Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2354, sondan
3883. ayet;
20. sure ve
Tâhâ Suresinin
6. ayetidir.
Tâhâ Suresi 6. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
43 ve toplam ebced değeri ise
3624 olarak hesaplanmıştır.
Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri
387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ط (0)
ه (2) bulunuyor.
له ما في السموات وما في الارض وما بينهما وما تحت الثرى
لهمافيالسمواتومافيالارضومابينهماوماتحتالثرى
Lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardi vemâ beynehumâ vemâ tahte-śśerâ
Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.
Bütün evren rahmân olan Allah’ın hükümranlığı altında olduğuna göre, varlıklar âlemi O’nun merhametiyle kuşatılmış demektir, her varlık fark etse de etmese de O’nun rahmetinden payına düşeni almaktadır (“arş” ve “istivâ” kelimelerinin açıklaması için bk. A‘râf
7:54). Göklerde, yeryüzünde ve ikisi arasında bulunan her şeyin Allah’a ait olduğu birçok âyette ifade edilmiştir. Kur’an’ın sadece bu âyetinde, belirtilenlerin yanı sıra toprağın altındakilerin de O’na ait olduğu bildirilmiştir. Müfessirler genellikle bu ifadeyi yerin yedi kat altındakiler şeklinde açıklamışlardır; bu yaklaşıma göre insan için genellikle merak konusu olan bir alana işaret edilmiş olur. Âyette varlık ve olayların insan tarafından yakından gözlemlenebilen bir kesitine özel bir vurgu yapılmış olduğu düşüncesinden hareketle, bu ifade “toprağın hemen altındakiler” şeklinde de yorumlanabilir. Her hâlükârda, bu unsura özel olarak yer verilmesiyle, hiçbir şeyin Cenâb-ı Hakk’ın mutlak egemenliği dışında düşünülemeyeceğine dikkat çekildiği açıktır. Belirtilen mutlak egemenliğin en açık göstergesi, Allah’ın kâinattaki her varlık ve olayın bilgisine sahip olması ve hiçbir şeyin O’na gizli kalmamasıdır. İlâhî bilginin bütün inceliklere ve ayrıntılara nüfuz derecesini iyi kavramamız için, sadece saklananlara değinilmekle yetinilmeyip daha gizli olanlara ayrıca temas edilmiştir. 7. âyetteki “gizli” diye çevirdiğimiz sır ve “gizlinin gizlisi” diye çevirdiğimiz ahfâ kelimeleri değişik biçimlerde yorumlanmıştır. Bazı müfessirlere göre “sırdan daha gizli olan”ın anlamı “kişinin içinden geçirip dış dünyaya yansıtmadıkları”dır. Taberî bu konudaki görüşleri verdikten sonra kendi tercih ettiği yorumu şöyle belirtir: “Sırdan daha gizli olan, Allah’ın kullarından sakladığı, var olması imkân dahilinde bulunmakla birlikte henüz varlıklar alanına çıkmamış olanlar içinden kulların bilmedikleridir; zira bunları ancak Allah ve sonra da O’nun kendilerine bildirdiği kullar bilebilir” (XVI, 139-141 ). M. Esed ise âyetin bu kısmını, “O sadece insanın dile getirilmeyen bilinçli düşüncelerini değil, bilinç altında olup bitenleri de bilmektedir” şeklinde açıklar (II, 624). Tasavvufçular insanın mânevî varlığını derinliğe doğru “kalp, sır, ruh, hafî, ahfâ” şeklinde sıralarken (bk. H. Kâmil Yılmaz, s. 460), bu kelimelerin geçtiği âyetlere dayanmışlardır. Buna göre Allah, kâinatın özü olan insanın en derin ve en gizli boyutlarını da bilmektedir. 8. âyette geçen ve “en güzel isimler” diye çevirdiğimiz esmâ-i hüsnâ, “Allah Teâlâ’nın en güzel ve en mükemmel anlamlara ve niteliklerine delâlet eden isimleri” anlamına gelir (bilgi için bk. A‘râf
7:180).
Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altındaki her şey sadece O’na aittir.
Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar, hep O'nundur.
Göklerde ve yerde ne varsa ve bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa O'nundur.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur (O’nun emrindedir).
Onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve ne varsa ikisinin arasında ve ne varsa yerin altında.
Göklerde, yerde, göklerle yer arasında ve yer altında ne varsa, hepsi O'nundur.
Göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların, bu ikisinin arasındaki ve toprağın altındaki varlıkların ve imkânların tamamı O'nundur, O'nun tasarrufundadır.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve toprağın altında ne varsa hepsi O'nundur.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.
Bütün gökte olanlar, bütün arzdakiler, bütün bu ikisinin arasındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep O'nundur.
Göklerdeki, yerlerdeki, aralarındaki ve yerin altındaki her şey yalnızca O’nundur.
göklerde de, yerde de, ikisinin arasında olan da, yer altında bulunan da onundur
Göklerde, yerde, bu ikisi arasında ve toprağın altında olanların tümü O'nundur.
Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur.
Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O'nundur.
Göklerde, yerde, her ikisinin arasında ve hatta toprağın altında ne varsa onundur.
Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.
Bütün Semavâttakiler ve bütün Arzdakiler ve bütün bunların aralarındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep onun
Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa Onundur.
Göklerde bulunanlar, yerde olanlar ve ikisi arasındakiler ve toprağın altında olanlar O'nundur.
Göklerde, yerde, her ikisinin arasında ve toprağın altındakilerin sahibi O dur.
Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve nemli toprak altında ne varsa hepsi O/nundur.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve toprağın derinliklerinde olanların tümü O'nundur.
Bütün göklerdekiler, yerdekiler, göklerle yer arasında bulunanlar ve toprağın altında olanlar, yalnızca O’nundur.
Gökler’dekiler, Yer’dekiler, ikisi arasındakiler, Toprağın altındakiler O’nundur.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü Onundur.
Göklerde ve yerde ve bunların arasında ve toprağın altında ne varsa hepsi O'na aittir.
Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ve toprağın bağrında olan her şey O’nundur. 2/116, 10/68, 16/52, 57/4
Göklerde, yerde, bu ikisi arasında ve toprağın bağrında[2548] ne varsa O’na aittir.
[2548] İlk anlamı “nemli toprak” olan serânın bağrında sakladığı canlı ve organik dünyayı çağrıştıran vurgusu, çeviriye “bağrında” karşılığıyla yansımıştır.
Göklerde ne varsa ve yer de ne varsa ve ikisinin arasında ne varsa ve nemli toprağın altında ne varsa hepsi O'nundur.
Göklerde ne var, yerde ne varsa O'nundur. Bu, ikisi arasında olan, yerin altında olan da O'nun'dur.
Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar hep O'nundur (ne kadar kapalı olursa olsun, O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz).
Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa hepsi O’nundur.
Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ve toprağın altında olan her şey O'nundur.
Göklerde, yerde, ikisi arasında ve nemli toprağın altında(2) olan ne varsa Onundur.
(2) Toprağın altı, özellikle nemli toprağın altı, yerin üstünden geri kalmayacak bir zenginlikle hayatın kaynadığı bir ortamdır. Hattâ kışın çetin şartları altında, yer üzerine herhangi bir hayat belirtisi görülmezken, kar tabakası altında donmaktan korunmuş ve nemli kalması temin edilmiş olan toprakta, göze görünen ve görünmeyen sayısız canlı türleri ile hayat yine devam eder. Bu hummâlı faaliyetler sayesindedir ki, bahar geldiğinde yeryüzü dirilir ve tekrar eski canlılığına kavuşur.
Göklerde, yerde, onların arasında, toprağın bağrında ne varsa O'nundur.
anuñdur ne kim gökler içindedür daħı ne kim yir içindedür daħı ne kim ol ikinüñ arasındadur daħı ne kim yaş ŧopraķ altındadur.
Tañrı Ta‘ālānuñ ḫalḳı mülkidür, gökler ve yirler ehli, daḫı ikisinüñ arasın‐da olanlar, yirler altında olanlar daḫı.
Göylərdə və yerdə, onların arasında və torpağın altında (yeddi qat yerdə) nə varsa (hamısı) Onundur.
Unto Him belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth, and whatsoever is between them, and whatsoever is beneath the sod.
To Him belongs what is in the heavens and on earth, and all between them, and all beneath the soil.(2537)*
2537 An exhaustive definition of everything we can conceive of—what is in the heavens, on the earth. or between, or within the bowls of the earth.