıktan sonra –bizim de katıldığımız– kendi görüşünü özetle şöyle ifade etmektedir: Buradaki hak, Allah’ın hoşnut olduğu, O’na itaat anlamı taşıyan her şeyi kapsar... İnsanı şeytana uymaktan koruyan her şey hak, şeytana boyun eğme sayılabilecek her şey de bâtıldır. Kur’an hakkı getirmiştir, Allah’ın elçisi putperestlere karşı bütün anlamlarıyla hakkı gerçekleştirmenin ve bütün anlamlarıyla bâtılın kökünü kurutmanın mücadelesini vermiştir.
De ki: “Gerçek geldi; [batıl] yıkıldı. Şüphesiz ki [batıl] yıkılmaya mahkûmdur.”
De ki: “Hak geldi, bâtıl gitti; zaten bâtıl yok olup gitmeye mahkûmdur.”[294]
[294] Hakk ve bâtıl kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 365-368; I, 379-394.
De ki: “Hakk geldi, Batıl yok oldu. Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkûmdur.
De ki: "(Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır.) "
Ve de ki: Gerçek geldi, batıl yok olup gitti, şüphe yok ki batıl, zaten yok olur gider.
Ve yine de ki: “Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan amaçsız ve anlamsız olan herşey de yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan, er geç yıkılıp gitmek zorundadır.”
“Toplumda hakça bir düzen gerçekleştirmek için İslâm, hak kitap Kur'ân geldi, batıl yıkılıp gitti. Batıl yıkılmaya mahkûmdur.” diye ilan et.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
21:18.
De ki: "Hak geldi batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olucudur."
De ki: 'Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.'
De ki: “- Hak geldi ve bâtıl yok oldu gitti. Gerçekten bâtıl daima yokluğa mahkûm bulunmaktadır.”
Ve de ki: “Hak geldi, batıl ezildi. Çünkü batıl, ezilmeye mahkûmdur.”
Diyesin ki: «Hak geldi, bâtıl battı, evet bâtıl bataktır!»
Ve yine de ki: “Değişmeyen gerçek (hak) geldi, sahte ve tutarsız olan (batıl) yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!”
De ki: "Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur."
Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.
Ve şunu bildir ki: "Gerçek gelmiş, yanlış ise ortadan kalkmıştır. Zaten yanlış, yok olmağa mahkumdur."
(Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur."
Ve de ki: hak geldi bâtıl zevale erdi hakıkaten bâtıl pek zavallıdır
De ki: «Hak geldi, baatıl zeval buldu. Şübhesiz ki baatıl dâim zeval bulucudur».
Yine de ki: “Hak geldi, bâtıl zâil oldu! Şübhesiz ki bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.”
Ve yine deki “Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl (hak geldikten sonra) yok olup gitmeye mahkûmdur.”
De ki hak geldi, bâtıl [⁹] yok oldu. Çünkü bâtıl daima yok olur.
[9] İslâm geldi, küfür yok oldu.
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu; hiç şüphesiz batıl yok olucudur.”
Ve küfrün karanlıklarını parçalayıp âlemleri aydınlatan Kur’an’ın meydana getireceği devrimi şimdiden müjdeleyerek de ki: “İşte nihâyet, mutlak ve değişmez gerçek olan hak geldi; yalan, kötülük, inkârcılık temeline dayanan bâtıl yıkılıp gitti; zaten bâtıl, er geç yok olmaya mahkûmdur!”
De ki: -“Hakk geldi, Bâtıl zevâle erdi. Bâtıl zevâlli / zevâle ermiştir”.
(Ve devamla): “Hak geldi, bâtıl1 yok oldu, şüphesiz bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.”2 diye (dua et.)
1 Bâtıl: Boşa giden, hükmü ve temeli olmayan şey demektir. Allah’ın koyduğu kurallar dışındaki tüm kurallar boş, hükümsüz ve temelsiz, yani bâtıldır.2 Daha sonra Mekke fetholunduğunda Peygamberimiz Kâbe’den putları atarken, bu âyeti okuyarak bu âyetin doğruluğunu ilân etmiştir.
Ve yine de ki: “Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti; zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!”
Ve de ki, “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur.” 2/42, 21/18, 34/49, 47/1...3
Yine de ki: “Hak geldi, bâtıl ise yıkılıp gitti; çünkü bâtıl yıkılıp gitmeye mahkûmdur!”[2319]
[2319] Cümle diziminin zımnî karşılığı şudur: Bâtıl hakkın, karanlık aydınlığın yokluğu hâlidir. Enerjinizi bâtılı götürmek için değil hakkı getirmek için harcayın. Zira bâtıl kendi başına bir varoluş hâli değil, hakkın yokluğu hâlidir. Nihayet hakkın tahakkuk etmek gibi, bâtılın da batmak gibi bir tabiatı vardır.
Ve de ki: «Hak geldi ve bâtıl müzmahil oldu. Şüphe yok ki, bâtıl muzmahil olmuştur.»
De ki: “Hak geldi, batıl yıkılıp gitti. Çünkü batıl, yok olmaya mahkûmdur. ” [21, 18]
De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olmağa mahkumdur."
De ki “Gerçek (hak) geldi, uydurma (batıl) yok oldu. Çünkü uydurma olan yok olup gider.”
Deki, “Hak geldi, batıl yıkıldı. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur.”
Yine de ki: Hak geldi, bâtıl yok oldu. Şüphesiz ki bâtıl yok olmaya mahkûmdur.
Ve de ki: "Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti. Bâtıl, yok olmaya zaten mahkûmdu."
daħı eyit: “geldi daħı helāk oldı bāŧıl bayıķ bāŧıl oldı helāk olıcı.”
Daḫı eyit ki: Ḥaḳ geldi ki İslāmdur ve maḥv oldı bāṭıl ki şirkdür.Taḥḳīḳ bāṭıl gider, ẟābit olmaz.
De: “Haqq (islam) gəldi, batil (şirk və küfr) yox oldu. Çünki batil (öz-özlüyündə) yoxluğa (heçliyə) məhkumdur!”
And say: Truth hath come and falsehood hath vanished away. Lo! falsehood is ever bound to vanish.
And say: "Truth has (now) arrived, and Falsehood perished: for Falsehood is (by its nature) bound to perish."(2281)*
2281 From its nature falsehood must perish: for it is the opposite of Truth, and Truth must ever prevail (Cf. n. 3861).