Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
142, sondan
6095. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
135. ayetidir.
Bakara Suresi 135. ayetinin kelime sayisi
15, harf sayısı
62 ve toplam ebced değeri ise
2920 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (12)
ل (5)
م (5) bulunuyor.
وقالوا كونوا هودا او نصارى تهتدوا قل بل ملة ابرهيم حنيفا وما كان من المشركين
وقالواكونواهودااونصارىتهتدواقلبلملةابرهيمحنيفاوماكانمنالمشركين
Ve kâlû kûnû hûden ev nasârâ tehtedû(k) kul bel millete ibrâhîme hanîfâ(en)(s) vemâ kâne mine-lmuşrikîn(e)
(Yahudiler) “Yahudi olun ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
Yahudiler müslümanlara, “Yahudi olun ki kurtuluşa eresiniz”; hıristiyanlar da “Hıristiyan olun ki kurtuluşa eresiniz” diyorlardı. Yüce Allah, resulüne bu teklif ve telkinlere karşı şu cevabı vermelerini emretti: “Ne Yahudiliğe ne Hıristiyanlığa uyarız; ne de başka bir dini kabul ederiz. Biz, yalnızca Hanîf olan İbrâhim’in dinine, onun dininden olanlara uymuşuzdur” (Taberî, I, 564). Müşrik Araplar, kendilerinin Hz. İbrâhim’in yolundan gittiklerini, kendi bâtıl itikadlarının da İbrâhim’in dininin bir devamı olduğunu ileri sürdükleri için âyetin bu kısmını istismar ederek, “Muhammed İbrâhim’in dinine uyduklarını söylüyor, biz de onun yolundan gittiğimize göre aramızda fark kalmadı” şeklinde düşünebilirlerdi. İşte âyette yukarıdaki ifadenin hemen ardından, “O müşriklerden değildi” buyurulmak ve zımnen “Halbuki siz müşriksiniz” hatırlatması yapılmak suretiyle özellikle müşrik Araplar’ın ileri süreceği böyle bir iddianın önü kesilmiş bulunmaktadır (İbn Âşûr, I, 737).
Hanîf kelimesinin anlamı ve menşei konusunda gerek eski müslüman âlimler gerekse yerli ve yabancı çağdaş yazarlarca birbirinden farklı görüşler ileri sürülmüştür (bk. Şaban Kuzgun, “Hanîf”, DİA, XVI, 33 vd.). Müslüman âlimlerin çoğu kelimenin, “meyletmek, yönelmek” anlamına gelen Arapça “hnf” kökünden türetildiğini savunarak, “sapkınlıktan doğru yola, başka bir dinden İslâm’a yönelen” anlamına geldiğini belirtirler (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “hnf” md.). Taberî hanîf kelimesini çok genel bir ifadeyle, “her şeyin doğru olanı” şeklinde açıkladıktan sonra terimin çeşitli âlimlerce yapılmış değişik tanımlarını sıralar ve sonunda, “İbrâhim’in dinine uyarak doğru yoldan giden, din konusunda onu kendine rehber edinen” anlamına geldiğini ifade eder (I, 564-566). Câhiliye devrinde sünnet olduktan sonra Kâbe’yi tavaf edene hanîf denmekteydi. Çünkü onlar, Hz. İbrâhim’in dininden sadece sünnet olmayı ve Kâbe’yi tavaf etmeyi yaşatıyorlardı.
Kur’an-ı Kerîm’de hanîf kelimesi on yerde tekil, iki yerde de çoğul (hunefâ) şekliyle geçmekte; bunların dokuzunda Hanîfliğin müşrikliğin karşıtı olduğu belirtilmekte; bu arada sekiz yerde Hz. İbrâhim’in imanını tanımlamakta; bunların beşinde “din” anlamına gelen “millet” kelimesiyle kullanılmaktadır. Konumuz olan âyette de hanîf kelimesi açık bir şekilde “müşrik” kelimesinin karşıtı olarak müslüman anlamında kullanılmıştır. Şu halde bu kelime Kur’an dilinde, her şeyden önce tevhid anlamını içerir ve “Şirk kuşkusu taşıyan her türlü sapık görüşten uzaklaşarak, Allah’ın birliği inancına yönelen ve ihlâslı bir şekilde yalnız O’na kulluk eden” anlamına gelir. Âyete göre Hanîflik, putperestlik olmadığı gibi Yahudilik ve Hıristiyanlık da değildir; Allah’ın başlangıçtan itibaren insanlara bildirdiği, insanın tabiatına en uygun olan tevhid dinidir. Nitekim Rûm sûresinin 30. âyeti de bu anlamı desteklemektedir. Böylece Hz. İbrâhim’den önceki peygamberlerin dinleri de Hanîflik kapsamına girmekle birlikte, özellikle Hz. İbrâhim’in dininin bu isimle anılmasının sebebi, Hz. Muhammed’den önceki bütün peygamberler içinde sadece bu yüce peygamberin, kendisinden sonra gelip geçecek bütün insanlara önder kılınmış olmasıdır (Taberî, I, 566).
(Kitap ehli olanlar:) “Yahudi veya hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” demişlerdi. De ki: “Hayır! (Biz), [hanîf] (Allah’ı birleyen) olarak İbrahim’in milletine (dinine uyarız). O, müşriklerden değildi.”
Yahudiler ve Hıristiyanlar, Müslümanlara şöyle dediler: “Doğru yolu bulmanız için Yahudi ya da Hıristiyan olunuz.” De ki: “Hayır! Biz, Hanif olan İbrâhim'in yoluna uyarız. O, müşriklerden değildi.”
Onlar, “Yahudi ve Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız.” dediler. De ki: “Hayır; biz, hiçbir zaman müşrik olmayan, hanif¹ olan İbrahim'in milletindeniz.²
1- Şirk koşmaksızın Allah'a yönelmiş olan. 2- İbrahim ümmetinin yaşam biçimini, o toplumun uygarlığını benimseyenlerdeniz.
“Yahudi ve Hristiyan olun ki Hakk yolu bulasınız ve kurtulasınız” diye teklif edenlere söyle ki: “Hayır biz dosdoğru İbrahim dinine ve milletine uyarız. (Çünkü) O (sizin gibi) müşriklerden değildi.”
Yahudi, yahut Nasrani olun da doğru yolu bulun dediler. De ki: Hayır, küfürden, şirkten uzak ve temiz olan İbrahim'in dinindeyiz. O, hiçbir zaman şirk koşanlardan olmadı.
“Yahudiler; yada Hıristiyanlar; Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” derler. De ki: Hayır, bizimki İbrahim'in inanç sistemidir ki, gerçeklere uymayan herşeyden yüz çevirir ve Allah'tan başkasına ilahlık tanımaz.
Yahudiler ve hristiyanlar:
“Yahudi ya da hristiyan olunuz ki, doğru, hak yolu bulmuş olasınız" dediler. Sen de:
“Hayır, Hanif olan, Hakka ve tevhide yönelik İbrâhim'in dininde, İslâm dininde birleşelim. Hiçbir zaman o, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan, gizli şirk yaşayan, başka otoriteler de kabul eden müşriklerden, putperestlerden olmadı" de.
(Kitap ehli) "yahudi veya hıristiyan olun doğru yolu bulursunuz" dediler. [24] De ki: "Aksine, biz ancak İbrahim'in dini olan dosdoğru dine uyarız. O, ortak koşanlardan değildi."
135.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre İbnu Suriya, Resulullah (a.s.)`a: "Doğru yol bizim üzerinde olduğumuz yoldan başkası değildir. Ey Muhammed! Sen de bize uy doğru yolu bulursun" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.24.Burada da 111. ayeti kerimede olduğu gibi yahudilerin iddialarıyla hıristiyanların iddiaları birbirine atfedilerek anılmaktadır. Yani, yahudiler "eğer yahudi olursanız doğru yolu bulursunuz" demekte, hıristiyanlar ise "eğer hıristiyan olursanız doğru yolu bulursunuz" iddiasında bulunmaktadırlar.
Dediler ki: 'Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz.' De ki: 'Hayır, (doğru yol) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini(dir); O müşriklerden değildi.'
Yahûdî ve Hristiyanlar, Müslümanlara şöyle dediler: “- Bizim dinimize girip Yahûdi veya Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız.” Habibim sen de ki “- Hayır, biz hak yol üzere bulunan Hazreti İbrahim'in dinindeyiz. O, hiç bir zaman müşriklerden (Allah'a ortak koşanlardan) olmadı.”
“Yahudi ve Hıristiyan olun, doğru yolu bulursunuz?” dediler. Sen de ki: “Hayır, dosdoğru İbrahimin dinine uyarız. O (ne Yahudi, ne Hıristiyan) ne de müşrik idi.”
Onlar derler ki : «Ya Yahudi olunuz, ya da Hıristiyan, doğru yolu bulursunuz», sen de diyesin ki: «Doğru yol, İslâm olan İbrahim'in yoludur», İbrahim eş koşanlardan değildir
Onlar: “Yahudi ve Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” derler. De ki: “Doğrusu, biz batıl dinlerden uzaklaşıp Hakk'a yönelen İbrahim'in Hanif dini üzereyiz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.”
Buradaki “Hanif” ifadesi; Hz. İbrahim ve milleti için kullanılmakla beraber İslam öncesinde günahtan, dünyevî zevklerden ve bütün şüpheli inançlardan, özellikle de puta tapıcılıktan uzak duran, Hakk’a dosdoğru yönelmiş bulunan insanları tanımlamak için kullanılırdı. Yani “Haniflik”; puta tapıcılığın karşıtı olarak bütün peygamberlerin milletinin ve tevhid dinin adıdır. Bu bakımdan, dini Allah’a has kılmak üzere görevlendirilmiş peygamberlerin dinlerine uyan, doğrunun yanında ve kötülüğün karşısında olan tevhid dinin müntesipleri de “Hanif”tir.
"Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. "Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de.
(Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.
Hanîf, her türlü batıl dinden uzak durup, yalnızca hak dine yönelen kişi demektir.
"Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız," dediler. De ki: "Hayır, biz İbrahim'in tektanrıcı dinine uyarız. O, ortak koşanlardan olmadı."
İslam, bir özel isim değildir. Adem'den itibaren tüm elçiler ve inananlar, kendilerini tanımlamak için, islam ve müslüman kelimelerinin kendi dillerindeki karşılıklarını kullanmışlardır (
2:131;
3:95;
6:161;
7:126;
10:72;
27:31-32;
28:53). Tanrı yanında tek makbul din islamdır, yani Allah'a teslimiyettir. İbrahim, namaz, zekat, oruç ve hac pratiklerini öğretti (
22:78). İbrahim'in izleyicisi Muhammed (
16:123) ise Kuran'ı iletti.
Bir de: "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız." dediler. Sen onlara de ki: "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı."
Bir de Yehud veya Nasara olun ki hidayet bulasınız dediler, de ki: hayır, hakperest hanif olarak İbrahim milleti ki o hiç bir zaman müşriklerden olmadı
(Yahudî ve Hıristiyanlar Müslümanlara:) «Yahudî veya Nasraanî olun ki doğru yolu bulasınız» dediler. De ki (Habîbim): «Hayır, (biz) muvahhid (Allah'ı bir tanıyarak ve müslim) olarak İbrâhîmin dîni (n deyiz). O, Allaha eş tutanlardan değildi».
(Onlar:) “Yahudi veya hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!” dediler. (Ey Resûlüm!) De ki: “Hayır! (Biz) Hanîf(1) (hakka yönelmiş) olan İbrâhîm'in dînine (tâbi' oluruz). Çünki (o, sizin gibi) müşriklerden değildi.”
(1)Hanîf, İslâmiyet’ten evvel, Allah’ın bir olduğuna îmân edip İbrâhîm (as)’ın dînine tâbi‘ olanlara verilen bir isim ve sıfattır. Eğriliği bırakıp doğrusuna giden demektir. Örfte, İbrâhîm (as) milletine isim olmuştur ki, bâtıl ma‘budlardan çekinip, yalnız Allah’a ibâdet eden muvahhid demektir. İlmiyle amel edip İslâmî hükümlere sımsıkı bağlanan kişiler hakkında da kullanılır. (Râzî, c.
2:4, 90-91)
“Yahudi veya Hıristiyan olun ki, doğru yola giresiniz” dediler. Hayır hayır! “Biz doğruları araştıran İbrahim’in izindeyiz” deyin. İbrahim müşriklerden değildi.
Onlar «Yahudi veya Nasrani olun ki hidayet bulasınız» [¹] dediler. Sen onlara de ki «— hayır, biz müvehhit, pâk olan İbrahim dinine tâbiiz [²]. İbrahim müşriklerden de değildir».
[1] Müslümanlara, Yahudiler Yahudi olun, Nasraniler Nasrani olun dediler.[2] Yahut «hayır hidayet İbrahim'in dinidir» demektir.
“Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayeti bulasınız” dediler. De ki: “Biz, hanif olan İbrahim'in dinine uyarız ve o asla şirk koşanlardan değildi.”
(Hanif, başka yollardan yüz çevirip münhasıran tek bir yöne, yani Allah’a yönelen kimse demektir.)
Peygamberlerin getirmiş olduğu hak dini zamanla bozup değiştirerek Yahudilik, Hıristiyanlık adı altında bâtıl inanç sistemleri oluşturanlar, “Yahudi veya Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız!” dediler. Yani Yahudiler Yahudiliğin, Hıristiyanlar da Hıristiyanlığın doğru yol olduğunu ve kendilerinin sahip olduğu inanç sistemini kabul etmedikçe, hiç kimsenin cennete giremeyeceğini iddia ettiler. Ne var ki, Yahudilik dedikleri, Hz. Musa’nın tebliğ ettiği dinin, zamanla bozulup değiştirilmiş şeklinden başka bir şey değildi. Aynı şekilde Hıristiyanlık da, Hz. İsa’nın getirdiği şekliyle kalmamış, yüzlerce hurâfe eklenerek özünden uzaklaştırılmış ve tanınmaz hâle getirilmişti. Dolayısıyla, Yahudiler de, Hıristiyanlar da, insanları Allah’ın dinine değil, kendi uydurdukları bidat ve hurâfelere davet ediyorlar. Ey Müslüman, onlara de ki: “Hayır! Biz, uydurmuş olduğunuz hurâfeler yığınına değil, sizin de örnek ve önder kabul ettiğiniz İbrahim Peygamber başta olmak üzere, bütün Peygamberlerininsanlığa getirdikleri ve yalnızca Allah’a kulluk esasına dayanan o mükemmel inanç sistemine, hanif dinine uyarız! Eğer İbrahim’in izinden yürüdüğünüzü iddia ediyorsanız, siz de hak dine boyun eğmelisiniz, şirkten ve inkârdan uzak durmalısınız. Çünkü İbrahim, hiçbir zaman Allah’a ortak koşmamıştı. Yani o, sizin bugün ‘dinin temel esasları’ saydığınız bâtıl inançları asla benimsememişti. Örneğin, Allah’a oğul isnat etmemiş, Peygamberleri ve salih insanları tanrılaştırmamış, Allah’ın herhangi bir kitabını veya elçisini asla inkâr etmemişti.
Bir de: -“Yahudî veya nasrâniy / hristiyan olun ki doğru yola erişesiniz!” dediler.
De ki: -“Evet! İbrahim’in hanîf milleti olmak üzere!
O Müşrikler’den değildi”.
Onlar size: “Yahûdî veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” dediler. (Ey Muhammed!) Sen onlara: “(Asla böyle değil) bilakis biz, Hakk’a yönelen ve asla müşriklerden olmayan İbrahim’in dosdoğru dinine1 uyarız.” de.
1 Yani; İbrahim (a.s)’ın diğer dinleri terk eden, tek Allah’a inanmayı esas alan, Kur’an’ın ifâdesiyle İslâm dinine... Bu ve benzeri âyetlere göre; İbrahim (a.s)’ın dini, “İslâm Dini”dir. Müslümanların dışındakiler Hz. İbrahim’in dininin takipçileri olamazlar. Çünkü Hz. İbrahim’in dini, tek Allah inancına dayanan bir dindir. Îsâ (a.s) ve Üzeyir’i Allah’ın oğlu saydıkları için Allah tarafından, kâfir oldukları belirtilen Yahûdî ve Hıristiyanların, kendilerini İbrahim’in dininden saymalarını anlamak mümkün ise de onları İbrahîmî dinlerden sayan Müslümanları anlamak hiç mümkün değildir. Bunlar, ya Kur’an okumuyorlar, ya da okuduklarını anlamak istemiyorlar. Bir de İbrahîmî dinler diye bir din çeşidi de yoktur. Hz. Âdem’den bu güne kadar gelen dinlerin tamamının adı “İslam Dini”dir. Bk. (Âlu İmrân: 95, Nisâ: 125, En’am: 161, Nahl: 125)
ONLAR: “Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” derler. De ki: “Hayır, [bizimki,] bâtıl olan her şeyden yüz çeviren 110 ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlardan olmayan İbrahim'in inanç sistemi(dir).”
Ve onlar dediler ki: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” Sen de de ki: “Hayır, Hanif olan ve müşriklerden olmayan İbrahim’in inanç sistemine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” 16/123, 3/95
ONLAR dediler ki: “Yahudileşin ya da Hıristiyanlaşın ki doğru yolu bulasınız!”[266] De ki: “Hayır, biz dosdoğru yol üzere bulunan İbrahim Milleti’ne mensubuz; üstelik o Allah’tan başkasına ilâhlık da yakıştırmazdı.”
[266] Zımnen: Onlar Tevrat ve İncil’e, Hz. Musa ve Hz. İsa’yı gönderen Allah’a çağırmak yerine kendilerine çağırdılar. Burada “Yahudileşin” ya da “Hıristiyanlaşın” biçiminde çevirdiğimiz kelimeleri “Yahudi olun” ya da “Hıristiyan olun” şeklinde çevirmek de mümkündür. Lâkin bu tür bir çeviri âyetin amacına uygun düşmemektedir. Çünkü 1) Onlar burada Müslümanları Tevrat’a ya da İncil’e imana davet etmediler; zaten Tevrat’a ve İncil’e iman etmek Müslüman olmanın şartlarından biridir. 2) Hz. Musa ve Hz. İsa’ya inanmaya da davet etmediler; çünkü Musa ve İsa Kur’an’ın tasdik ettiği ve Müslümanların iman ettiği iki nebidir. Onları inkâr eden de Müslüman olamaz. 3) Kitap ehli söz konusu çağrıyı Hz. Musa ve Hz. İsa’ya tabi olmaya da yapmamaktadır. Çünkü, Kur’an zaten Allah Rasûlü’nü onların yoluna uymaya çağırmıştır (
6:90). İşte bütün bunlardan dolayı Yahudilerin ve Hıristiyanların çağrısı bir kitaba, bir şeriata, bir nebiye değil “yahudileşmeye” ve “hıristiyanlaşmaya” çağrıdır. Fâtiha’nın diliyle: “gazaba uğrayanların” ya da “sapıtanların” yoluna çağrı. Yahudileşme için bkz: Yahudileşme Temayülü, İstanbul-1995 ve Hıristiyanlaşma için bkz: Üç Muhammed, İstanbul-2001, s.43-63.
Ve dediler ki: «Yahudi veya Nasranî olunuz ki hidâyete ermiş olasınız» De ki: «Biz Hanîf olarak İbrahim'in milletine tâbi bulunmaktayız. O, müşriklerden değildir.»
Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Biz bütün batıl dinlerden uzaklaşmış olarak İbrâhim'in dinine tâbi oluruz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı. ”
Yahudi veya hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız. dediler. De ki: "Hayır, biz dosdoğru İbrahim dinine (uyarız). O, (Allah'a) ortak koşanlardan değildi."
(Bir taraf) “Doğru yola gelmek için Yahudi olmalısınız”, (diğeri) “Hristiyan olmalısınız!” dedi. De ki: “Hayır, İbrahim’in dosdoğru şeriatına uymalısınız! O, müşriklerden değildi.”
-Yahudi ve Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız, demektedirler; Sen de ki:-Hayır, hanif olarak, müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine (uyunuz ki hidayete eresiniz)
Bir de “Yahudi veya Hıristiyan olun da doğru yolu bulun” dediler. De ki: Doğrusu, biz bâtıl dinlerden uzaklaşıp hakka yönelen İbrahim'in dini üzereyiz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
"Yahudi yahut Hıristiyan olun ki doğruya kılavuzlanasınız." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil. Şirk ve yozlaşmadan uzak bir biçimde, İbrahim milletinden olalım. O, şirke bulaşanlardan değildi."
ol kim cuḥūdlar “yā naśrāniler ŧoġru yol dutasız.” eyit: belki ibrāhįm milleti, müsülmān; iken daħı olmadı müşriķlerden.”
Daḫı eyitdiler kitāb ehli: Yā müşrikler, oluñuz Yehūdiler yā Naṣrānīler,hidāyet bulursız. Eyit yā Muḥammed: Bel ki İbrāhīm dīni üstine oluñuz yaḫşı i‘tiḳād‐ıla, daḫı degüldür İbrāhīm kāfirlerden.
(Yəhudilər və xaçpərəstlər müsəlmanlara: ) “Doğru yolu tapmaq üçün yəhudi, yaxud da xaçpərəst olun!” - deyirlər. (Ya Rəsulum!) Sən de: “Biz batildən haqqa tapınan (haqq yolda olan) İbrahim dinindəyik, çünki o, Allaha şərik qoşanlardan deyildi.
And they say: Be Jews or Christians, then ye will be rightly guided. Say (unto them, O Muhammad): Nay, but (we follow) the religion of Abraham, the upright, and he was not of the idolaters.
They say: "Become Jews or Christians if ye would be guided (To salvation)." Say thou: "Nay! (I would rather) the Religion of Abraham the True(134), and he joined not gods with Allah."*
134 Hanif: inclined to right opinion, orthodox (in the literal meaning of the Greek words.), firm in faith, sound and well-balanced, true. Perhaps the last word, True, sums up most of the other shades. The Jews, though taught Unity, went after false gods, and the Christians invented the Trinity or borrowed it from Paganism. We go back to pure, han if doctrine of Abraham, to live and die in faith in the One True God.