Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
31, sondan
6206. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
24. ayetidir.
Bakara Suresi 24. ayetinin kelime sayisi
13, harf sayısı
66 ve toplam ebced değeri ise
4186 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (15)
ل (10)
م (1) bulunuyor.
فان لم تفعلوا ولن تفعلوا فاتقوا النار التي وقودها الناس والحجارة اعدت للكافرين
فانلمتفعلواولنتفعلوافاتقواالنارالتيوقودهاالناسوالحجارةاعدتللكافرين
Fe-in lem tef’alû velen tef’alû fetteku-nnâra-lletî vekûduha-nnâsu velhicâra(tu)(s) u’iddet lilkâfirîn(e)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
Âyette zikredilen “ateş” cehennem ateşidir. Bu ateşin yakıtının taşlar ve insanlar oluşu düşündürücüdür. İnsanlar bu âyetin gelmesinden yüzyıllar sonra kömürü bulup yaktıklarında, taş gibi nesnelerin de yandığını anlamışlardır. Cehennemin yakıtı olanlar ise kim bilir nasıl taşlardır? Bazı müfessirler bu taştan maksadın tapınılan taş heykeller, tanrı timsalleri olduğunu düşünmüşlerdir. “Şüphe yok ki siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar cehennem yakıtısınız” (Enbiyâ
21:98) meâlindeki âyet de bu anlayışı destekler gibidir. Ancak heykel ve putun ham maddesi bile olsa eşyanın cezalandırılması âdil ve mâkul görülmediğinden ceza olarak yakılanları “şuurlu ve iradeli yaratıklar” olarak anlamak, taş yakıtı ise “gayb âlemine ait, mahiyeti dünyalılar tarafından bilinemeyen bir nesne” olarak yorumlamak daha uygundur. Hadislere göre cehennem ateşi, yakıcılık bakımından dünya ateşinden yetmiş misli daha şiddetlidir (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 10; Tirmizî, “Cehennem”, 7). Bugün lazerle elmas kesiliyor. Mahiyet ve şiddetini bilmediğimiz ateşlerle taşların da ayrışıp yanması mümkündür. İnsan vücudu gibi narin bir cismin böyle bir ateşte ölmeden ve tükenmeden azap görmesinin tasavvuru bile dehşet vericidir. Kur’an-ı Kerîm insanları işte bu ateşten korumak için gönderilmiştir ve onları rahmete, cennete, ebedî saadete çağırmaktadır.
(Bunu) yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız-, yakıtı insanlar ve taş olan, kâfirler için hazırlanmış (olacak) ateşten korunun!
Benzer mesaj: Tahrîm
66:6.
Kur'an'ın veya on suresinin benzerini getiremediniz; bir suresinin benzerini de asla getiremeyeceksiniz. O halde yakıtı insanlar ile taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten korkun!
Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o halde gerçeği yalanlayan nankörler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.
(Ama bunu) Yapamazsınız, ki (elbette) yapamayacaksınız; (öyle ise) kâfirler için hazırlanmış bulunan ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.
Bunu yapamazsanız, kesin olarak da yapamazsınız ya, sakının odunu insanlarla taşlar olan ve kafirlere hazırlanan ateşten.
Eğer bunu “yapmıyorsanız ki hiçbir zaman yapamıyacaksınız, o zaman yakıtı insanlar ve taşlar olan Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler için hazırlanmış o cehennem ateşinden sakının.”
Bunu yapamazsanız, ki asla yapamayacaksınız, o takdirde, Allah'a sığınıp emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, yakıtı insanlar, suçlular, kâfirler, putperestler ve mâbut saydıkları taşlar olan ateşten korunun. Bu ateş, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, nankörler için hazırlanmıştır.
Böyle bir şeyi yapamadığınıza ve hiç bir zaman da yapamayacağınıza göre, yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan ateşten sakının.
Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınızbu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.
Bunu yapamazsanız (bir sûreye eş getiremezseniz) -ki hiç bir zaman yapamayacaksınız -artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odunu (kâfir) insanlarla taşlardır. O (ateş) kâfirler için hazırlanmıştır.
Eğer yapamazsanız –ki yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten sakının. Ki kâfirler için hazırlanmıştır. [Evet, Cehennem ve Cennet, kâinattaki iyilik ve kötülüğün iki önemli meyveleridirler.]
Bunu yapmadınızsa, hiç de yapamazsınız, imdi sakının ateşten, odunu taşla insanlardır, kâfirler için hazırlanmıştır
Eğer bunu yapamıyorsanız -ki kesinlikle yapamayacaksınız- o zaman yakıtı insanlar ve taşlar olan, hakikati inkâr edenler için hazırlanmış ateşten sakının!
Bkz.
4:140Burada, insanların Allah’la beraber yöneldiği canlı cansız bütün tapınma objeleri “taş” olarak dile getirilmekte ve bunlara tapınan varlıkların güçsüzlükleri de yine taşlarla sembolize edilmektedir. Ayrıca Allah, insana şah (can) damarından daha yakınken (Kaf,
50:16) ve bununla birlikte affeden, merhamet eden, dilekleri kabul eden ve dualara karşılık veren de sadece o iken; kendini korumaktan bile aciz olan varlıklara kulluk eden insanların cehennem yakıtı olacağı hatırlatılmaktadır.
Yapamazsanız ki yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taş olan ateşten sakının.
Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
Bunu yapamazsanız -ki asla yapamıyacaksınız- o taktirde inkarcılar için hazırlanan ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.
23-24 Bu ayetler, Kuran'ın matematiksel mucizesine işaret ediyor. Kuran'ın edebi yönden taklit edilemez oluşunu ileri sürmek, kanıtlanması olanaksız bir savdır. Zira edebi yönden iki metinden hangisinin üstün olduğunu kanıtlayabilecek objektif ve evrensel bir kriter yoktur. Kuran'ın Allah kelamı oluşunun delili, Arapça bilenlerin edebi zevkine göre değişen subjektif bir değerlendirmeye bağlanamaz. El-Mutenebbi ve Taha Hüseyin gibi edebiyat devlerinin ürünlerinin neden Kuran gibi olmadığını objektif olarak açıklamak olanaksızdır. Hanefilerin vitir namazlarında okuduğu duaların Kuran gibi olmadığının Edebiyat kriteriyle kanıtlanmasının imkansızlığı Buhari ve İbni Hanbel tarafından da itiraf edilir. Nitekim Kuran'ın Osman döneminde derlenmesini anlatan geleneksel tarih kitapları her ayet için iki tanık koşulu arandığını bildirir. Bak
4:82;
10:20;
74:30
Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
yok yapamazsanız -ki hiç bir zaman yapamıyacaksınız- o halde çırası insanlarla o taşlar olan o ateşten sakının, o kâfirler için hazırlandı
Fakat bunu yapmazsanız ki hiç bir zaman yapamayacaksınız artık sakının o ateşden ki onun tutarağı (odunu, çırası, ocaktaşı) insanla o taşdır. O (ateş) kâfirler için hazırlanmışdır.
Buna rağmen yapamazsanız, ki aslâ yapamayacaksınız,(3) öyle ise o ateşten sakının ki, yakıtı insanlarla taşlardır; (ve) kâfirler için hazırlanmıştır!
(3)“Kur’ân-ı Hakîm yirmi üç senede değil, belki bin üç yüz senede bütün ins ve cinne karşı bu meydanı okumuş ve okuyor! Hâlbuki evvelki zamanda o kâfirler can, mal ve ıyâlini (âilelerini) tehlikeye atıp, en dehşetli yol olan harb yolunu ihtiyâr ederek (seçerek), en kolay ve en kısa olan muâraza (sözle karşılık verme)yolunu terk ettiler. Demek muâraza yolu mümkün değildi.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 85)Ayrıca bakınız; (sahîfe 212, hâşiye 1; sahîfe 222, hâşiye 1)
Eğer vahyin benzerini getiremezseniz ki bunu yapamayacaksınız. Sonuçta gerçekleri kabullenemeyenler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.
Eğer onu yapamazsanız - elbette yapamayacaksınız - o halde o ateşten sakınınız ki onun çırası insanlardır, taşlardır [⁹], o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
[9] Kâfirler, putlar o ateşin odunu, çırasıdır, tutarağıdır.
Yok eğer yapamazsanız, ki yapamayacaksınız, o halde, kafirler için hazırlanan ve de yakıtı insanlar ve taş olan ateşten sakının.
Şayet bunu yapamazsanız —ki hiçbir zaman yapamayacaksınız— o hâlde, yakıtı insanlar ve taşlar olan, yani taptıkları taştan, tunçtan putlarla birlikte zâlimleri yakıp kavuracak derecede müthiş sıcak olan ve inkârcılar için hazırlanan o ateşten sakının!İslâm davasını yok etmek için her yolu deneyen müşrikler, bu meydan okuma karşısında sessiz kaldılar, cevap veremediler. Oysa Kur’an ayarında bir kitap, hiç değilse bir tek sûre yazabilselerdi, Muhammed’i susturup iddiasını çürütecek, böylece canlarını, mallarını ve evlatlarını fedâ ettikleri uzun ve meşakkatli bir mücadeleye katlanmak zorunda kalmayacaklardı. Üstelik aralarında meşhur şairler, hatipler, edipler bulunuyordu. Buna rağmen Kur’an’a nazire yapmaya teşebbüs dahi etmediler. Çünkü onun beşer üstü bir kaynaktan geldiğini biliyor, ama kibir ve inatlarından dolayı hakikati inkâr ediyorlardı. Eğer Kur’an’ın benzerini meydana getirmeye güçleri yetseydi, elbette bunu yaparlardı. Fakat yapamadılar ve asla yapamayacaklar!Ey insanlar! Bu meydan okuma karşısındaki âcizliğiniz, Kur’an’ın bir insan veya topluluk tarafından uydurulmuş olduğuna dair şüphelerinizi gidermeli ve onun Allah’tan gelen hak bir kitap olduğuna iman etmelisiniz. Böylece, inkârcılar için hazırlanmış olan o korkunç cehennem ateşinden kurtulmakla kalmayacak, şu ilâhî müjdeyi de hak etmiş olacaksınız:
Eğer yapmadıysanız -ki asla yapmayacaksınız- artık Kâfirler için hazırlanmış, yakıtı İnsanlar ve Taşlar olan Ateş’ten sakınıp korunun!
Bunu (bugüne kadar) yapamadığınıza, (gelecekte de) asla yapamayacağınıza göre; kâfirler için yakıtı insanlar ve taşlar1 olarak hazırlanan cehennemden, sakının.
1 Burada “taşlar”dan kastedilenin; kömür veya mahiyeti bizlerce bilinmeyen taş türü yakıtlar olma ihtimali varsa da, taşlardan yapılan “heykeller ve putlar” olma ihtimâli daha kuvvetlidir.
Eğer bunu yapamıyorsanız -ki kesinlikle yapamayacaksınız- o zaman yakıtı insanlar ve taşlar 16 olan, hakikati inkar edenler için hazırlanmış ateşi bekleyin!
Eğer bu işi yapamazsanız ki asla yapamayacaksınız, o zaman, kâfirler için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun. 3/131, 8/14, 21/98, 66/6
Ama eğer şimdiye kadar (bunu) yapamadınızsa, -ki asla yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlar ve taş(tan put)lar olan, inkâr edenler için hazırlanmış ateşten sakınınız!
Eğer siz onu yapamaz iseniz, elbette yapamayacaksınız ya, artık o ateşten sakınınız ki, onun çırası, birtakım insanlar ile taşlardır. O ateş ise kâfirler için hazırlanmıştır.
Bunu yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- çırası insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış o ateşten sakının.
Yok eğer yapmadınızsa, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkarcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
Burada "taşlar" ile, tapınılan putlara işâret edilmektedir. Yani bu ateş, hem o putları, hem de onlara tapan insanları yakan bir ateştir. İşte bundan sakınmak gerekir. Kendisini yanmaktan kurtaramayan şeylere tapmanın ne yararı var?
Bunu yapmazsanız ki asla yapamayacaksınız; o zaman tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan o ateşe karşı kendinizi koruyun. Orası kâfirler için hazırlanmıştır.
[*] Ayetleri görmezlikten gelenler.
Eğer bu işi yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- o zaman, kafirler için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.
Bunu yapamazsanız—ki yapamayacaksınız— kâfirler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateşten sakının.(10)
(10) Kur’ân, inmeye başladığı günden itibaren, bu ve benzeri âyetlerle inkârcılara meydan okumuş ve bu kitabın Allah kelâmı olduğundan kuşku duyanları, onun benzerini getirmeye çağırmıştır. Edebiyatın revaçta bulunduğu bir devirde, aralarında pek çok belâgat ehli kimsenin de bulunduğu müşrikler, eğer bu meydan okumaya cevap verebilselerdi, Müslümanlara karşı giriştikleri mücadeleyi söz ile kazanmış olacaklar ve onlarla savaşmak zorunda kalmayacaklardı. Aradan geçen on dört asırdan sonra bugün, Kur’ân, bir yandan milyarlarca insanın dillerinde ve gönüllerinde yaşarken, bir yandan da bütün inkârcılara karşı aynı şekilde meydan okumaya devam ediyor.
10:38’e ve
11:13-14’ün açıklamasına bakınız.
Eğer yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- korkun o ateşten ki yakıtı insanlarla taşlardır. Küfre sapanlar için hazırlanmıştır o.
pes eger işlemedüñüzse daħı hergiz işlemeyesiz; śaķınuñ oddan ol kim [3a] odunı anuñ ādemįlerden ur daħı daşlardur. yaraķlanmışdur kāfirler-içün.
Pes eger siz işlemeseñüz, taḥḳīḳ işlemezsiz. Daḫı pes ḳorḳuñuz bir od ‘aẕābın‐dan kim ol oduñ odunı ādem oġlanları‐y‐ıla ṭaşlardur. Yaraḳlandı ol odkāfirler‐çün.
Madam ki, bele bir işi bacarmırsınız, heç bacara da bilməzsiniz, o halda kafirlər üçün hazırlanmış, yanacağı (günahkar) insanlardan və kibrit daşlarından ibarət olan oddan (Cəhənnəmdən) həzər edin!
And if ye do it not and ye can never do it - then guard yourselves against the fire prepared for disbelievers, whose fuel is of men and stones.
But if ye cannot- and of a surety ye cannot- then fear the Fire whose fuel is men and stones,- which is prepared for those who reject Faith(43).*
43 According to commentators the "Stones" mentioned in this verse refer to the idols which the polytheists worshipped. Thus, far from coming to the aid of their worshippers, the false gods would be a means of aggravating their torment. [Eds.].