Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 159, sondan 6078. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 152. ayetidir. Bakara Suresi 152. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 3415 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (2) م (1) bulunuyor.
Allah’ı anmak (zikir) hem kalple hem dille hem de eylemle olur. Kalple zikir, insanın her türlü tutum ve davranışında Allah’ı hatırlamasıyla; dille zikir, Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını, tesbih ve dua cümlelerini dilde tekrar etmekle; eylemle zikir ise Allah’ın iradesine uygun yaşamakla olur. Özellikle tasavvufta zikrin her üç çeşidine de önem verilmiş, bilhassa dille zikir için çeşitli usuller geliştirilmiştir. Ancak insanın işini gücünü yaparken, normal hayatını yaşarken kalple zikir halinde olması yani Allah’ı düşünüp O’nun hoşnutluğunu gözetmesi, kezâ amelleriyle zikir halinde olması yani Allah’ın buyruk ve yasaklarına titizlikle uyması en önemli, değerli ve yararlı zikirdir.
“Müslümanın, verdiği her türlü nimetlerden ve imkânlardan dolayı Allah’a minnettarlık duyması, bunu sözleri ve amelleriyle göstermesi” anlamına gelen şükür de genel olarak İslâm ahlâkında, özellikle de tasavvufta kulun Allah’a karşı edep ve saygısını dile getiren önemli kavramlardandır. Zikir gibi şükür görevi de hem dille hem de eylemlerle yerine getirilir. Yaygın tanıma göre her nimetin şükrü, o nimetten insanlara ihsan ve ikramda bulunmak, daha genel olarak o nimeti Allah’ın uygun bulup hoşnut olduğu şekilde kazanıp harcamak ve kullanmakla eda edilmiş olur.
Bunca nimetleri veren Allah olduğuna göre, insanın görevi de daima diliyle, gönül ve eylemleriyle O’nu anıp nimetlerine şükretmek, nankörlükten sakınmaktır. İnsan, her türlü eyleminde Allah’ı hatırlar, işlerini O’nun koyduğu hükümlere ve genel olarak O’nun rızâsına uygun düşüp düşmeyeceği ölçüsüne göre yaparsa Allah da insanı anacak, yani dünyada hak ettiği şekilde ona yardım edecek, âhirette de derecesini yükseltecektir.
Mehmet Okuyan
Siz beni (ibadetle) hatırlayın ki ben de sizi (bağışlama ile) anayım. Benim için şükredin; bana nankörlük etmeyin!
1- Öğütlerimi dinleyin; Bana karşı sorumluluklarınızı unutmayın, yaptığınız her şeyi gördüğümü ve bildiğimi aklınızdan çıkarmayın; sizden istemiş olduğum şeyleri yapın ki, 2- Ben de hak ettiğiniz karşılığı vereyim. Zikir kimi ayetlerde anmak, hatırlamak anlamında kullanılmış olsa da esas itibariyle “öğüt” demektir. Belli sözlerin tekrarlanarak söylenmesine zikir denmesi hurafedir.
Ahmet Akgül
O halde (siz yalnız Bana itaat ve ibadet ederek), Beni zikredin ki; Ben de sizi (rahmetim ve mağfiretimle) zikredeyim. (Nimetim ve faziletimle şereflendireyim.) Bana (sürekli ve samimiyetle) şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Öyleyse siz, bütün zamanlarınızda ve bütün imkanlarınızla her yerde beni anın, ben de sizi her an bağışlamak ve sevap vermekle anayım. Verdiğim nimetlere karşı bana şükredin, nankörlük etmeyin.
O halde zikirle, şükürle, ibadetle, dinimi, şeriatımı anlatarak beni anın ki, ben de size lütfumla muamele yapayım. Bana şükredin, bile bile beni inkâr ederek, ihsan ettiğim nimetlere nankörlük etmeyin.
O halde siz, bana itaat ve ibadet ederek beni anın ki, ben de sizi mağfiretimle anayım. Nimetlerime şükredin de nankörlük yaparak küfre varmayın. (Beni ve nimetlerimi inkâr etmeyin.)
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 152. Ayet Açıklaması
Bkz. 40:60İnsanın Allah’ı hatırlaması genel anlamda; nerede ve hangi şartlarda olursa olsun Allah’a karşı sorumluluğun gereği olarak aklını işleterek, vahyi hayatın merkezine taşıması ve Peygamber’in rehberliğini düstur edinmesidir. Allah katında bu hatırlanma; kulunun göstereceği erdemli ve faziletli bu duruşa karşı Allah’ın sınırsız ve sonsuz nimetler sunması ve onu dünyanın da ahiretin de halifesi kılması anlamına gelir.
Diyanet İşleri (Eski)
Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
(2)“Hâlık-ı Rahmân (rahmeti bol olan yaratıcı) ibâdından (kullarından) istediği en mühim iş şükürdür. Furkān-ı Hakîm’de (Kur’ân’da) gāyet ehemmiyetle şükre da‘vet eder. (...) Hem şükrün envâı (çeşitleri) var. O nev‘lerin en câmi‘i (genişi) ve fihriste-i umûmiyesi, namazdır. Hem şükür içinde sâfî bir îman var, hâlis bir tevhid bulunur. Çünki bir elmayı yiyen ve اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ diyen adam, o şükür ile i‘lân eder ki: ‘O elma, doğrudan doğruya dest-i kudretin yâdigârı ve doğrudan doğruya hazîne-i rahmetin hediyesidir’ demesiyle ve i‘tikād etmesiyle (inanmasıyla), herşeyi cüz’î (küçük) olsun, küllî (büyük) olsun O’nun dest-i kudretine teslîm ediyor. Ve herşeyde rahmetin cilvesini (bir parıltısını) bilir. Hakīkī bir îmânı ve hâlis bir tevhîdi, şükür ile beyân ediyor.” (Asâ-yı Mûsâ, 28. Mektûb, Şükür Risâlesi, 237-239)
İlyas Yorulmaz
Beni hatırlayın, bende sizi hatırlayayım, bana şükredin, beni inkâr etmeyin.
Öyleyse benimle gönül bağınızı hep canlı tutarak ve ayetlerimi sürekli gündeme getirerek Beni anın ki, Ben de dünya ve âhirette iyilikler bahşederek sizi anayım.Hem kalbinizle, hem de söz ve davranışlarınızla Bana şükredin ve sakın Bana karşı nankörlük etmeyin! İşte bunun için:
1 Zikir: Anmak, hatırlamak ve ezberlemek anlamına gelir. Terim olarak ise Allah’ı, kendisinin belirlediği usûl ve ifâdelerle anmak ve hatırlamak demektir. Zikir: a- Dil ile yapılan zikir: (Allah’ı isimleriyle anmak, kitabını okumak, duâ etmektir.) b- Kalp ile yapılan zikir: (Allah’ı gönülden anmaktır.) c- Beden ile yapılan zikir: (Bedenin uzuvlarından her birini Allah’ın emrettiği şeyler için kullanıp, yasakladığı şeyleri yapmaktan korumaktır.) Tasavvuf ekollerinin kendilerine göre yaptıkları zikir tanımlama ve çeşitleri ile ilgili olarak, sahih kaynaklarda herhangi bir rivâyet bulunmamaktadır. Genellikle bu rivâyetlerin kaynağı, kendilerinden menkuldür. Peygamberimizin uygulamalarında Allah, sıfatlarıyla ve kelime-i tevhit’le zikredilmiş ve bunun sayısı da yüzü geçmemiştir. Sünnette sadece “Allah” ve “hû” lafızlarıyla zikir uygulaması yoktur ve bu şekildeki zikir, câiz değildir.2 Ayetin bu bölümü şart cümlesidir. Allah’ın kullarını anması, onların Allah’ı gereği gibi anmaları şartına bağlanmıştır. Ayetin mefhum-i muhalifinden; “eğer zikrettiği halde bir kulu Allah anmıyor ve unutulmaya terk ediyorsa büyük ihtimalle o kul Allah’ı ya gereği gibi anmıyor veya uyduruk usullerle Allah’ı anıyorum diye avunuyor” hükmü çıkarılabilir.
Muhammed Esed
Öyleyse Beni anın ki Ben de sizi anayım; Bana şükredin ve Beni inkar etmeyin.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 152. Ayet Açıklaması
[300] İki âyetin başında yer alan edatlar gerekçe gösterilerek âyetlerin birbirinin devamı olduğu söylenmiştir (Râzî). Bu durumda mâna şöyle olur: “İçinizden, size âyetlerimi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitab’ı ve hikmeti öğretecek bir elçi göndererek sizi andığım gibi siz de Beni anın…” Bundan farklı olarak Ferrâ, 151. âyetin, bu âyetin cevabı olarak okunabileceğini söylemiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık Beni zikrediniz ki Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükrediniz, Bana nankörlükte bulunmayınız.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 152. Ayet Açıklaması
[*] Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen bir bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla getirmek veya söylemektir. (Müfredât) Tabiat, Allah'ın yarattığı âyetlerden, Kur'ân da indirdiği âyetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13:28)
Şaban Piriş
Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
(67) Peygamberimiz, Allah’ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “Kulum Beni andığı zaman Ben onunla beraberimdir. Eğer kulum Beni yalnız başına anarsa, Ben de onu kendim anarım. Eğer o Beni bir topluluk içinde anacak olursa, Ben onu daha da hayırlı bir toplulukta anarım. Kulum Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım; bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak varırım.” (Buhârî, Tevhid: 15; Müslim, Tevbe: 1.)
Yaşar Nuri Öztürk
Anın beni ki, anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin!