Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2165, sondan 4072. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 25. ayetidir. Kehf Suresi 25. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 2602 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Müfessirler bu âyetleri birbirinin tamamlayıcısı olarak ele almış ve bunların tefsiri hakkında iki farklı görüş belirtmişlerdir:
a) 25. âyet, daha önce Ashâb-ı Kehf’in sayıları hakkında farklı şeyler söyleyenlerin sözüdür. İnsanlar onların sayıları hakkında ihtilâf ettikleri gibi, kaldıkları süre hakkında da farklı rakamlar söylemişlerdir. Kimileri, “Onlar mağaralarında üç yüzyıl kalmışlardır” derken, bazıları da dokuz yıl daha ekleyerek “Üç yüz dokuz yıl kaldılar” demişlerdir. İbn Mes‘ûd’un, âyetin başına “ve kalû” (ve dediler ki) cümlesini ilâve ederek okuması da bu görüşü destekler. Buna göre Allah, Ashâb-ı Kehf’in sayısını da mağarada kaldıkları süreyi de bildirmemiştir. Nitekim 26. âyette bu bilginin sadece Allah katında olduğu belirtilmiştir. Ashâb-ı Kehf’in kendileri de birbirlerine, “Rabbiniz kaldığınız müddeti daha iyi bilir” demişlerdi (âyet 19).
Bize göre, âyetlerin sıralanışı ve birbirini tamamlayan işaretleri bu yorumun isabetli olduğunu gösteriyor.
b) 25. âyet Allah’ın sözüdür. Bu takdirde Ashâb-ı Kehf mağarada üç yüz dokuz yıl kalmışlardır. Bir tefsire göre Ehl-i kitap da Ashâb-ı Kehf’in mağarada üç yüzyıl uyuduklarını söylemiştir. Buna göre âyetteki üç yüzyıldan sonra “dokuz da ilâve ettiler” ifadesi, Araplar’ın kullandığı 309 sayısının ay yılına, Ehl-i kitabın söylediği 300 sayısının ise güneş yılına denk olduğuna işaret edebilir. Bu takdirde 26. âyet onların mağarada kaldıkları süreyi belirterek insanların bu konudaki ihtilâflarını ortadan kaldırmış ve Allah’ın konuyu herkesten daha iyi bildiğini vurgulamış olur. Zira göklerde ve yerde gizli olan şeyleri bilen Allah, onların mağarada ne kadar uyuduklarını da bilir. Onun görmesi de işitmesi de sonsuzdur. Göklerdekilerin de yerdekilerin de ondan başka sahibi yoktur. O hükümranlığına hiç kimseyi ortak etmez.
Mehmet Okuyan
(Bazıları şöyle diyor): “Onlar, mağaralarında üç yüz sene kadar kalmış ve dokuz (sene) de buna ilave etmişlerdir.”
1- Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.
Ahmet Akgül
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kalmışlar ve dokuz (yıl) daha ilave edip katmışlardı.
Buna göre Ashâb-ı Kehf, mağarada 309 yıl kalmış oluyorlardı. Bazı tefsirlerde bu sayının kamerî takvime göre olduğu belirtilmektedir. 309 kamerî yılın karşılığı ise milâdî üç asırdır.
Rivayete göre ehl-i kitaptan bazıları, Ashâb-ı Kehf’in mağaraya girişinden itibaren Hz. Muhammed (s.a.)in zamanına kadar geçen sürenin 300 sene olduğunu iddia etmişlerdir ki, Allah Teâlâ, 26. âyeti ile onların bu iddiasını reddetmektedir:
Tanrı bu ayette 300+9 ifadesini kullanarak mağarada kalış süresini hem güneş ve hem ay yılı ile veriyor. Nitekim, üç yüz güneş yılı üç yüz dokuz ay yılına denk gelir. Dünyanın sonunun tarihi, o tarihten 300 güneş yılı (309 ay yılı) önce, yani 1980 MS (1400 HS) yılında, bildirildi (Bak: 15:87 ve 72:27).
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir.
(3)Ziyâde edilen dokuz sene şöyle de îzah edilmiştir: Güneş takvîmine göre üç yüz sene, ay takvîmine göre üç yüz dokuz yıl eder. Zîrâ, bu iki takvim yılı arasındaki on günlük fark, her yüz senede ay yılıyla üç yıl etmekle, üç yüz senede bu fark dokuz yıl olur. (İbn-i Kesîr, c. 2, 415)
İlyas Yorulmaz
(Sonra yine) İnsanlar “Onlar mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar” dediler.
Yukarıda, yirmi ikinci ayette sözü edilen ve kıssanın masalımsı yönüyle ilgilenen o câhiller, Mağara Arkadaşları hakkında, “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar.” dediler. Diğer bazıları da, buna dokuz yıl daha ilâve ettiler. Bundan daha uzun veya daha kısa bir süre kaldıklarını iddia edenler de oldu. Oysa bu konuda hiçbir bilgiye sahip değillerdi. Üstelik, onların mağarada kaç yıl kaldığını bilmek, bu kıssada verilmek istenen mesaja herhangi bir katkı sağlayacak da değildi.
[2374] Hemen sonra gelen “De ki: Onların ne kadar kaldığını Allah daha iyi bilir” ifadesi göz önüne alındığında, parantez içi açıklamaların zorunlu olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle olsa gerek, İbn Mes’ud kendi nüshasına “dediler ki” (kâlû) notunu düşmüştür (Katâde’den nkl. Taberî; Zemahşerî ve Râzî). Mukâtil, kendi tefsirinde burada geçenleri “Hıristiyanların iddiası” olarak açıklar. “Dokuz yıl daha eklendi (izdâdû)” ifadesi, güneş ile ay yılı arasındaki farkı ifade eder. Zımnen eleştirilen bu yaklaşım, olayın özünü bırakıp kabuğuyla ilgilenen bir yaklaşımdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlar mağaralarında üçyüz sene durdular. Dokuz (sene) de arttırdılar.
Yani sayıları üzerinde ihtilâf edenler, uyuma süreleri üzerinde de ihtilâf ettiler. Kimi onların üçyüz yıl uyuduğunu söylerken, kimi de üçyüz dokuz yıl uyuduklarını söyledi. Âyetin güçlü anlamı budur. Eğer söz, sayıları ve uyuma süreleri üzerinde görüş ayrılığına düşenlerin söyledikleri sözleri değil de orijinal vahiy ise, yani Mağaradakilerin ne kadar uyuduklarını bildiren vahiy ise, dokuz fazlasıyle üçyüz yıl Mağarada kaldıkları anlatılmış olur. Güneş takvîmine göre 300 yıl, Ay takvîmine göre 309 yıl eder.
Süleymaniye Vakfı
Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar. Buna dokuz sene daha eklediler.
[*] Üç yüz yıl uyudular, uyandıktan sonra orada dokuz yıl daha kaldılar. Dokuz yıl sonra başka bir yere taşınmış olabilecekleri gibi ölmüş de olabilirler.
Şaban Piriş
Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.