Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
202, sondan
6035. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
195. ayetidir.
Bakara Suresi 195. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
66 ve toplam ebced değeri ise
2213 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (13)
ل (11)
م (2) bulunuyor.
وانفقوا في سبيل الله ولا تلقوا بايديكم الى التهلكة واحسنوا ان الله يحب المحسنين
وانفقوافيسبيلاللهولاتلقوابايديكمالىالتهلكةواحسنوااناللهيحبالمحسنين
Veenfikû fî sebîli(A)llâhi velâ tulkû bi-eydîkum ilâ-ttehluketi veahsinû inna(A)llâhe yuhibbu-lmuhsinîn(e)
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Konumuz olan âyetlerin içeriği dikkate alındığında, “Allah yolunda harcama yapmak”, öncelikle savaş masraflarını karşılamayı, ülkenin savunulması için gerekli olan maddî fedakârlıklarda bulunmayı ifade eder. Ancak nüzûl sebebinin belirli olması âyetin hükmünü o sebeple sınırlamayı gerektirmez. Buna göre âyet, insanın sahip olduğu maddî imkânlardan kendine Allah’ın hoşnutluğunu ve âhiret mutluluğunu kazandıracak hayır yollarına harcamada bulunmasını, Kur’anî kavramla infakta bulunmasını emretmektedir. Müslüman âlimlerce ve İslâm medeniyeti tarihinde, böyle bir niyete dayanması şartıyla ülkenin savunulması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi; okul, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi toplumsal hizmet ve hayır müesseselerinin kurulması ve güçlendirilmesi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar çok çeşitli hizmetler için yapılan her türlü harcama Allah yolunda harcama sayılmıştır (ayrıca bk. âyet 254). Savunma ve diğer hizmetler için yapılan harcamalar hem harcama yapanın dinî hayatını hem de ülkenin ve toplumun güvenliğini geliştirmesi ve güçlendirmesi için son derece gerekli olduğundan âyetin devamında “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyurulmak suretiyle bir bakıma, cimrilik yaparak bu tür harcamalardan kaçınmanın müslüman toplumlar ve bireyler için tehlike teşkil ettiği haber verilmiş; âyetin sonunda bir defa daha müslümanlar iyilik etmeye çağrılarak Allah’ın iyilik edenleri sevdiği müjdesi verilmiştir.
Allah yolunda [infak] edin (verin)! (Bunu yapmayarak) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Her türlü iyiliği yapın! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.
Allah yolunda harcama yapınız. Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız ve iyilik yapmaya devam ediniz; Allah iyilik yapanları sever.
Allah yolunda malınızı infak¹ edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
1- Savaş hazırlığı için gerekli yardımı yapın.
Allah yolunda (adil bir düzen kurulsun, hazırlıklı ve caydırıcı bir savunma gücünüz bulunsun diye) infak (harcama ve fedakârlık) yapın; ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. (Cihad yolunda sorumluluktan kaçmak ve maddi fedakârlıktan kaytarmak suretiyle bütün servet, hürriyet ve haysiyetinizi düşmanlara kaptırmayın.) İhsanlı davranın (Hakkı hâkim kılma ve milli savunma konusunda oldukça dikkatli ve gayretli çalışın, görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getirmeye bakın) . Şüphesiz Allah, ihsan ve iyilik ehlini sever (ve mükâfatlandırıp başarıya eriştirir).
Mallarınızı Allah yoluna sarfedin, kendinizi, ellerinizle tehlikeye atmayın, iyilik edin. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Allah yolunda bol bol harcayın. Böylece size cennet kazandıracak imkanı hazır bulmuşken, onu kullanmayarak kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin. Ve iyilik yapmaya devam edin. Unutmayın, Allah iyilik yapanları sever.
Mallarınızı, servetlerinizi Allah yolunda, İslâm uğrunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın.
Sadece kendinizi düşünerek, bu ortak çabaya maddî katkınızı esirgemek suretiyle kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.
İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarınıza, ilişkilerinize, görevlerinize, hayatınıza yansıtın, samimiyetle ibadet edin, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olun, işlerinizde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayın, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idareciler ve müslümanlar olun. Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idarecileri, müslümanları sever.
Allah yolunda harcamada bulunun ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
195.Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Hibban, Hakim ve daha başkaları Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)`nin şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah İslâm`ı kuvvetlendirince ve destekçileri de çoğalınca biz kendi aramızda gizlice: "Mallarımız zayi oldu. Yüce Allah da zaten İslâm`a güç kazandırdı. Artık mallarımızın başında durup da onlardan zayi olanları düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savaştan geri kalarak malların başında durup onları düzeltmeye çalışmaktır."Taberani`nin Cubeyre bin Dahik`ten rivayet ettiğine göre ensar önceleri çok sadaka verir ve Allah`ın dilediği üzere harcamada bulunurlardı. Bir yıl darlığa düştüler ve bu yüzden vermemeğe başladılar. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.
Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Allah yolunda (cihad ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve elinizle, (cimrilik ve israf yaparak) kendinizi tehlikeye atmayın; mücahidlere maddî ve manevî ihsan ve yardımda bulunun. Çünkü Allah, muhakkak iyilik ve ihsanda bulunanları sever.
Ve Allah yolunda harcama yapın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik yapın, güzelce davranın. Bilin ki; Allah, güzel davrananlarla beraberdir.()
(*) Ayetteki muhakkak manasına gelen “inne” kelimesini “biliniz ki” ile tercüme etmemden maksat, (inne) pekiştirme içindir. Pekiştirme anlamı da, Türkçe’de “biliniz ki” ile en güzel şekilde ifade edilir.
Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle tehlikeye düşmeyin, iyilik yapınız, Allah sever iylik eyliyenleri
Allah'ın istediği gibi infak edin (onun size emanet ettiği nimetleri yine onun emrettiği gibi sınırsızca paylaşın). Kendi ellerinizle (iradenizle cimrilik ve israf ederek kendinizi) tehlikeye atmayın ve iyilik yapmaya azimle devam edin. Muhakkak ki Allah iyilik yapanları sever.
Bu ayette: Allah’ın emanet ettiği nimetleri kendi malıymış gibi gelişigüzel kullanmanın, onlarla savurganca ve bencil bir hayat ortaya koymanın, verilen nimetleri -hakları olduğu halde- başkalarıyla paylaşmamanın, iyiliğe ve iyileştirmeye giden yolda harcamada cimrilik ederek Allah’ın istediği istikamette harcamamanın çok kötü bir iş olduğu anlatılmaktadır.
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.
Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.
Âyette geçen «ihsan» kelimesi, bir işi tam ve noksansız yapmak, işin hakkını vermek ve dürüst olmak demektir.
Nitekim bir hadiste Resûlullah (s.a.)a «İhsan nedir?» diye sorulmuş. O da: «Allah’a, O’nu görüyormuş gibi kulluk etmendir, her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni görüyor» buyurmuştur. Kulluk umumî bir davranıştır. Bu itibarla hadisteki manayı, özellikle ibadete yöneltmek doğru değildir. Esasen Arapça’da ihsan, işi doğru dürüst yapmaktır. Onun için işinin ehli olana «muhsin» denir. Tercüme bu anlayışa göre yapılmıştır. Sosyal yardımı ve adaleti de içine alan ihsan ve infakı, «tehlikeyi önleyen bir tedbir» olarak gösteren âyet, adaletin anarşiyi ve ihtilâli önlediğine de işaret etmektedir.
ALLAH yolunda harcayın, kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik edin. ALLAH iyilik edenleri sever.
Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.
ve Allah yolunda infak eyleyin -masraf verin- de kendi ellerinizle tehlükeye bırakmayın, ve güzel hareket edin, çünkü Allah güzellik edenleri sever
Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendinizi tehlikeye atmayın. (Dâima da) iyilik edin. Allah muhakkak iyilik edenleri sever.
Hem Allah yolunda sarf edin, (kendinizi) ellerinizle tehlikeye atmayın ve iyilik edin! Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.(1)
(1)Ebû Eyyûbe’l-Ensârî radıyallâhü anh şöyle demiştir: “Bu âyet, Ensâr cemâati hakkında nâzil oldu. Âyet nâzil olmadan önce biz: ‘Allah’ın dîni kuvvetlendi, yardımcıları çoğaldı. Bizim mâlî ve bedenî yardımımıza ihtiyaç kalmadı. Bu hâlde muhârebe ve cihâdı terk ve te’hîr ederek, mallarımızın başına dönsek ve onların ıslâhı ile meşgûl olsak!’ diye düşünmeye başlamıştık. Bu fikirlerimiz henüz tartışılmaya başlanmıştı ki, bu âyet-i celîle nâzil oldu.” (İbn-i Kesîr, c. 1, 172)Burada zikredilen “tehlike”den maksad, Allah yolunda cihaddan ve bu yolda harcama yapmaktan kaçınmaktır. (Celâleyn Şerhi, c. 1, 232)
Allah yolunda mallarınızdan harcayın. Ellerinizle kendi kendinizi (cimrilik yaparak) tehlikeye atmayın ve iyilik yapın. Allah güzel işler yapanları sever.
Allah yolunda malınızı harcedin, kendinizi tehlikeye atmayın, ihsan edin Allah ihsan edenleri sever. [⁷]
[7] Â'mal ve ahlâkınızı güzelleştirin veya emvâli sarf hususunda ihsan edin, israf da etmeyin, imsak da.
Allah yolunda infak edin, (infakı terk ederek) kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, iyi işler yapın. Şüphesiz Allah ihsan sahiplerini sever.
Malınızı ve canınızı Allah yolunda harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Çünkü cimrilik eder de, zâlimlere karşı yapılan mücâdeleyi malınızla ve canınızla desteklemezseniz, hem bu dünyada hem de âhirette zillet ve perişanlığa mahkûm olursunuz. Bu yüzden, asla cihâdı terk etmeyin ve hep iyiliklerde bulunun, çünkü Allah, iyilik eden ve başladığı bir iyiliği yarım bırakmayan kimseleri sever. Öyleyse;
Allah yolunda infâk edin / harcayın!
Kendi ellerinizle (kendinizi) Tehlike’ye atmayın!
İhsanda bulunun!
Allah, Muhsinler’i / İhsanda Bulunanlar’ı / İyilik-Güzellik Edenler’i sever.
Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmamak ve hep iyilik yapmak için (mallarınızı,) Allah yolunda harcayın.1 Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.2
1 Mallarınızı, Allah yolunda harcamazsanız, kâfirlerin size hâkim olmalarına sebep olur ve kendinizi, ellerinizle tehlikeye atarsınız.2 Müslümanlardan birisi, İstanbul surlarındaki düşman üzerine açıktan hücum edince: “Bu adam, kendisini tehlikeye atıyor.” dediler. Ebû Eyyub El-Ensarî (r.a): “Bu âyet, Allah, Elçisine yardım edip İslâm’ı galip kılınca ‘artık mallarımızın başında durup onların ıslahı ile meşgul olsak mı?’ diyenler hakkında indi.” dedi. (Tirmizî)
Ve Allah yolunda [sınırsızca] harcayın, kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin 173 ve iyilik yapmaya azimle devam edin: unutmayın ki Allah iyilik yapanları sever.
Allah yolunda harcamada bulunun ki kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve iyilik yapın. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever. 8/74, 9/20
Bir de Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın![385] Hep iyilik edin: Allah iyilik edenleri sever.[386]
[385] Yukarıda ele alınan hac ve İslâm’ı insanla buluşturmak için gösterilen her tür çabanın adı olan cihad ibadetleri hep ekonomik fedakârlık gerektiren ibadetlerdir. Bu ibadetler için harcanacak her kuruş “Allah yolunda harcanmış” demektir. Allah yolunda harcama emrinin ardından, bu emrin illet ve hikmeti şöyle açıklanır: “Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın”. Bu tehlike Allah yolunda harcamayı ve cihadı terk etmektir.
[386] “Allah…sever” ya da “Allah…sevmez” diye son bulan âyetlerin hemen tamamına yakını Medenî sûrelerde yer alır. Mekkî sûrelerde ise azab ve ceza öndedir. Bunun nedeni Kur’an’ın eğitim sürecidir. Bu sürecin başlangıcında insanlar azab ile korkutuluyorlardı. Medine döneminde mü’minlerin Allah’la olan ilişkileri “sevgi” düzeyine yükseldi.
Ve Allah yolunda infak ediniz. Ve kendi nefislerinizi tehlikeye düşürmeyiniz. Ve ihsanda bulununuz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ muhsin olanları sever.
Allah yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep güzel davranın. Çünkü Allah güzel hareket edenleri sever.
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin, doğrusu Allah iyilik edenleri sever.
Allah yolunda harcama yapın da kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Güzel davranın. Allah güzel davrananları sever.
[*] Allah yolunda harcama, en zayıf kesime olacağı için güven ve tatmin ortamının doğmasına yol açar.
Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah, iyi iş yapanları sever.
Allah yolunda malınızı harcayın da kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.(97) Ve iyilik yapın, yaptığınızı güzel yapın. Çünkü Allah iyilik yapanları(98) sever.
(97) Ebu Eyyub el-Ensarî, Müslümanların sayısı artıp da İslâm kuvvetlenince, Medineli Müslümanlar arasında, bir kenara çekilip kendi işleriyle meşgul olma düşüncesinin belirmesi üzerine bu âyetin inerek “Kendinizi tehlikeye atmayın” uyarısında bulunduğunu bildirmiştir. (Ebû Davud, Cihad: 22; Tirmizî, Tefsir: 2.)(98) Muhsinleri. Bu sözcüğü kısaca “iyilik yapan” olarak çevirmek mümkünse de, kavram olarak çok daha geniş bir kapsama sahip olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bu kelime, imanı olgunluğa ermiş bir Müslümanın güzelliğini kendisinde toplayan bir sıfattır. Onda, İlâhî buyrukların en güzeline uymak, iyiliği ilke edinmek, yaptığını güzel şekilde yapmak, kulluğunu en iyi bir şekilde yerine getirmeye çalışmak gibi anlamlar vardır. Bütün bunları kısa bir tanımla yansıtamadığımız için, bu sözcüğün geçtiği yerlerde, konunun akışına uygun olan kısmıyla ona anlam vermeye çalışacağız.
Allah yolunda harcama yapın/nimetleri paylaşın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Güzel düşünüp güzel işler yapın! Çünkü Allah, güzellik sergileyenleri sever.
daħı nafaķa eyleñ Tañrı yolında. daħı bıraķmañ ellerüñüzi ya'nį nefslerüñüzi, ḥelālige. daħı eylük eyleñ bayıķ Tañrı, sever eylük eyleyicileri.
Nafaḳa eyleñüz Tañrı yolında, daḫı bıraḳmañuz nefslerüñüzi siz elüñüzlehelāklik içine. Daḫı iḥsān eyleñüz. Tañrı Ta‘ālā sever iḥsān eyleyicileri.
(Malınızı) Allah yolunda xərcləyin. Öz əlinizlə özünüzü təhlükəyə atmayın, yaxşılıq edin! Allah yaxşılıq (ehsan) edənləri sevir.
Spend your wealth for the cause of Allah, and be not cast by your own hands to ruin; and do good. Lo! Allah loveth the beneficent
And spend of your substance in the cause of Allah, and make not your own hands contribute to (your) destruction(211); but do good; for Allah loveth those who do good.*
211 Every fight requires the wherewithals for the fight, the "sinews of war." If the war is just and in the cause of Allah, all who have wealth must spend it freely. That may be their contribution to the Cause, in addition to their personal effort, or if for any reason they are unable to fight. If they hug their wealth, perhaps their own hands are helping in their own self-destruction. Or if their wealth is being spent, not in the Cause of Allah, but in something which pleases their fancy, it may be that the advantage goes to the enemy, and they are by their action helping their own destruction. In all things, their standard should be, not selfishness, but the good of their brethren, for such good is pleasing to Allah.