Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
87, sondan
6150. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
80. ayetidir.
Bakara Suresi 80. ayetinin kelime sayisi
23, harf sayısı
91 ve toplam ebced değeri ise
6319 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (18)
ل (17)
م (7) bulunuyor.
وقالوا لن تمسنا النار الا اياما معدودة قل اتخذتم عند الله عهدا فلن يخلف الله عهده ام تقولون على الله ما لا تعلمون
وقالوالنتمسناالنارالاايامامعدودةقلاتخذتمعنداللهعهدافلنيخلفاللهعهدهامتقولونعلىاللهمالاتعلمون
Ve kâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmen ma’dûde(ten)(c) kul etteḣażtum ‘inda(A)llâhi ‘ahden felen yuḣlifa(A)llâhu ‘ahdeh(u)(s) em tekûlûne ‘ala(A)llâhi mâ lâ ta’lemûn(e)
Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
Tefsirlerde yer alan bazı rivayetlerde, yahudilerin cehennemde kalacaklarını iddia ettikleri “sayılı birkaç gün” hakkında farklı bilgiler verilmiştir. Bir rivayete göre Hz. Peygamber yahudilere “Cehennem ehli kimdir?” diye sormuş; onlar da “Biziz; fakat bizden sonra yerimize siz gireceksiniz” demişler; Hz. Peygamber de “Yalan söylüyorsunuz! Çok iyi biliyorsunuz ki biz sizin yerinizi almayacağız” buyurmuş; daha sonra konumuz olan âyet inmiştir. Başka bir rivayete göre, Hz. Mûsâ’nın Sînâ dağında bulunduğu kırk gün zarfında yahudiler buzağıya taptıkları için, bunun cezası olmak üzere cehennemde sadece kırk gün kalacaklarına inanıyorlardı. Diğer bir rivayette yahudilerin, dünyanın ömrünün yedi binyıl olduğuna ve kendilerinin, her bin yıl için bir gün olmak üzere, toplam olarak sadece yedi gün azap göreceklerine inandıkları belirtilir. Gerçekte bu tür iddialar, onların Allah’tan aldıkları bir vaade dayanmayıp sadece kendi kuruntularından, Allah’ın âhiretteki hüküm ve takdiri hakkında bilgisizce söylenmiş boş sözlerden ibarettir. Allah’ın bildirdiği ve adaletin gereği olan gerçek şudur ki, herkesin âhiretteki cezası günahlarının büyüklüğü ve çokluğu nisbetinde olacak; dolayısıyla inkâra sapıp kötülüklerle kuşatılmış, günahlara boğulmuş olanlar ebedî olarak cehennemde kalırken iman edip din ve dünyayı alâkadar eden her alanda “sâlih ameller” (hayırlı, faydalı işler) yapanlar da ebedî cennette kalacaklardır. İşte Allah’ın insanlara verdiği ahid budur (âyette geçen seyyie kavramı hakkında bk. En‘âm
6:160).
(Kitap ehlinden bazıları) “Sayılı birkaç gün hariç, bize ateş dokunmayacaktır.” demişlerdi. (Onlara) de ki: “Siz Allah katından bir söz mü aldınız –ki Allah asla sözünden caymaz– yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
İsrâiloğulları, “Ateş bize birkaç günden fazla dokunmaz” derler. Onlara de ki: “Allah'tan bir söz mü aldınız; çünkü Allah asla sözünden caymaz; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?”
“Sayılı günlerin dışında, ateş bizi yakmaz.” dediler. De ki: “Allah'tan buna dair bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise Allah, kesinlikle verdiği sözden dönmez. Yoksa, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”.
(Şeytani bir aldanışla) Dediler ki: 'Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir.' (Biz seçkin ve sevimli kullarız, nasipli ve kıymetli insanlarız, hangi günahı işlesek yine de bize azap edilmeyecektir.) De ki: “Allah katından bir ahit mi aldınız? -Ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı (yalan uydurup hiç) bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz (ve sapıtıyorsunuz) ?”
Dediler ki: Ateş, bizi yaksa bile birkaç gün yakar. De ki: Allah'tan bir söz mü aldınız? Aldınızsa Allah sözünden hiç dönmez. Yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?
Ve onlar: “Ateş bize birkaç günden fazla dokunmaz” derler. De ki onlara: Allah'tan bir söz mü aldınız çünkü Allah hiçbir zaman sözünden caymaz yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
Bir de İsrâiloğulları:
“Sayılı birkaç günün dışında bize asla Cehennem ateşi dokunmayacaktır" dediler. Sen de:
“Siz Allah'tan bir taahhüt, bir söz mü aldınız? Eğer böyleyse, Allah asla sözünden dönmez. Yoksa Allah adına bilmeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" de.
Onlar (İsrailoğulları) yine: "Bize sadece sayılı günlerde ateş dokunacaktır" dediler. Onlara: "Siz Allah katından bir söz mü aldınız? Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. Yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" de.
80.el-Mu`cemu`l-Kebir`de Taberani`nin, İbnu Cerir`in ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre, Resulullah (a.s.)`ın Medine`ye geldiği sıralarda yahudiler: "Dünyanın ömrü yedi bin yıldır. İnsanlar dünya yıllarıyla her bin yıla karşılık ahirette, ahiret günleriyle bir gün azap göreceklerdir. Buna göre ahiret azabı yedi gün sürecek ve sonra son bulacaktır" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi.İbnu Cerir`in bir başka tarıktan Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de, yahudiler: "Biz sadece buzağıya kulluk ettiğimiz süre olan kırk gün içindeki yeminimizin keffareti için ateşe gireceğiz. Bu tamam olunca azap da son bulacaktır" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi.
Dediler ki: 'Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir.' De ki: 'Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmezYoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?'
O yahûdiler: “-Bize sayılı bir kaç günden başka asla cehennem ateşi dokunmaz.” dediler. Ey Habibim, onlara de ki, size o müddetten daha ziyade azab edilmiyeceğine dair Allah'dan bir vaad mı aldınız? Böyle ise, Allah ahd ve vaadinden asla caymaz. Yoksa Allah'a karşı bilemiyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
Onlar: “Sayılı günler dışında bize ateş dokunmayacaktır” dediler. Sen söyle: “Sözünü asla bozmayan Allah ile bir anlaşma mı yaptınız? Yoksa bilmediğiniz şeyleri Allah adına mı uyduruyorsunuz?”
«Ateş bize yalnız birkaç gün değer» diyorlar, «Yoksa Tanrıyla sizler söyleştiniz mi?» diye sor sen onlara, Allah dönmez sözünden, yoksa, Allah hakkında, bilmediğiniz şeyi söyler misiniz?
Onlar: “Sayılı birkaç gün dışında bize ateş asla dokunmayacaktır.” derler. Onlara de ki: “Allah'tan bir söz mü aldınız? Aldıysanız ne âlâ, Allah sözünden asla caymaz.” Yoksa bil(e)mediğiniz şeyleri Allah adına mı söylüyorsunuz?
Bkz.
3:24Yahudiler, Allah’ı kendilerinin millî tanrıları, kendilerini de Allah’ın imtiyazlı kulları olarak görüyorlardı. Bu âyette Allah; Yahudilerin kutsadığı “üstün ırk” anlayışını ve dolayısıyla da toplumsal özellikleri, ırksal özelliklere indirgemeyi ve böylece herhangi bir ırkın öteki ırklara üstün olduğu öğretisini reddediyor.
"Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir", derler; sor, "Allah katından siz söz mü aldınız?", eğer öyle ise Allah sözünden caymayacaktır. "Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"
İsrailoğulları: Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. De ki (onlara): Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
"Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek," dediler. De ki: "ALLAH'tan böyle bir söz mü aldınız -ki ALLAH verdiği sözden dönmez- yoksa ALLAH adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"
Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
Bir de dediler: Bize sayılı bir kaç günden maada asla ateş dokunmaz, siz, di, Allahtan bir ahit aldınız mı? Böyle ise Allah asla ahdinde hulfetmez, yoksa Allaha karşı bilemiyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
(Peygamber onları Cehennemle korkutduğu zaman da : «Atalarımızın buzağıye tapdıkları) sayılı (ve mahdud) günlerden (kırk günden) başka (fazla) bize kat'iyyen Cehennem (azabı) dokunmayacak» dediler. Söyle (Habîbim) ki: «Allah katından (bu hususda) bir ahdi mi elde etdiniz? (Ondan böyle bir sözü mü aldınız?) ki Allah ahdinden asla caymaz yoksa Allaha karşı bilmeyeceğiniz bir şey'i mi söylüyorsunuz?».
Hem: “Sayılı birkaç günden başka bize ateş aslâ dokunmayacaktır!” dediler. (Ey Resûlüm! Onlara) de ki: “(Buna dâir) Allah katından bir söz mü aldınız, ki Allah sözünden aslâ dönmez, yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
Dediler ki “Bizler belirli günlerde ateşin içerisinde olacağız.” Deki “Bu iddianıza karşılık Allah’dan bir ahit mi aldınız? Eğer doğru söylüyorsanız, Allah asla verdiği sözden dönmez. Yoksa Allah adına bilmediğiniz şeylerimi söylüyorsunuz?”
Onlar «— bize ateş dokunmaz, meğer ki sayılı günlerde ola. dediler. Onlara de ki, « bu bapta Allah yanında bir ahit mi edindiniz? Allah asla ahtinden caymaz [⁴], yoksa bilmediğiniz bir şeyi Allah/a isnat mı ediyorsunuz? [⁵].
[4] «Bu bapta Allah yanında bir ahit almış iseniz» cümlesi mukadderdir.[5] «Belki siz bilmediğiniz bir şeyi Allah'a isnat ediyorsunuz» demektir. Bu mânada serzeniş vardır.
“Ateş bize sadece sayılı bir kaç gün değecektir” derler. De ki: “Allah katından siz söz mü aldınız? Eğer öyle ise bu durumda Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?”
Yahudiler, “İşlediğimiz günahların karşılığında cehennemde geçireceğimiz sayılı birkaç gün dışında, bize asla ateş dokunmayacaktır! Çünkü biz Allah’ın ayrıcalıklı kullarıyız, her türlü günahı işlesek de, sonunda cennete gireceğiz!” dediler. Onlara de ki:“Bu konuda Allah’tan bir güvence mi aldınız, —ki Allah asla sözünden caymaz— yoksa Allah adına bilgisizce sözler mi söylüyorsunuz?”
Bir de: -“Sayılı birkaç günden başka Ateş bize asla dokunmayacak!” dediler.
De ki: -“Allah katından bir ahid mi aldınız?
Allah, ahdinden asla caymayacaktır.
Yoksa bilmeyeceğiniz şeyleri Allah’a mı söylüyorsunuz?”.
Bir de (Yahûdîler): “Cehennem ateşi bize ancak, birkaç günden başka dokunmayacak.” dediler.1 (Ey Muhammed!) Sen de onlara: “Siz, Allah’tan böyle bir söz mü aldınız? -ki Allah sözünden asla dönmez- yoksa Allah hakkında asla bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” de.
1 Yahûdîler, kendilerinin Allah’ın dostları oldukları için mutlaka cennete gideceklerine inanmakla birlikte, bir ihtimâl cehenneme gidenlerinin de; orada çok az kalacaklarına inanırlar. (Celâleyn) Bk. (Âlu İmrân: 24) Bu âyet, Yahûdîlerin: 1- “Bizim buzağıya ibâdetimiz, Mûsa’nın yokluğunda kırk gün idi. Bunun için biz, Cehennemde kırk günden fazla kalmayacağız.” 2- “Dünyanın ömrü yedi bin senedir. Biz de her bin sene için bir gün azap göreceğimize göre, cehennemde yedi günden fazla kalmayacağız.” 3- “Cehennemin bir ucundan Zakkum ağacına kadar olan ucu, kırk senelik yoldur. Biz bu yolu kırk günde geçeceğiz.” demeleri üzerine nâzil olmuştur. (Kurtubî)
Ve onlar: “Ateş, bize birkaç günden fazla dokunmaz” derler. 65 De ki [onlara]: “Allah'tan bir söz mü aldınız -çünkü Allah hiçbir zaman sözünden caymaz- yoksa asla bilemeyeceğiniz bir şeyi mi Allah'a isnad ediyorsunuz?”
Ve bir de kalkıp “Ateş bize sayılı birkaç gün dışında dokunmaz.” derler. Sor onlara “Allah katından bu konuda bir ahit/söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah ahdinden/sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi uyduruyorsunuz?” 3/24, 10/18, 82/16
Onlar, “Sayılı bir kaç gün dışında kesinlikle bizi ateş yakmayacak” derler. Sor onlara: “Allah’tan kesin bir söz mü aldınız -ki eğer öyleyse, Allah sözünden kesinlikle caymaz-; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”[150]
[150] Bu âyeti, önceki âyetlerle birlikte düşündüğümüzde, cahil Yahudi kitlelerin bu asılsız inancının, onlara elleriyle yazdıkları kitaplarda âhiret garantisi verip, bunu da menfaat temin etmek amacıyla Allah’ın mesajı olarak sunan din adamlarının gerçekle hiçbir ilgisi olmayan yorumları olduğu hemen anlaşılır. Nitekim, Talmud’un Roş Ha-Şana bölümünde cehennemlik Yahudilerin orada 12 ay kalacağı yorumu yapılmıştır.
Ve dediler ki: «Bizlere birkaç sayılı günden başka cehennem ateşi temas etmeyecektir. De ki: «Siz Allah'ın huzurunda bir ahid mi aldınız? Elbet de Allah Teâlâ ahdinde hulf etmez. Yoksa bilmeyeceğiniz bir şeyi Cenâb-ı Hakk'a isnad edip söylüyor musunuz»
Bir de derler ki: “Cehennem ateşi, sayılı birkaç gün dışında bize asla dokunmayacak. ” De ki: “Buna dair Allah'tan garanti mi aldınız? Aldıysanız ne âla, Allah vâdinden asla caymaz. ” Yoksa kesin bilmediğiniz şeyi mi Allah adına söylüyorsunuz?
Bir de dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında bize ateş dokunmayacaktır." De ki: "Allah'tan (bu hususta) bir söz mü aldınız. şayet öyle ise Allah verdiği sözden dönmez-yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?
“Ateş bize, sayılı birkaç gün dışında dokunmaz!” derler. De ki “Allah katından söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah’ın adını kullanarak bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?”
-Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır, derler. Onlara:-Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? de.
Bir de, “Sayılı günlerden başka bize ateş dokunmaz” dediler. Sen de ki: Allah katından bir söz mü aldınız—eğer öyleyse Allah sözünden dönmez—yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?
Dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında ateş bize asla dokunmayacaktır." De ki: "Allah'tan bir ahit mi aldınız! Allah, ahdine asla ters düşmez. Yoksa siz Allah'a isnat ederek, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
daħı eyittiler: “hergiz yoķanmaya bize od, illā günler śaġınlanmış ŧuttuñuz mı Tañrı ķatında 'ahd ķavlı ya'nį 'aźāb olmamaġı kim, hergiz ħilāf eylemeye Tañrı, ķavlını. belki söylersiz Tañrı üzere, anı kim bilmezsiz.”
Yehūdiler eyitdiler: bizi od yandurmaz, illā nice günler ki ḳırḳ gündür. Eyityā Muḥammed: Dutduñuz mı Tañrı Ta‘ālā ḳatında ‘ahd? Yā size va‘d mı ey‐ledi? Tañrı Ta‘ālā va‘desine ḫilāf eylemez. Yā siz eydür misiz Tañrı Ta‘ālāḥaḳḳına, siz bilmegen nesneleri.
Onlar (yəhudilər): “Cəhənnəm odu bizə bir neçə gündən artıq əzab verməz” –deyərlər. (Ya Rəsulum!) Onlara söylə: “Siz Allahdan belə bir və’d almısınızmı? (Əgər belədirsə) Allah heç vaxt Öz əhdindən dönməz. Yoxsa Allaha qarşı bilmədiyinizi söyləyirsiniz?”
And they say: The fire (of punishment) will not touch save for a certain number of days. Say: Have ye received a covenant from Allah truly Allah will not break His covenant or tell ye concerning Allah that which ye know not?
And they say: "The Fire(85) shall not touch us but for a few numbered days:" Say: "Have ye taken a promise from Allah, for He never breaks His promise? or is it that ye say of Allah what ye do not know?"*
85 The Jews, in their arrogance might say: Whatever the terror of Hell may be for other people, our sins will be forgiven, because we are the children of Abraham; at worst, we shall suffer a short definite punishment and then be restored to the "bosom of Abraham." This bubble is pricked here. Read this verse with
2:81-82. The general application is also clear. If Unfaith claims some special prerogative, such as race, "civilization," political power, historical experience, and so on, these will not avail in Allah's sight. His promise is sure, but His promise is for those who seek Allah in Faith, and show it in their conduct. (Cf.
3:24 and n. 1142).