Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
148, sondan
6089. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
141. ayetidir.
Bakara Suresi 141. ayetinin kelime sayisi
15, harf sayısı
54 ve toplam ebced değeri ise
3826 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
2:134 ayetleridir. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (8)
ل (7)
م (7) bulunuyor.
تلك امة قد خلت لها ما كسبت ولكم ما كسبتم ولا تسـلون عما كانوا يعملون
تلكامةقدخلتلهاماكسبتولكمماكسبتمولاتسـلونعماكانوايعملون
Tilke ummetun kad ḣalet lehâ mâ kesebet velekum mâ kesebtum(s) velâ tus-elûne ‘ammâ kânû ya’melûn(e)
Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
Ehl-i kitabın, Hz. İbrâhim ve onun soyundan gelen diğer peygamberlerin de yahudi veya hıristiyan olduğunu, dolayısıyla onlarla aynı dini paylaştıklarını ısrarla savunmalarına ve bununla övünmelerine karşılık, onlara 134. âyetteki aynı ifade ile cevap verilmiş, böylece asıl sorumlulukları bir defa daha hatırlatılmıştır (bk. Bakara
2:134).
Onlar bir ümmetti, elbette gelip geçti(ler). Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.
Bu mesaj Bakara
2:134, 272, 286, En‘âm
6:52, 164, İsrâ
17:13-15, Lokmân
31:33, Fâtır
35:18, Zümer
39:7, Fussilet
41:46, Câsiye
45:15, Necm
53:38-39 ve Zilzâl
99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmeyeceksiniz.
Onlar, gelip geçen bir ümmetti¹. Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.
1- Topluluktu, toplumdu; Onların yaptıklarının size bir yararı yok. 1. Bölümün Sonu
Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.
Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazançları onlara, sizin kazancınız size. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.
Şimdi o toplumlar geçip gittiler. Onların kazandıkları kendilerine yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size; ve siz onların yaptıklarından dolayı yargılanacak değilsiniz.
Onlar hayatlarını yaşayarak geçip giden milletlerdir. Onların işledikleri sâlih amellerin, yaptıkları hayırların, kazandıkları sevapların, yüklendikleri günahların, isyanların ve haksızlıkların karşılığını görecektir. Siz de işlediğiniz sâlih amellerin, kazandığınız sevapların, yüklendiğiniz günahların, isyanların, haksızlıkların karşılığını göreceksiniz. Siz onların işledikleri amellerden, günahlardan, hesaplarından sorumlu tutulmayacaksınız.
Onlar geçmiş bir ümmetti. Onların kazandıkları kendilerine sizin kazandıklarınız ise sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.
Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.
O bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandığı kendilerinin, sizin kazandığınız da sizin; ve siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.
Onlar gelmiş geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız size. Ve siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz.
Onlar bir ümmettiler, geçip gittiler, yaptıkları onların, sizin yaptığınız sizin, onların yaptığından sizler sorulmazsınız
Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
Bkz.
2:134Ayrıca ayet günümüze: geçmişte birbiri ile sorun yaşamış, savaşmış, ihtilafa düşmüş atalarının üzerinden kin, düşmanlık güdülmemesi gerektiğini, herkesin işlediklerinin sadece kendisini bağladığını, kimsenin de kendisinden önce yaşamış insanlar yüzünden bir sorumluluğunun olamayacağını ifade ediliyor.
Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.
Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.
Resûlullah (s.a.) Medine’ye geldikten sonra müslümanlar on altı on yedi ay kadar Kudüs’e yönelerek namaz kıldılar. Bu durum yahudilerin şımarmalarına, «Muhammed ve ashâbı kıblelerinin neresi olduğunu bilmiyorlardı, biz onlara yol gösterdik» gibi laflar etmelerine ve bunu etrafa yaymalarına sebep olmuştu. Resûlullah, Allah’tan İslâm’a kendi kıblesinin verilmesini niyaz etti. İşte bundan sonra Kudüs’ten Kâbe’ye dönülmesi emri geldi. Bunun üzerine yahudiler ve münafıklar tekrar ileri geri konuşmaya başladılar. İşte kıble ile ilgili 142 ve devamındaki âyetler bu olayı anlatır.
İşte onlar bir toplumdu; gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.
Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
O bir ümmeti geldi geçti, ona kendi kazandığı size de kendi kazandığınız ve siz onların işlediklerinden mes'ul değilsiniz
Onlar birer ümmetdi, (gelib) geçdi. (O ümmetlerin) kazandığı kendilerinin, sizin kazandığınız da sizindir ve siz onların işlemiş olduklarından mes'ûl de olacak değilsiniz.
Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. (Onların) kazandıkları kendilerine,(sizin) kazandıklarınız da sizedir. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından suâl olunmayacaksınız!
Onlar daha önce gelmiş geçmiş bir topluluktu, oların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yaptıklarından da siz sorgulanmazsınız.
O ümmet gelip geçti, onların kazançları onlara, sizin kazancınız da kendinizedir. Onların işledikleri şeylerden mes/ul olmazsınız. [¹¹]
[11] Çene çalma değiştikçe hatıra getirmek için tekrar olunmuştur ki Yahudilerin, pederlerinin şeref ve faziletlerine itimat etmemelerine tenbihtir.
Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorulacak değilsiniz.
Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Ve siz, onların yaptıklarından hesaba çekilecek değilsiniz.Müslümanlar Medine’de, önceleri Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kılıyorlardı. Hicretten bir buçuk yıl sonra, artık Mekke’deki Mescid-i Haram’a, yani Kâbe’ye yönelme emri geldi. İlâhî mesajı omuzlayarak insanlığa önderlik etme görevinin, Son Elçiye baş kaldıran Yahudi ve Hıristiyanlardan alınıp yeni Müslüman topluma verildiğini sembolize eden bu değişiklik üzerine, Yahudilerden itiraz sesleri yükselmeye başladı:
Onlar birer ümmetti; gelip geçti.
Onların kazandıkları kendilerine; sizin kazandıklarınız sizedir.
İşliyor oldukları şeylerden sorumlu tutulmazsınız.
Onlar, gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandığınız da size aittir. Siz, onların yaptıklarından asla sorumlu tutulmayacaksınız.1
1 Aynı âyet için Bk. (Bakara: 134) Aynı konu için Bk. (Tûr: 21, Müddessir: 38, Necm: 39)
“Şimdi o toplumlar gelip geçtiler; onların kazandıkları onlara yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size. Ve siz onların yaptıklarından ötürü yargılanacak değilsiniz.”
Onlar bir ümmetti geldi geçti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir ve siz onların yaptıklarından dolayı asla sorumlu tutulmayacaksınız. 6/164, 17/15, 35/18
“Öncekiler bir ümmettiler, gelip geçtiler: Onların işledikleri kendilerine sizin işledikleriniz de size aittir; ve siz onların yaptıklarından asla sorumlu tutulmayacaksınız.”[276]
[276] Bu âyet 134. âyetle lafzen aynı, lâkin bağlam ve vurgu olarak farklıdır. Âyet 134 atalarla övünmenin yerildiği âyetlerin hemen ardından gelmişken, bu âyet Yahudilerin atalarının kendilerine bildirilen hakikate
karşı işledikleri cinayeti hatırlatan âyetin hemen ardından gelmiştir. Dolayısıyla 134. âyet ataların yaptığı iyiliklerin kişinin erdemine hiçbir şey katmayacağı vurgusunu, bu âyet ise ataların yaptığı kötülüklerden çocuklarının sorumlu tutulmayacağı vurgusunu taşır.
O bir ümmettir ki, gelip geçmiştir. Ona kendi kazandığı, size de sizin kazandığınız vardır. Ve siz onların yapmış olduklarından mesul olmayacaksınız.
İşte onlar bir ümmetti geldi geçti. . . Onların kazandığı kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir! Siz onların işlediklerinden sorguya çekilmezsiniz.
Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.
Allah'ın Elçisi, Mekke'de ibâdetini, Arapların yaptığı üzere Ka'be'ye yönelerek yapıyordu. Medîne'ye geldiği zaman, Kitap ehliyle dîn birliğini ve kardeşliğini göstermek üzere onaltı, on yedi ay kadar onların kıblesi olan Kudüs'e doğru yönelerek namaz kıldılar. Bu durum, Kitap ehlini müslümanlara yaklaştıracığı yerde şımarttı, bazı yahûdîler: "Muhammed ve adamları, nereye yöneleceklerini bilmiyorlardı, biz onlara yönelecekleri kıbleyi gösterdik" gibi laflar etmeğe başladılar. Bu durumdan sıkılan Allah'ın Elçisi, başını göğe kaldırdı, hangi tarafa yönelmeleri gerektiği konusunda gökten bir haber bekliyordu. İşte bu sırada inen bu âyetler, Allah'ın Elçisi'ne, bundan böyle Ka'be'ye yönelerek ibâdet etmesini emretti ve bazı beyinsizlerin, bu durumu bahane ederek kalblere kuşku sokmağa çalışacaklarını; onların tutumuna aldırış etmemesini bildirdi.
Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size. Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.
Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir. Ve siz onların yaptıklarından dolayı sorumlu olmayacaksınız.
Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız sizedir. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.
İşte bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Kazandıkları kendilerine. Sizin kazandığınız da size. Onların yapıp ettiklerinden siz sorumlu olmayacaksınız.
şol bir bölük ķavmdur, bayıķ geçdi. anlaruñdur ne kim ķazandılar; daħı sizüñdür ne kim ķazanduñuz. daħı śolmayasız andan kim oldılar işlerler.
Ol bir ümmetdür ki āḫir oldı geçdi ‘ömrleri. Anlar‐çündür her ne ḳazandı‐larsa ḫayr, şer. Daḫı sizüñ‐çündür her ne kim ḳazanduñuzsa. Daḫı ṣorulmazsızanlar işledügi işlerden.
Onlar (İbrahim, Yə’qub və övladı) bir ümmət (camaat) idilər ki, keçib getdilər, onların qazandıqları (əməllər) özlərinə, sizinki isə özünüzə aiddir. Onların əməlləri haqda sizdən sorğu-sual olunmaz.
Those are a people who have passed away; theirs is that which they earned and yours that which ye earn. And ye will not be asked of what they used to do.
That was a people that hath passed away. They shall reap the fruit of what they did, and ye of what ye do! Of their merits there is no question in your case(139):*
139 Verse 134 began a certain argument, which is now rounded off in the same words in this verse. To use a musical term, the motif is now completed. The argument is that it is wrong to claim a monopoly for Allah's Message: it is the same peoples and in all ages: if it undergoes local variations or variations according to times and seasons those variations pass away. This leads to the argument in the remainder of the Surah that with the renewal of the Message and the birth of a new people, a new symbolism and new ordinances become appropriate, and they are now expounded.